YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14733
KARAR NO : 2008/15865
KARAR TARİHİ : 26.12.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.12.2005 gününde verilen dilekçe ile mera tahsis kaydının iptali ve tapu kaydının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili ve davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, mera tahsis komisyonu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı belediye tüzel kişiliği savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile 102 parsel sayılı taşınmazın mera kaynakları arasına alınmasına ilişkin komisyon kararının iptaline karar verilmiştir.
Hükmü davacı ile davalı … temyiz etmiştir.
4342 sayılı Mera Kanununun 5. maddesinde hangi nitelikteki taşınmazların mera kaynakları arasına alınacağı hükme bağlanmış yasanın 5/b maddesi bendinde “Devletin hüküm ve tasarrufunda veya Hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden etüt sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanılabileceği anlaşılan yerler” in de mera kaynakları arasına alınabileceği belirtilmiştir. Mera komisyonunun 61.250 m2 yüzölçümündeki 102 parsel sayılı taşınmazın mera kaynakları arasına almasının hukuki nedeni 4342 sayılı Mera Kanununun 5. maddesi hükmüdür. Çekişme konusu taşınmaz 12.11.1993 tarihinde hükmen davalılardan Hazine adına tescil edilmiş, tutanağın beyanlar hanesinde ise anılan taşınmazda “… ve haleflerinin zilyetliklerinin ihlal olunamayacağı” şerhi konulmuştur.
Kadastro mahkemesinin dava dosyasında; 102 parsel sayılı taşınmazın öncesinin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunun saptandığı, bu yerde davacıların zilyetlikle kazanma süresini doldurmadıkları, beyanlar hanesindeki şerhin bu sebeple yazıldığı anlaşılmaktadır. Görülüyor ki, 102 parsel üzerindeki mülkiyet hakkı hükmen davacı Hazineye ait olduğu gibi taşınmazın öncesi de devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdendir.
Burada öncelikle, 102 parselin beyanlar hanesindeki belirtmenin davacılara ne gibi bir hak sağladığı hususu üzerinde durulmalıdır.
Türk Medeni Kanununun 1012. ve Tapu Sicil Tüzüğünün 60 ila 64. maddelerinde yedi bölüm olarak düzenlenen “beyanlar” gerek tescillerden, gerekse şerhlerden farklıdır. Kütüğün beyanlar hanesine işlenen kayıt, kural olarak ne bir ayni hak ihdas eder ne de şahsi bir hakkı güçlendirmeye yarar. Beyanların fonksiyonu, gayrimenkulle ilgili bazı fiili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktan ibarettir. Açıklanan özelliğinden dolayı bu belirtme kuşkusuz Hazinenin mülkiyet hakkını ve Türk Medeni Kanununun 683. maddesinin malike tanıdığı yetkilerin kullanılmasını engellemez. Davacılar Hazineye ait tarım arazilerinin satışı hakkındaki 4070 sayılı, tapu fazlalıklarının Hazineye ait olduğuna ilişkin tapu kayıtlarında şerh bulunan taşınmaz mallardaki fazlalıkların bedeli karşılığı tapu maliki veya mirasçılarına satılmasına dair 4706 ve 4706 sayılı kanununda değişiklik yapan 4916 sayılı kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvurduklarına dair bir iddia ve savunmada da bulunmamışlardır. O yüzden artık 102 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde yapılan belirtmenin mülkiyet hakkı sahibi Hazineye karşı bir önemi olmadığından mera komisyonunun 4342 sayılı Mera Kanununun 5. maddesini gözeterek dava konusu yeri mera kaynakları arasına almasında yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Daha önce Hazine tarafından şerhin terkini için açılan davanın reddedilmiş olması da yukarıdan beri yapılan açıklamalar karşısında önemsiz olup eldeki bu dava için delil teşkil etmez.
Yapılan bütün bu saptamalara göre mahkemece mülkiyet hakkı sahibi olmayan davacıların mülkiyet hakkı sahibi Hazineye karşı açtığı davanın reddi yerine istem hüküm altına alındığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi