Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/10760 E. 2022/13846 K. 09.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10760
KARAR NO : 2022/13846
KARAR TARİHİ : 09.11.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No :

Dava, 7143 sayılı Yasa’nın 23. Maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya ilave edilen Ek 18. Madde kapsamından faydalandırılması gerektiğinin tespiti ile alacak istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ile davalı Vakıf vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili ile davalı Vakıf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava değerinin miktar itibariyle duruşma sınırı altında kalması nedeniyle, davalı Vakıf vekilin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğinin reddine karar verildikten sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili; 506 Sayılı Yasanın geçici 20. maddesi kapsamında kurulmuş bir sosyal güvenlik kuruluşu olan davalı vakıftan davacının yaşlılık aylığı aldığı, 7143 sayılı Yasa ile 5510 sayılı Yasaya eklenen Ek 18 madde gereği davalı vakıftan yaşlılık aylığı alanlarında Ramazan ve Kurban bayramında 1000’er TL bayram ikramiyesi almaları gerekirken, davalı vakfın ödemenin Hazine ve maliye bakanlığınca yapılması gerektiğinden, davalı Hazine müsteşarlığının ise devletin yükümlülüğünün sadece SGK kapsamında kalan yükümlülere yönelik olduğu, bunun dışındaki emeklilere yönelik bir ödeme yükümlülüğünün bulunmadığından ödeme yapmaya yanaşmadıklarından bahisle, taleplerinin reddine ilişkin işlemin iptali ile davacının da Ek 18. madde kapsamında Ramazan ve Kurban Bayram İkramiyesinden yararlanması gerektiğinin tespiti ile dava tarihine kadar ödenmeyen bayram ikramiyesinin hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vakıf vekili; Dava dilekçesindeki taleplerin zaman aşımına uğradığı, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı, davacının talebinin konusu olan bayram ikramiyesinin prim ödemesi nedeniyle hak kazanılan sosyal sigorta yardımı değil 5510 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan sosyal yardım niteliğinde olduğu, bayram ikramiyesinin kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından toplanan primlerin karşılığı olmadığı, vakıf senedine göre de böyle bir yükümlülüğün söz konusu olmadığı, Ek 18 madde gereği ödenen bayram ikramiyesinin hazinenin Kuruma yaptığı sosyal destek ödemesi olduğu, sigorta yardımı niteliğinde olmadığından hukuki dayanağı bulunmayan davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; Davanın idari yargının görev alanına girdiği, davanın konusunun Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın görev alanına girdiğinden davalı Bakanlığın bir sorumluluğunun bulunmadığı, ilgili vakfın görüş istemesi üzerine yazılan yazı cevabında da: “Hazinenin Vakıflara herhangi bir ödeme yapmasının mümkün olmadığı, ödeme yapıp yapmama hususunun vakıfların inisiyatifinde olduğu, bir zorunluluk bulunmadığının görüş olarak bildirildiği, dava konusu ile ilgili Kanun maddesinde veya buna ilişkin usul ve esasların hazırlanmasında ve uygulamasında davalı idare olan Hazine Müsteşarlığına (Hazine ve Maliye Bakanlığı) verilmiş herhangi bir görev ve sorumluluğun bulunmadığı, görev ve yetki alanına girmeyen bir konuda idarenin işlem tesisinin mümkün olmadığı belirtilerek, hazineye yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“1-Davanın … Sigorta A.Ş. Personeli Sigorta ve Yardım Sandığı Vakfı yönünden kabulü ile,
a-2018 yılı …, 2018 yılı … , 2019 yılı … ve 2019 yılı … İkramiyesi tutarı 4.000,00 TL’nin kamu tarafından sosyal güvenlik kanunları kapsamında gelir ve aylık alanlara yapılan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte hesaplanarak … Sigorta A.Ş. Personeli Sigorta ve Yardım Sandığı Vakfı’ndan alınarak vakıf iştirakçisi olan davacıya ödenmesine,
b-Davacının dava tarihinden sonra hak edilecek … ve … İkramiyesinden her bayram dönemi itibariyle … Sigorta A.Ş. Personeli Sigorta ve Yardım Sandığı Vakfı’nca yararlandırılmaya devam edilmesi gerektiğinin tespitine,
