YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12369
KARAR NO : 2008/14363
KARAR TARİHİ : 20.11.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.09.2005 gününde verilen dilekçe ile tersimat hatasının düzeltilmesi, birleştirilen davada ise 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tersimat hatasının düzeltilmesi isteminin reddine, kadastro müdürlüğünce yapılan düzeltme işleminin iptaline dair verilen 16.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar … vd. vekili ve kadastro müdürlüğü vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacılar … ve arkadaşları 1618 ve 1619 parsel sayılı taşınmazlara elattıkları iddasıyla aleyhlerine elatmanın önlenmesi davası açıldığını bu sırada tersimat hatasının saptandığını ileri sürerek düzeltilmesini talep etmişlerdir.
Birleşen davada ise 1618 ve 1619 parsel sayılı taşınmaz malikleri kadastro müdürlüğünün 04.10.2005 tarihli işlemiyle taşınmazlarında 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteminde bulunmuştur.
Mahkemece davacılar … ve arkadaşlarının açtığı davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile düzeltme işleminin iptaline karar verilmiş, hükmü … ve arkadaşları ile kadastro müdürlüğü vekili temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Diğer yandan;
Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat
ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmeliğin “ölçü, tersimat, hesaplama ve sınırlandırma hataları” başlıklı 6.maddesinde; “Hataların ölçü, tersimat veya hesaplamada meydana geldiği, taşınmazın sınırlarında eylemli değişiklik olmadığı, hatanın nedeni ve düzeltme şekli kadastro müdürünce görevlendirilen ekip tarafından düzenlenecek rapor ve eki krokide gösterilmek suretiyle belirlenir” denilmekte 81 maddede sınırlandırma hatalarına değinilmekte ve yönetmelikte bunların tespitine esas alınacak kriterler belirtilmektedir. Ayrıca da aynı yönetmeliğin “Genişletmeye elverişli sınırları olan taşınmazlar ve hükmen tescilli parseller” başlıklı 15.maddesi gereğince;
“Orman, mera, kamu taşınmazları, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki genişletmeye elverişli yerlere sınırı olan taşınmazlar ile kadastrosu ya da kadastro sonrası sınırları hükmen belirlenerek kesinleşmiş olan parsellerdeki sınırlandırma hatası düzeltilemez.
Mahkeme hükmü kapsamı dışında kalan hatalar bu yönetmelik hükümlerince ve ilgili mevzuatına göre düzeltilir.” hükmü getirilmektedir. Mahkemenin düzeltme işleminin iptali davalarında açıklanan tüm yönler üzerinde durması gerekmektedir.
Tüm bu açıklamalardan sonra yeniden birlikte görülen davalara döndüğümüzde;
1-İlk davada davalı tarafından tersimat hatası bulunduğundan bahisle düzeltme istendiği ancak düzeltme işleminin az yukarıda da değinildiği gibi kadastro müdürlüğünce yapılması gerektiği olgusu karşısında mahkemenin tersimat hatasının düzeltilmesi isteminin reddinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediğinden, davacıların bu isteme yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Birleşen dava yönünden tarafların temyiz itirazlarına gelince;
Kadastro Müdürlüğünce 04.10.2005 tarihinde 218 parsel sayılı taşınmazın kırık noktalarının zemine uygulanması sırasında tersimat hatası yapıldığı ve bu parselden ifrazen oluşan 1618 ve 1619 parsel sayılı taşınmazlarda tersimat hatasının olduğundan söz edilere düzeltme yapılmıştır. Ayrıca işlemin dayanağı raporda 218 parsel sayılı taşınmazın 10.07.2003 tarihinde de 41. maddeye göre düzeltmeye tabi tutulduğu bu işlem sırasında yüzölçümü miktarının düzeltildiği ancak düzeltme sırasında orjinal ölçü değerlerinin zeminle uyumunun sağlanmadığından da söz edilmiştir.
Mahkemece kadastro müdürlüğünce yapılan işlemlerin 41. madde kapsamında doğruluğunun denetlenmesi açısından dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan raporda 218 parselde ilk yapılan düzeltme işleminde hesap hatasının giderildiği tersimat hatasının düzeltilmediği bu nedenle de ikinci işlemin doğru olmadığı görüşü bildirilmiştir. Ancak rapor HUMK.nun 281. maddesi anlamında yapılan işlemlerin denetlenmesine olanak verecek şekilde düzenlenmemiştir. Mahkeme soyut gerekçelere dayalı rapora göre davayı kabul etmiştir.
Tüm bu açıklamalardan sonra verilen karar yeniden irdelendiğinde, her şeyden önce kadastro müdürlüğünün davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gözetilmemiştir. Ayrıca 41. maddeye göre düzeltme yapıldığında bu işlemin yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığı taşınmaz başında yapılacak keşifle belirlenmesi gerekirken dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılması da doğru olmamıştır. Mahkemece taşınmaz başında keşif yapılarak taraflara ait taşınmazların geldisi olan 136 ve 218 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerine esas orjinal ölçü değerlerinin müdürlükten getirtilmesi bunların bilirkişi aracılığıyla taşınmazlarda sonradan yapılan işlemler de gözetilerek taşınmazlara uygulanması ve alınacak rapora göre düzeltme işleminin denetlenmesi gerektiğinden eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2. bent uyarınca BOZULMASINA, 27.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.