Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/7419 E. 2009/6810 K. 14.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7419
KARAR NO : 2009/6810
KARAR TARİHİ : 14.12.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, daire satış ve inşaat sözleşmesi uyarınca davalının da oturduğu sitede ortak kullanılan hidroforun sarfettiği elektrik bedelinin tahsili istemiyle açılmıştır. Davalı 1984 yılından, 1990 yılına kadar kendisinin de oturmakta olduğu yirmidört ev bulunan sitenin su ihtiyacının davacının yaptığı hidrofordan karşılandığını, 2000 yılından itibaren kendisinin şehir suyu şebekesine abone olduğunu, sorumluluk varsa tüm siteye ait olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece savunma doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dışı şirket ile davalı arasında imzalanan 01.04.1984 tarihli “Satış Mukavelesi” ve eki “İnşaat Şartnamesinde” temiz su tesisatının projesine uygun olarak yapılacağı, mevcut kuyudan sarnıca depo edilen suyun hidrofor vasıtası ile bütün evlere dağıtılacağı belirtilmiştir. Sözleşmenin bu hükmü uyarınca davacı kendi adına abone kaydı yaptırmış, sitenin sarfettiği su masrafı karşılığı dosyadaki makbuzlara göre 1988 tarihinden itibaren adına tahakkuk ettirilen tüketim ekstralarında belirtilen 21.518,00 TL’sinin davalıdan tahsilini istemiştir. Yaptırılan bilirkişi incelemesinde söz konusu tüketimden tüm site maliklerinin sorumlu olması gerektiği, ancak davacıya isabet eden miktarın saptanamayacağı bildirilmiştir. Oysa, yirmidört bağımsız bölümden oluşan sitede ortak hidrofor kullanımı ile suyun temin edildiği, davalının da kabulünde olduğuna göre sarfedilen elektrik miktarından, 1/24 oranında kullanım bedeli ödemekle yükümlü olduğu kabul edilmelidir. Ancak davacının kendi kusuru ile ödemelerin gecikmesine ve bu nedenle ceza tahakkukuna sebep olduğu gözetildiğinde gecikme cezalarından davalı sorumlu tutulamaz. O halde mahkemece yapılması gereken iş, bilirkişiden ek rapor alınarak, cezalar ayrık tutularak sarfedilen elektrik bedelinin hesaplattırılması, bunun 1/24 oranına isabet eden kısmının, davacının 24.10.2005 tarihli ihtarına göre temerrüdün gerçekleştiği 27.10.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesinden ibarettir. Bu husus üzerinde durulmadan bilirkişi görüşü ile bağlı kalınarak davanın tümüyle reddi doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmadığından davacı yararına vekâlet ücreti tayinine yer olmadığına, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 14.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.