c-Davacının bayram ikramiye ödenmesi isteminin aksine ödeme yapılmaması yönündeki kararın iptaline,
2-Davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine,”dair hüküm kurulmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“İlk derece mahkemesince; hazineye yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde ise de; bu davalıya yönelik davanın “hazinenin sigortalıya doğrudan bayram ikramiyesi ödeme yükümlülüğü bulunmadığı gibi, bayram ikramiyesinin ödenmesinin gerekip gerekmediği ve ödeme miktarı konusunda yükümlüğü bulunmadığından reddi” yerine, Ek madde 18 gereğince sigortalıya ödenen bayram ikramiyesinin hazineden tahsili için vakıf tarafından açılmış bir dava bulunmadığı göz ardı edilerek, “davalı vakfın kendi statüsündeki düzenleme nedeniyle bayram ikramiyesi ödediğinden anayasal eşitlik ilkesi gerekçe gösterilerek, vakıf emeklileri yönünden hazinenin sorumluluğuna gidilmesinin hakkaniyete aykırı olacağından” bahisle reddi hatalı ise de; Hazinenin davalı vakfa Ek madde 18 kapsamında bayram ikramiyesi ödeme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı, giderek anılan maddede geçen kurum ifadesinin, 506 sayılı yasanın geçici 20. Maddesine göre Sosyal Güvenlik Kurumunun görevini üstlenen (Yasa gereği muadili olan) sandıkları da kapsayıp kapsamadığının, bayram ikramiyelerinin ödenmesinden sonra davalı vakıfla Hazine arasında görülmesi muhtemel bir davanın konusu olduğunun belli bulunmasına göre, görülmekte olan davada hazineye yönelik davanın husumet yokluğundan reddinin sonucu itibarıyla doğru bulunduğu anlaşılmakla; istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre; incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından,” gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı … vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili; Davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın da sorumlu olması gerektiği ile bu davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığından hareketle, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Vakıf vekili, Arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, Uzman görüşünün dikkate alınması gerektiğini, “Ek madde 18” kapsamındaki tüm yaşlılık aylığı alanlara yılda iki bayram ikramiyesi ödenmesi düzenlemesi, Hazine tarafından Kuruma yapılan sosyal destek ödemesi olup, sigorta yardımı niteliğinde olmadığını, kanunla verilmesi düzenlenen “bayram ikramiyesi” ‘nin Vakıf Senedinde sayılan “Emeklilik, Malullük, Ölüm, Hastalık, Analık, İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları Hallerinde ve Eş ve Çocukları ile üyenin geçindirmekle yükümlü bulunduğu ana ve babasının hastalıklarında” hallerinden hangisi içinde kaldığına dair bir değerlendirmede bulunulmadığını, genişletilmiş yorum ile kanunda tahdiden (sınırlı olarak) belirtilen sosyal yardımların tanımı aşılarak bayram ikramiyesi talep etmenin yasal düzenlemelere açıkça aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davalı Vakıf, mülga 506 sayılı Kanunun halen yürürlükte bulunan geçici 20. maddesi hükmü kapsamında ve Türk Medeni Kanun hükümlerine göre kurulmuş zorunlu sosyal yardım sandığıdır. 5510 sayılı Kanunun 106. maddesinin 17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanunun 64. maddesiyle değişik son fıkrasında 506 sayılı Kanun’unun Geçici 20. maddesinin 5510 sayılı Kanun’a 5754 sayılı Kanun’la ekli Geçici 20. maddesinde belirtilen devir işlemlerinin tamamlanmasından sonra yürürlükten kalkacağı hüküm altına alınmıştır. 506 sayılı Kanunun ek 36. maddesi ve 5510 sayılı Kanunun Geçici 20. maddesine göre, devir için Cumhurbaşkanı yetkili kılınmış ise de halen devir işlemine ilişkin bir karar oluşturulmamıştır. 506 sayılı Kanun’un Geçici madde 20/2 hükmünde ise, sandıkların personelinin 506 sayılı Kanun uygulamasında sigortalı sayılmayacakları düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanun’un Geçici madde 20/1-b hükmüne göre, sandığa tabi personelin, iş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm, eşlerinin analık, eş ve çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda (506 sayılı Kanun) belirtilen yardımlar sağlanacaktır.
5510 sayılı Kanun Geçici madde 20/4 hükmünde, “Devir işlemi tamamlanıncaya kadar, sandık iştirakçileri, sandıktan aylık ve gelir alanlar ile bunların hak sahiplerinin sağlık ve sosyal sigorta yardımlarının sağlanması ile primlerinin tahsil edilmesine, ilgili sandık mevzuat hükümlerine göre sandıklarca ve sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlarca devam edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
506 sayılı Kanun Geçici 20. maddesine 13.02.2001 tarih 6111 sayılı Kanunun 53. maddesi ile eklenen ek fıkra hükmü; “Birinci fıkranın (b) bendinin uygulanmasında, yardımların sağlanması ve bağlanması yönünden alt sınırın belirlenmesinde muadil miktar karşılaştırması esas alınır. Ancak, gelir ve aylıkların artırılmasında 506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların artırımına ilişkin hükümler devir tarihine kadar uygulanmaz. 5510 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinin onikinci fıkrasında yer alan sınırlama dâhilinde sandıkların kuruluş senetlerinde yer alan hükümler ve sandıkların uygulamaları saklıdır. Bu hüküm, yürürlüğe girdiği tarihten önceki artışlarda ve görülmekte olan davalar hakkında da uygulanır.” hükmüne amirdir.
5510 Sayılı Yasa’nın Diğer Kanunlardaki Atıflar Başlıklı 104. Maddesinde “Bu Kanunla yürürlükten kaldırılmayan hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlara yapılan atıflar ile ilgili mevzuatında emeklilik, malûllük, vazife malûllük ve sosyal sigorta haklarına, yardımlarına ve yükümlülüklerine, iştirakçiliğe ve sigortalılığa, dul, yetim ve hak sahipliği şartlarına, emekli ikramiyesine, ek ödemelere, sağlık hizmetleri veya tedavi bedellerinin ödenmesine ilişkin yapılan atıflar bu Kanunun ilgili maddelerine yapılmış sayılır.
27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununda kadrosuzluk tazminatının ödenmesine ilişkin T.C. Emekli Sandığına yapılmış olan atıf ile diğer kanunlarda T.C. Emekli Sandığına, Sosyal Sigortalar Kurumuna, Bağ-Kur’a yapılmış atıflar Kuruma yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
… Sigorta A.Ş.Personeli Sigorta ve Yardım Sandığı Vakfı’nın vakıf statüsü’nde, vakfın amacı başlıklı 3. Maddesi “Vakfın amacı, şirket personelinin iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık, malullük, emeklilik-yaşlılık ve ölüm, eşlerin analık, eş ve çocukların hastalık halinde, bu statüde yazılı şartlarla gerekli sosyal sigorta yardımlarını sağlamaktır.
Vakıf, bu statüde yer alan diğer sosyal yardımları da sağlar.
Vakıf, bu statüde belirtilen hususlarla belirtilen her türlü işleri yapabilir.” hükmünü,
Yardımların, Sosyal Sigortalar Kanununa göre sağlananlardan aşağı olamayacağına ilişkin 4. Maddesinde “Personelin iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık, malullük, emeklilik-yaşlılık ve ölüm, eşlerin analık, eş ve çocukların hastalık hallerinde, sigortalılarla, bunlarına aile fertlerine:
A-Bu statüye göre, yardıma hak kazanılmasına mukabil, 506 sayılı Sosyal Sigorta Kanunu ile ek ve tadillerinde ve mezkur Kanun gereğince yürürlüğe konulacak tüzüklerde belirtilen sigortalılık süre ve durumuna ve yardıma hak kazanma esaslarına göre yapılmasına hak kazanılan her türlü yardımlar,
B-(A) fıkrasında sözü edilen kanun ve tüzüklerde belirtilen sigortacılık süre ve durumuna ve yardıma hak kazanma esaslarına göre yapılmasına hak kazanılan yardımlar, bu statüye göre yapılmasına hak kazanılan yardımlardan üstün olduğu takdirde bu statüde gösterilen yardımlar yerine, 506 sayılı Kanun ve ek tadillerine ve tüzüklerine göre yapılmasına hak kazanılan her türlü yardımlar, vakıfça aynen sağlanır.
