Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/10344 E. 2022/13033 K. 25.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10344
KARAR NO : 2022/13033
KARAR TARİHİ : 25.10.2022

Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
No :

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kablüne karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı şirket ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, müvekkilinin 14/02/2015-31/12/2016 tarihleri arasında davalı şirket elemanı olarak Güzelyalı Mah. … Şubesi’nde reyon görevlisi olarak çalıştığını, çalışması esnasında işveren tarafından çalışmalarının ayda 30 gün olarak bildirildiğini ve sigorta primlerinin tam ödendiğini zannettiğini, müvekkilinin işten çıkarıldığını ve sonrasında çalıştığı dönemlere ilişkin olarak sigorta primlerinin eksik ödendiğini öğrendiğini belirterek, davanın kabulüne, müvekkilinin davalı şirket elemanı olarak işyerinde 14/02/2015-31/12/2016 tarihleri arasında çalışmalarının ayda 30 gün olarak tespiti ile bu tarihler arasında eksik yatırılan primlerin davalı tarafından yatırılmasına, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili, davacının iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının, davalı işyerinde 13/02/2015 tarihli Adana 17. Noterliği’nin … yevmiye nolu sözleşmesiyle “Parttime İş Sözleşmesi” ile parttime olarak çalıştığını, yine aynı nedenle … sigorta bildiriminde çalıştığı gün ve saatler dikkate alınarak işlem yapıldığını, muhtemelen davacının …’ya parttime çalışma usulüne göre yapılan bildirgeye bakarak eksik bildirim yapıldığını düşünerek iş bu davayı açtığını, oysa bu usulde çalışma saatlerine göre …’ya bildirim yapıldığını, bu nedenle davacı için davalı tarafından yapılan bildirimlerin çalıştığı saate denk gelen gün kadar olduğunu, davacının çalışma saat toplamına göre ise 30 gün üzerinden sigorta bildirimi yapılmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer’i Müdahil … vekili, zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili kurumun davacıyla ilgili tüm işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yasal mevzuat ve 4857 sayılı Kanun’un 13. madde hükmü, anılan mevzuattaki düzenlemelere egemen olan ilkelerle birlikte ele alındığında; somut olayda davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde, çalıştığı süre boyunca sigortasının … işçi olarak yatırıldığı, hizmet döküm cetvelinde eksik günün nedeninin 6 (kısmi istihdam) olarak gösterildiği, davacının 13/02/2015 tarihli Adana 17. Noterliği’nin … yevmiye nolu “…Sözleşmesi” ile öngörülen ve önceden belirlenen süre içerisinde bir çalışma yükümlülüğünü kabullendiği belirgindir. Davacının … sigorta bildirimleri … çalışma usulüne göre çalıştığı gün ve saatler dikkate alınarak bildirilmiştir. O sebeple eksik bildirimin yapılmadığı kanaatine ulaşılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR
Bölge Adliye Mahkmesi’nce, somut olayda, mahkemece tanık beyanları ve dosya kapsamında bulunan 13/02/2015 tarihli Adana 17. Noterliğinin … yevmiye nolu part-time iş sözleşmesi gereğince davanın reddine karar verilmiş olduğu, verilen ret kararının dosya kapsamına ve tanık beyanlarına uyumlu olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece dinlenen bordro tanıklarının beyanlarına göre davacının … Şubesinde kuruyemiş reyon görevlisi olarak çalıştığı, her ne kadar şeklen “part-time iş sözleşmesi” düzenlenmiş ise de, çalışma şeklinin kısmi süreli çalışmayı aştığı anlaşılmaktadır. Özellikle davalı tanığı olarak dinlenen … beyanında, davacının mesaisinin akşam 17:00 da başlayıp 23:30 a kadar sürdüğü, gündüzleri kuru yemiş reyonuna …’ın baktığı, haftada bir gün … izin kullanırken davacının sabah 08:30 da işe gelip akşam 22:00 a kadar çalıştığı, hafta da bir gün izin kullandığı, haftanın 6 gününde çalışmasının 5 gün 08:30 -22:00 haftada bir gün ise 17:00 de işe başlayıp, 23:30 a kadar çalıştığı şeklindedir. Yine kamu tandığı olarak dinlenen … ‘ın da aynı iş yerinde çalışmasının bulunduğu, beyana göre haftanın 5 günü 5 saat şeklinde çalıştığını, kendisi izinli olduğu günlerde de davacının çalışmasının sabahtan başladığı şeklindedir. Bu beyanlar dikkate alınarak davacının bu şekli ile çalışmasının haftalık 30 saati aştığı, gerek davacı tanığının beyanları ve gerekse de davalı tanığı ve bordro tanığı ile doğrulanmaktadır.
