YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8200
KARAR NO : 2022/13412
KARAR TARİHİ : 01.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No :
Dava, iş kazasından sigortalının sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davalı vekilinin istinafa başvurması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen karar davalı vekili tarafından süresi içerisinde, davacı vekilinin ise temyize cevap süresi içerisinde katılma yoluyla temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 09.11.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğradığını beyanla, belirsiz alacak davası niteliğinde 3.500,00 TL maddi tazminat ile 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 196.028,25 TL’ye artırmıştır.
II- CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2014/892 soruşturma numaralı dosyasında, vermiş olduğu ifadesinde, meydana gelen kaza nedeniyle, şikayetçi olmadığını, olayın kendi kusuru ile meydana geldiğini, beyan ve kabul ettiğini, meydana gelen iş kazasında, kendisine teslim edilen KKD gözlüğünü takmayarak, yaralanmaya sebebiyet veren tek sorumlunun, davacı olduğunu, bu nedenlerle de haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece mahkemesince; “1)-Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine,
2)-196.028,25-TL maddi tazminat alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa olay tarihi olan 09.11.2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
3)-50.000,00-TL manevi tazminat alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa olay tarihi olan 09.11.2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, ” şeklinde karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesince “I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,
II-Davanın Kısmen Kabulüyle;
1-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 131.061,35 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 09/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,
2-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,
Davalının istinaf talebi kısmen reddedildiğinden, Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gereken, Dairemizce verilen karar tarihi itibariyle ve Dairemizce hüküm altına alınan toplam alacak miktarı üzerinden hesaplanan 12.368,30 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından istinafa başvuru esnasında peşin yatırılan toplam 4.256,40 TL istinaf karar hacının mahsubu ile bakiye 8.111,90 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: işveren mali mesuliyet sigortasının sorumluluğuna karar verilmemesinin hatalı olduğunu, kusur kabulünün rücu dava dosyasındaki kabulle çeliştiğini, illiyet bağının dava harici firmanın hatalı ürünü nedeniyle kesildiğini, iş kazasına sebep olan anahtarın … belgeleri olan markalı ürün olduğunu, anahtarın kırılmasının işçi kusurundan kaynaklandığının sabit olduğunu, öte yandan anahtarın insan gücü ile kırılması halinde rücu imkanı bulunup bulunmadığı değerlendirilerek illiyet bağının tespiti gerektiğini, davanın ürünü üretip piyasaya süren firmalara ihbarının gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle: müvekkilinin vasıflı, usta işçi olduğunu davalının cevap dilekçesinde bu durumu kabul ettiğini beyanla ücret tespitinin hatalı olduğuna işaretle kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- 6100 sayılı HMK nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, bu madde içerisinde “Başvurma , karar ve ilam harçları yargılama gideri” kapsamında belirtilmiş, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326. maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği,” “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332. maddesinde ise; “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanunun 15. Maddesinde “Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev’i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.” 16/1- 1.cümlesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır.” 28/1-a maddesinde “Karar ve İlam Harcı” düzenlenmiş olup “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.” Hükümleri yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı Kararında da belirtildiği üzere “Harç, idarece yapılan bir hizmetten yararlananlardan bu hizmet dolayısıyla alınan para, diğer bir deyimle verginin özel ve ayrık bir türüdür. Bu nedenle diğer harçlarda olduğu gibi, yargı harçlarında da kural; harcın, davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişi tarafından ödenmesidir. Ancak yargı yoluna başvurmak, başvuran kişiye bir harç yükümlülüğü yüklediği gibi, başvuranın haklı çıkması halinde bu yükümlülük yer değiştirmekte ve davada haksız çıkan tarafa yükletilmektedir. Bu nedenle nispi harca tabi davalarda, yargılama sonunda ödenecek harç miktarıyla birlikte, harcın gerçek sorumlusu da mahkeme kararıyla belirlenmektedir.”
YİBK 28.09.2018 tarih ve 2018/2-8 E-K sayılı kararında da “Yargıtayın düzelterek onama kararlarında temyiz eden taraftan onama harcı alınmayacağı” hususunda içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurusunun kısmen kabul edilerek, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b -2.maddesi gereğince maddi tazminatın hesabında dikkate alınması gereken hesap seçeneği yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiş olduğu, bu yönle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda istinaf başvurusu haklı bulunan davalı aleyhine istinaf karar ve ila harcı yüklenilmeyip, yatırılan peşin harcın da istem halinde iadesine karar verilmesi gerekirken; bu durumun aksi nitelikte kısmen istinaf başvurusunun kabul edildiği belirtilerek aleyhine istinaf karar ve ilam harcına hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile HMK 369.maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırılıklar nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370.maddesi hükmü gereğince Bölge Adliye Mahkemesi hükmü düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle: … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 25.03.2021 tarih ve 2020/509 E- 2021/880 K sayılı kararının
“IV” nolu hüküm fıkrasının silinerek yerine: “IV- Davalının istinaf talebi kısmen kabul edildiğinden davalı aleyhine istinaf karar ve ilam harcı hükmedilmesine yer olmadığına , davalı tarafından istinaf başvurusu için yatırılmış olan harcın istem halinde kendisine iadesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, Bölge Adliye Mahkemesi Hükmünün HMK’nın 370 maddesi gereğince açıklanan nedenlerle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı fazladan alınan temyiz harcının davacıya iadesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.