Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/13840 E. 2006/15148 K. 18.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/13840
KARAR NO : 2006/15148
KARAR TARİHİ : 18.12.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.05.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı DSİ vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, anayola çıkışı bulunmayan 2025 sayılı parselinin çevredeki … genel yol olan 1724 parsel numaralı DSİ’ye ait servis yoluna bağlanabilmek için davalıların 1917, 1721 ve 1723 sayılı parsellerinden geçit hakkı istemiş, davalı DSİ Genel Müdürlüğü, davacının ulaşmak istediği yolun genel yol olmayıp, bitişiğindeki DSİ kanalının bakım, onarım ve işletilmesi için tasarlanmış servis yolu olduğunu, zaman zaman kanalın temizlenmesi sırasında çıkan rusubat ve depo topraklarının bu yola döküldüğünü, bu nedenlerle buraya bağlanacak şekilde geçit hakkı kurulamayacağını savunmuştur. Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili ve davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının
davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek … bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın … bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olayda;
Davacının 2025 numaralı parseli gerçekten de geçit ihtiyacı içindedir ve bilirkişiler çevrede kadastrol yol bulunmadığını, … yolun 1724 parsel numaralı DSİ’ye ait servis yolu olduğunu belirtmişler, mahkemede diğer komşu parseller üzerinde kurulacak geçiti çevredeki … yol olan DSİ. servis yoluna bağlamayı uygun bulmuştur. Dosyada mevcut kadastro paftasında 2025 parselin batısında 1936 parsele bitişik durumda bir yol görünmektedir. Mahkemece, burada geçişe elverişli bir yolun bulunup bulunmadığı araştırılmamış ve değerlendirmeye alınmamıştır.
Bundan ayrı, DSİ. Genel Müdürlüğü vekili tarafından güneyde yapılı servis yolunun genel yol olmadığı ve bu yoldan yasanın anladığı anlamda yararlanılamayacağı belirtilmiş olup bu yanıt üzerinde durulmamıştır. Öteden beri benzer uygulamalarda DSİ ve benzer kuruluşların geçit tesisi bakımından servis yollarının kullanılabilir olduğu belirtilmekte olup, somut olay için vekil marifetiyle verilen olumsuz yanıtın, genele … düştüğü anlaşılmaktadır. Güneyde mevcut olan servis yolunun geçide elverişli olup olmadığı hususu dosyadaki kroki ve paftada eklenerek doğrudan denetimi yapan bölge Müdürlüğünden sorulup, alınacak yanıtın mahkemece değerlendirilmesi yapılmadan hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, yol ihtiyacı olduğu belirtilen 2025 parselin güney bitişiği 1704 nolu parsel malikleride açılan geçit güzergahına göre davalı safında gösterilecek kişi durumuna gelmişlerdir. Davacıya bu yolda ayrı bir dava açtırılarak, eldeki dava ile birleştirilmesi ve bundan sonra yukarıdaki ilkelerde gözetilerek, tüm deliller değerlendirilerek sonucu doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; kurulan geçidin sicile işlenmesine karar verilmemesi de doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 18.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.