YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/240
KARAR NO : 2008/1632
KARAR TARİHİ : 14.03.2008
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili gelmedi. Davalı vekili avukat … Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin feshine ait encümen kararının iptâli istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Hakim res’en Türk Kanunları uyarınca hüküm vereceğinden maddi vakıaları ileri sürüp kanıtlamak taraflara, hukuki tavsif hakime aittir (HUMK’nın 76.maddesi). Dava, encümen kararının iptâli şeklinde nitelendirilerek açılmış ise de, davacı yüklenicinin amacı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçerli olduğunu tesbit ettirmek ve davalı idarenin sözleşmeyi geçersiz kılmak suretiyle yarattığı sataşmayı önlemek olduğundan davanın muarazanın meni (sataşmanın önlenmesi) davası niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, kayden davalı belediyeye ait bulunan 178 ada 5 ve 6 parsel nolu taşınmazlarla ilgili, taraflar arasında 12.05.2003 tarihinde Bursa 4.Noterliğinde düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat mukavelesi ve satış vaadi sözleşmesi imzalandığı görülmektedir. Davalı … 17.06.2005 tarihli encümen kararı ile ihaleye çıkılmaksızın imzalanan sözleşmeler hukuki sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle anılan sözleşmeyi feshettiğini davacıya bildirmiştir.
Yanlar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan yasal düzenlemeler ve özellikle 1580 sayılı Belediye Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 70 ve 83.maddelerine yorum getiren gerek Adlî, gerekse İdarî Yargı Kararlarında belediye taşınmazlarının satışına karar verme yetkisinin belediye meclislerine ait olduğu ilkesi benimsenmiş ve yargısal uygulama bu yönde istikrar kazanmıştır (Yargıtay 1.H.D’nin 12.12.2006 gün, 2006/11235 Esas, 2006/12506 Karar, 06.02.2006 gün 2005/13484 Esas, 2006/731 Karar sayılı ilâmları). Keza 1580 sayılı yasanın 70/11 maddesine göre de belediyeye ait taşınmazın tahsis şeklinin değiştirilmesi ve gelir getiren mülk haline dönüştürülmesi de belediye meclisinin görevleri arasında sayılmıştır. 28.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5272 sayılı yasa ile 1580 sayılı Belediye Kanunu iptâl edilmiş ve 5272 sayılı yasanın 18/e ve 34/g maddeleri ile belediyeye ait taşınmazların satışı ve tahsis şeklinin değiştirilmesi yine belediye meclisinin kararına bağlı tutulmuş, aynı ilkeler en son yürürlüğe giren ve halen yürürlükte olan 5393 sayılı Belediye Yasasının 18/e ve 34/g maddeleriyle de korunmuş ve belediye meclisinin kararı doğrultusunda belediye encümeninin tasarrufa yetkili olduğu benimsenmiştir.
Belediye meclislerinin kanunda belirtilen ve yukarıda da olayımızla ilgili sayılan görev ve yetkileri bizzat meclis tarafından kullanılması gerekli devredilemeyen görev ve yetkilerden olduğundan, satılacak, tahsis şekli değiştirilecek taşınmazların ada ve parsel numaraları, mevki ve yüzölçümleri, emsallere uygun bedellerinin meclis kararında gösterilmesi gerekir. Belediye Meclisinin “Belediye taşınmazlarının satışına”, “Belediye başkanınca veya encümenince uygun görülen taşınmazların satışına” ya da “Belediye taşınmazları ile ilgili kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmasına” gibi genel ifadeler taşıyan ve yetki devri anlamına gelen kararları hukuki sonuç doğurmaz ve bu kararlara dayanılarak yapılan tasarruflar geçersizdir.
Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri bedel olarak arsa payı devrini (satış vaadi) ve bu bedel karşılığı eserin meydana getirilmesini (eser sözleşmesi) içerdiğinden karma nitelikli sözleşmelerdendir. Bu sözleşmenin yapılmasıyla belediye hem taşınmazının kullanım şeklini değiştirmekte hem de yapılacak eser karşılığı taşınmazını bedel olarak vermek (devretmek) borcu altına girmektedir. Somut olayda sözleşme konusu taşınmazlarla ilgili kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması tahsis şeklinin değiştirilmesi, gelir getiren mülk haline dönüştürülmesi için alınmış meclis kararı bulunmadığı gibi 21.12.1999 gün 1999/4 sayılı meclis kararı da genel nitelikte olup encümene yetki devredilmiş olduğundan hukuki sonuç doğurmaz geçersizdir.
Bu durumda usulüne uygun belediye meclis ve bunun uygulanmasına yönelik encümen kararı olmaksızın yapılan sözleşme geçersiz olduğu, sözleşme ifa ile de sonuçlanmadığı ve davacı geçersiz sözleşmenin ifasını talep edemeyeceğinden muarazanın meni olarak nitelendirilen davanın reddine karar verilmesi yerine kabulü doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 500,00 YTL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 14.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.