Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/9364 E. 2006/10823 K. 12.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9364
KARAR NO : 2006/10823
KARAR TARİHİ : 12.10.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 5.12.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydındaki şerhin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, Topallı Köyü 533 ada 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15,16 parseller; 534 ada 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15,16 parseller ve 535 ada 1, 2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13 parsellerin maliki olduğunu, bu parsellerin 1963 yılında yapılan kadastro çalışması sonucu oluşan 369 parsel sayılı taşınmazdan oluştuğunu;02.11.1994 satın aldığı taşınmazların tapu kaydında herhangi kısıtlayıcı şerh yok iken sonradan çıkan 4086 sayılı Kanunun 3.maddesine dayanarak kayıtlara “3573 sayılı yasa kapsamında olup, veriliş amacı dışında kullanılamaz, miras dahil bölünemez, veriliş tarihindeki yüzölçümü küçültülemez Aksi takdirde Hazine’ce geri alınır.” şerhi verildiğini, yasaya aykırı olarak konulan bu şerhin kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
Kaldırılması istenen “3573 sayılı yasa kapsamında olup, veriliş amacı dışında kullanılamaz,miras dahil bölünemez,veriliş tarihindeki yüzölçümü küçültülemez Aksi takdirde Hazine’ce geri alınır.” şerhi ise 4.9.2003 tarihinde konulmuştur. Konulan şerhin dayanağı 3573 saydı Kanunda 4086 sayılı Kanunla yapılan değişikliktir. Gerçekten 4086 sayılı Yasa ile 3573 sayılı yasada bazı değişiklikler yapılmış, 3573 sayılı yasanın 3 .maddesinin 3.fıkrası “…5 yıl süre ile taşınmazın gayesine uygun olarak kullanıldığı Tarım ve Köy İşleri Bakanlığınca tespit edilenlere mahallin en büyük mülki amiri tarafından tapuları devredilir. Bu yolla verilen taşınmazlar hiçbir şekilde amacı dışında kullanılamaz…, bu hususlar da taşınmazın siciline gerekli şerh verilir” şeklinde değiştirilmiştir.4086 sayılı Kanun 28.2.1995 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Kanunun yürürlüğünden önce zeytinciliğin ıslahı ve yabanilerinin aşılanması hakkındaki iş ve işlemlere uygulanacak mevzuat 7.2.1939 tarihinde yürürlüğe giren 3573 sayılı kanundur. Anılan bu yasada 3573 sayılı kanun uyarınca edinilecek taşınmazların amacı dışında kullanılamayacağı hususu taşınmaz siciline şerhi gerekeceğine dair herhangi bir hüküm yoktur. Hal böyle olunca yasaların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin ilkeler üzerinde durulması gerekir. 9.3.1988 tarih ve 1987/2-860-232 sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında vurgulandığı üzere kural olarak herhangi bir yasa veya düzenleyici hüküm o yasanın yürürlüğe girdiği andan itibaren hukuksal sonuç meydana getirir. Değişik bir anlatımla yürürlüğe giren yasa yürürlük tarihinden önceki olaylara uygulanmaz. Medeni Hukuk uygulaması açısından buna yasaların geriye yürümemesi (makabiline şamil olmaması) ilkesi denir. Ancak yeni yasada yürürlüğe giren hükmün geçmişe de yürütüleceğine dair aksi bir kayıt da olabilir. Böyle bir durum söz konusu ise kanun koyucu yeni çıkan yasanın geçmişteki olaylara da uygulanacağını düzenlemiş kabul edilir ve o hüküm yürürlüğünden önceki olaylara da uygulanır. Yeni Yasanın eski yasa zamanında tüm sonuçları itibari ile doğmuş olan haklara dokunmaması ilkesine de Medeni Hukuk uygulamasında “kazanılmış hak” (müktesep hak) denilmektedir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, yukarıda da söylendiği gibi taşınmazın tapulama tespiti 1963 yılında yapılmıştır. Yine az yukarıda söylendiği üzere 4086 sayılı Yasa 28.2.1995 tarihinde yürürlüğe girmiş, dava konusu şerh bu tarihten sonra 2003 yılında konulmuştur. Hukukumuzda kazanılmış hak kavramı sosyal bir hukuk devletinin temel taşlarındandır. Olayda tamamlanmış bir hukuki işlem mevcut olup, davacılar bakımından kazanılmış hak gerçekleşmiştir. 4086 sayılı yasada zaman bakımından geçmişe yürürlüğüne ilişkin bir hüküm olmadığına göre bu yasanın 2.maddesine dayanılarak konulacak şerhler yasanın yürürlüğünden sonrası için olanaklıdır. Bütün bunlara göre kazanılmış hak kavramı içinde olay düşünüldüğünde konulan şerhin yasal bir yanı olmadığından davanın kabulü gerekir. Mahkemece değişik bazı nedenlere dayanılarak dava red olunduğundan hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.