YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9086
KARAR NO : 2006/10872
KARAR TARİHİ : 12.10.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.1.2005 gününde verilen dilekçe ile paftada sınır ve yüzölçümü düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.2.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Sicil Müdürlüğü vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 455 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu kadastro tespitleri sırasında sınırda bulunan kot farkının nazara alınmadığını davalı İbrahim İlhan’a ait 456 parsel sayılı taşınmaz ile kendi taşınmazı arasında sınır hatasının bulunduğunu ileri sürerek bu hatanın düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı … Sicil Müdürlüğü temyiz etmiştir.
Dava, kadastro tespitleri sırasında yapılan sınırlandırma hatasının düzeltilmesi istemine ilişkindir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi, “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir.” şeklindedir. Eldeki davada da kadastro tespiti sırasında sınırlandırma hatası bulunduğu ileri sürülmektedir. Öncelikle 41. madde kapsamına sözü edilen sınırlandırma ve sınırlandırma hatalarının ne olduğuna değinmek gerekmektedir.
Sınırlandırma kadastro çalışmaları sırasında muhtar bilirkişi ve ilgilisinin beyanı ile taşınmazın zeminde belirlenen sınırlarıdır. Kadastro sonrası yapılan işlemlerde ise sınırlandırma aplikasyon değerleri ile belirlenen sınırlardır.
Zeminde bu şekilde belirlenmiş olan sınırların hatalı olarak alınması ise sınırlandırma hatasına sebep olur. Bu hataların tespiti ölçü tersimat ve hesaplama hataları gibi kolay değildir. Bu nedenle 41. maddeye göre düzeltilebilecek sınırlandırma hataları 41. madde yönetmeliğinin 8. maddesinde tek tek sayılmıştır. Bunlar;
a-Taşınmazda kadastro sırasında uygulanan kayıt sınırlarının sabit sınır
niteliğinde olması ve halen zeminde mevcut olmasına karşın buna aykırı sınırlandırma yapılmış olduğunun,
b-Arazide değişmeyen sınır olduğunu gösteren demiryolu, kanalet ve yol benzeri gibi değişmeyen ve sabit sınır niteliğinde olduğunu kesin olarak gösteren yapı ve tesisler bulunduğunu ve bu yapı ve tesisler krokisinde gösterilmiş olduğu halde ölçü yapılırken bu sınırlara uyulmamış olduğunun,
c-Kadastro öncesine ait tapu krokisine aykırı olarak ya da hatalı kroki ve plan esas alınarak, sınırlandırma hatası yapılmış olduğunun,
ç-Parsel ceple hattında kırıklar bulunduğu halde düz geçirilmiş ya da düz olduğu halde kırık noktalı geçirilmiş olduğunun,
d-Birbirine sınır olması gereken taşınmazlar arasında binmeler ya da boşluklar olduğunun,
e-Fotoğrametrik haritalara dayalı kadastro çalışmalarında, parsel sınırı teşkil etmeyen çizgiler esas alınarak sınırlandırma yapılmış olduğunun,
Anlaşılması halinde sınırlandırma hataları düzeltilir.
Sınırlandırmadan kaynaklanan bir hata bulunup bulunmadığı; tescilli belgeleri, varsa tespit tarihinden önce üretilmiş … fotoğrafı, fotoğrametrik harita gibi haritalar ile yararlanılabilecek diğer bilgi ve belgeler üzerinde zeminde ve büroda gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmak suretiyle belirlenir.
Gerektiğinde kadastrodan sonra sınır değişikliği olup olmadığı hususu, geçerli bir belge, muhtar ve mahalli bilirkişi beyanları ile tespit edilir.
Sınırlandırma hatalarına yönelik yapılacak düzeltmelerde, yeni bir parsel oluşturulmaz.
Somut olaya gelince; davacı davalı taşınmazı ile kendi taşınmazı arasında kot farkı bulunduğunu sınırların sabit ve değişmez nitelikte olduğunu belirterek bu hatanın düzeltilmesini istemiştir. O halde uyuşmazlık az yukarıda sözü edilen 41. madde kapsamındaki sınırlandırma hatasının düzeltilmesi istemine ilişkindir. Bu durumda yine anılan 41. madde uyarınca sınırlandırma hatasının düzeltilmesine ilişkin yetkinin Kadastro Müdürlüğüne ait olduğu ve yine yukarıda değinilen ilkelere göre Kadastro Müdürlüğünce bir hatanın bulunduğunun saptanması halinde düzeltme işleminin müdürlükçe yapılabileceği gözetilerek davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru değildir. Karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.