Bu hususun araştırılmasında ve tespitinde, ay üzerinden hesaplanan sürelerin güne tahvilinde, her ay otuz gün, gün üzerinden hesaplanan sürelerin aya tahvilinde, her otuz gün bir aya tekabül eder.
506 sayılı Kanun ve mezkur Kanuna alt tüzükler ile bu statü hükümleri arasında çatışma olursa, bu statü hükümleri yerine, 506 sayılı Kanun ve mezkur Kanuna alt tüzüklerdeki hükümlerle, bu hususta kanun ve tüzüklere müsteniden Çalışma Bakanlığınca verilecek karara uyulur.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa ve bu Kanunla ilgili mevzuata müsteniden; Sosyal Sigortalar Kurumunun, aylık bağlanması, aylıkların kesilmesi ve sigortalıların mükellefiyetleri vesaire hususlarda tatbik ettiği ve ilerde edeceği usul ve şekle alt mevzuat ile işbu statü hükümleri arasında farklılık veya boşluk bulunduğu ahvalde, Sosyal Sigortalar Kurumu tatbikatı esas alınır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı kanunlarda Değişiklik yapılmasına ilişkin Kanun’un 23.maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na ilave edilen Ek Madde 18 de “Kurumca bu Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca gelir ve aylık ödemesi yapılanlara, ödemenin yapılacağı tarihte gelir ve aylık alma şartıyla, … ve Kurban Bayramında 1.000’er TL tutarında bayram ikramiyesi ödenir.
Birinci fıkrada belirtilen ödemenin yapılmasında;
a) İş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasından sürekli iş göremezlik geliri almakta olanlara, gelir bağlanmasına esas olan sürekli iş göremezlik derecesi oranı,
b) Hak sahiplerinin hisseleri oranı,
c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünü %50 oranının altında kaybetmesi nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış iken ölenlerden, ölümü iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olmayanların hak sahiplerine, sigortalıya gelir bağlanmasına esas olan sürekli iş göremezlik derecesi üzerinden hak sahiplerinin hisseleri oranı,
ç) Yabancı ülkelerle akdedilen sosyal güvenlik sözleşmeleri uyarınca kısmi gelir veya aylık alanlara, ülkemiz mevzuatına tabi olarak geçen prim ödeme gün sayılarının, sosyal güvenlik sözleşmesine göre nazara alınan toplam prim ödeme gün sayısına olan oranı esas alınır.
Birden fazla dosyadan gelir ve aylık alanlara en fazla ödemeye imkân veren bir dosya üzerinden ödeme yapılır.
Bu madde kapsamında yapılan ödemeler evlenme ödeneği hesabında dikkate alınmaz.
Bu madde kapsamında yapılan ödemelerden kesinti yapılamaz ve bu ödemeler haczedilemez.
Yersiz yapıldığı anlaşılan ödemeler, ilgilinin varsa almakta olduğu gelir veya aylıklarından %25 oranında kesilmek suretiyle, yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Bu madde kapsamında yapılacak ödemeleri karşılamak amacıyla gerekli olan tutar, yazılı talebe istinaden ayrıca fatura aranmaksızın Hazinece Kuruma ödenir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile ödeme tarihlerini belirlemeye Kurum yetkilidir.” hususları düzenlenmiştir.
VI-ESASIN İNCELENMESİ:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm, davalı Vakıf vekilinin ise aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı vekili, 7143 sayılı Yasa’nın 23. Maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen Ek Madde 18’de düzenlenen bayram ikramiyesinin, davalı vakıf üyesi olan müvekkiline de ödenmesi gerektiğinin tespiti ile ödenmeyen bayram ikramiyelerinin yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davada çözümlenmesi gereken husus, davacının söz konusu düzenlemeden yararlanıp yararlanamayacağı ile yararlanması durumunda söz konusu ödemeden kimin sorumlu olacağına ilişkindir.
