YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4662
KARAR NO : 2022/8706
KARAR TARİHİ : 06.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.03.2019 tarih ve 2016/580 E. – 2019/237 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 22.04.2021 tarih ve 2019/1227 E. – 2021/637 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin muhtelif tarihli faturalarla davalıya kırtasiye ve ofis malzemeleri sattığını, davalının faturalara konu borcu ödememesi üzerine davalı aleyhine yaptıkları ilamsız icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin takibe dayanak yapılan faturalara konu borcu davacıya yaptığı nakit ödemelerle ve ciro edip verdiği müşteri çekleriyle ödediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği ancak davalının ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerine göre, takip tarihi olan 05.04.2016 tarihi itibariyle davalıdan 56.185,18 TL alacaklı olduğu, davacının davalı tarafından verilen 18.05.2016 vade tarihli 140.000,00 TL tutarlı ve 20.04.2016 vade tarihli 140.000,00 TL tutarlı çekleri davalının hesabına alacak kaydettiği, çeklerin karşılıksız çıkması üzerine takipten ve davadan sonraki bir tarih olan 30.06.2016 tarihinde davalının hesabına borç kaydı yaptığı, dava itirazın iptali olmakla alacağın takip tarihine göre belirlenmesi gerektiği, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne yönelik bir delil sunulmadığından işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, davalının itirazı kısmen haklı olduğundan icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibe vaki itirazın 56.185,18 TL asıl alacak bakımından iptaline, fazlaya ilişkin talebin ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyasının incelemesinden; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/815 Esas sayılı dosyası üzerinden görülen yargılama neticesinde, davalı şirketin 27.07.2017 tarihinden itibaren iflasına karar verildiği, kararın, birtakım müdahiller tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 28.02.2018 gün, 2018/386 Esas 2018/367 Karar sayılı ilamıyla, mahkeme kararının HMK’nın 353/1-a.6 maddesi hükmüne göre kesin olarak kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararına istinaden yapılan yargılama sonucunda ise davalı şirketin 16.10.2020 tarihi itibariyle yeniden iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 194/1. maddesiyle, iflasın açılması ile hukuk davalarının ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar duracağı öngörülmüş olup, müflisin davalı olduğu hukuk davaları bakımından iflas idaresi, alacaklıları incelerken, bu alacağı davalı (çekişmeli) alacak olarak sıra cetveline geçirir. Dava konusu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki karar, ikinci alacaklılar toplantısında verilmektedir. Bir hukuk davasının kayıt kabul davasına dönüşmesi, davalının iflas etmesine ve iflas idaresinin de davaya konu alacağı iflas masasına kabul etmemesine bağlıdır. İkinci alacaklılar toplantısında, alacak iflas masasına kesin olarak kayıt ve kabul edilmiş ise dava konusuz kalacak, alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilecektir. Bu itibarla, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde eldeki dava bakımından bir değerlendirme yapılarak (kayıt kabul davasına dönüşüp dönüşmediği değerlendirilip dönüşmesi halinde o yönde yargılama yapılarak) varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.