506 sayılı Yasa’nın Geçici 20. Maddesi nazarında yardım sandığı niteliğinde bulunan davalı vakfın amacına ilişkin vakıf statüsünün 3. Maddesi “Vakfın amacı, şirket personelinin iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık, malullük, emeklilik-yaşlılık ve ölüm, eşlerin analık, eş ve çocukların hastalık halinde, bu statüde yazılı şartlarla gerekli sosyal sigorta yardımlarını sağlamaktır. Vakıf, bu statüde yer alan diğer sosyal yardımları da sağlar. Vakıf, bu statüde belirtilen hususlarla belirtilen her türlü işleri yapabilir.” hususlarını düzenlemiş olup, yardımların Sosyal Sigortalar Kanununa göre sağlananlardan aşağı olamayacağına ilişkin 4. Maddesinin (A) bendinde, “Bu statüye göre, yardıma hak kazanılmasına mukabil, 506 sayılı Sosyal Sigorta Kanunu ile ek ve tadillerinde ve mezkur Kanun gereğince yürürlüğe konulacak tüzüklerde belirtilen sigortalılık süre ve durumuna ve yardıma hak kazanma esaslarına göre yapılmasına hak kazanılan her türlü yardımlar” ile (A) fıkrasında sözü edilen kanun ve tüzüklerde belirtilen sigortacılık süre ve durumuna ve yardıma hak kazanma esaslarına göre yapılmasına hak kazanılan yardımlar, bu statüye göre yapılmasına hak kazanılan yardımlardan üstün olduğu takdirde bu statüde gösterilen yardımlar yerine, 506 sayılı Kanun ve ek tadillerine ve tüzüklerine göre yapılmasına hak kazanılan her türlü yardımların vakıfça aynen sağlanacağına ilişkin (B) bendi düzenlemesine göre vakıf iştirakçilerine yapılacak sosyal sigorta yardımlarının Sosyal Sigorta Kanuna göre sağlananlardan aşağı olamayacağı belirgin olup, 5510 sayılı Yasa’nın 104. Maddesi’nde, 506 sayılı Yasa’ya yapılan atıfların 5510 sayılı Yasa’yı da kapsayacağına ilişkin düzenlemenin de bulunması, diğer yandan 5510 sayılı Kanun’un Ek-18. Maddesinde, “Kurumca bu kanun ve ilgili mevzuat uyarınca gelir ve aylık ödemesi yapılanlara…” hükmündeki “Kurum” tabirinden, aynı yasanın 3. maddesine göre “Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı” nın anlaşılması gerektiğinin belirtilmesi, yine aynı yasanın Ek-18. Maddede yer alan “… bu kanun ve ilgili mevzuat uyarınca gelir ve aylık ödemesi yapılanlara…” hükmünün 5510 sayılı Kanun’u amaçladığının anlaşılması karşısında, uzun veya kısa vadeli sigorta kollarından aylık ve gelir bağlanan sigortalılar ile bunların hak sahiplerine verilmekte olan bayram ikramiyesi ödemesinden, davacının da yararlanması gerektiği ile yine anılan statünün 4. maddesi gereği ödeme yükümlüsünün davalı vakıf olması gerektiğine ilişkin yaklaşım isabetli bulunmuş ise de, davanın yasal dayanaklarından olan “7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı kanunlarda Değişiklik yapılmasına ilişkin Kanun’un 23.maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na ilave edilen Ek madde 18 de “…Birden fazla dosyadan gelir ve aylık alanlara en fazla ödemeye imkân veren bir dosya üzerinden ödeme yapılır…” şeklinde düzenleme mevcut olması ve davacının 01.01.2020 tarihinden itibaren eşi üzerinden 506 sayılı Yasa kapsamında ölüm aylığı alması karşısında, mahkemece, söz konusu düzenleme nazarında araştırma yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de, işbu dava ile birlikte Dairemize gelen toplam 81 adet dosya hakkında, aynı mahkemece aynı tarihlerde duruşma yapılıp karar verildiği belirgin olup, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin “seri davalarda ücret” başlıklı 22. maddesinin gözetilmemesi isabetsiz bulunmuştur.
O halde, davalı Vakıf vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde … Sigorta A.Ş Personeli Sigorta ve Yardım Sandığı Vakfına iadesine, 09.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.