4850 İş Kanunun 63. Maddesine göre kısmi süreli çalışmadan bahsedilebilmek için emsal çalışmanın 3/2 si oranına kadar çalışma yapılması gerekmektedir. Bu hali ile tam süreli iş sözleşmesi haftalık 45 saat şeklinde değerlendirildiğinde, kısmi süreli iş sözleşmesinin haftalık 30 saate kadar yapılan çalışma şeklinde tanımlanması gerekmektedir. Hal böyle iken tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere davacının haftada 5 gün 5’er saat ve 1 gün sabah 08:30 -akşam 17:30 şeklindeki çalışması dikkate alındığında haftalık çalışma saatinin 30 saatin üzerinde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemenin kabul kararı verilmesi gerekirken yanlış gerekçe ile ret kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır gerekçesiyle,
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabul edilerek yerel mahkemenin kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353-(1)-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,
Davanın kabulü ile,
Davacının davalı iş veren nezdinde 14/02/2015-31/12/2016 tarihleri arasında çalışmalarının ayda 30 gün olarak kesintisiz çalıştığının tespitine, Kuruma bildirilen sürelerin dışlanmasına, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, kararın eksik inceleme ile verildiğini, bilirkişinin denetime elverişli bir inceleme yapmadığını, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının partime çalışmasına ve bu konuda noterden sözleşme yapılmasına, Yerel Mahkemece davanın reddine karar verilmesine rağmen istinaf mahkemesinin yerel mahkeme kararının kaldırıp davanın kabulüne karar vermesinin hatalı olduğunu, kaldı ki yapılan işin niteliği sektörde bu şekilde çalışma benimsendiğini, çünkü müvekkil dava dışı Migrosun bir şubesinde sadece unlu mamul reyonu kiralamış ve burada unlu mamul ürünlerini satmakta olduğunu, işin niteliği gereği reyonun çalışması marketin kendisi gibi tüm gün olmadığını, şahitlerin belirttiği gibi işçilerde bu nedenle kısa süreli çalıştırılmakta olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesidir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanununun 13. maddesinde, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmî süreli iş sözleşmesi olduğu belirtilmiş, 63. maddesinde, genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa bu sürenin, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı açıklanmıştır. Bu tür hizmet tespiti davalarında tam gün üzerinden veya kısmi zamanlı olarak çalışma olgusunun ortaya konulması önem arz etmekte olup çalışmanın kısmi zamanlı olduğu anlaşıldığı takdirde günde kaç saat hizmet verildiği ve giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63. madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiğinden yola çıkılarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmelidir.
Dosya kapsamında, “…Sözleşmesi” incelendiğinde; sözleşmenin davacı ve davalı şirket arasında akdedildiği, davacının “Güzelyalı Mahallesi, … Şubesi’nde reyon görevlisi olarak çalışacağı, bu hizmete karşılık aylık asgari brüt ücret ödeneceği, işçinin 14.02.2015 tarihinden itibaren çalışmaya başlayacağı, haftada 1 gün izinli sayılacağı, işçinin işverenin belirleyeceği gün ve saatte günlük toplam 4 saat çalışacağı düzenlendiğini, davacının uyuşmazlık konusu dönemde kısmi bildirimlerinin bulunduğu, tanıkların davacının çalışma saatlerine ilişkin çelişkili beyanlarda bulundukları anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının kısmi süreli sözleşme kapsamında çalıştığı gözetilerek, davacının sürekli olarak bir günde kaç saat çalıştığı, giderek haftalık ve aylık çalışma süresi resen seçilen ve kanaat edinmeye yeter sayıda bordro tanığı dinlenmek suretiyle belirlenerek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi gereğince 7.5 saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususunda, Kuruma bildirilen günler de dışlanmak suretiyle, uzman bir bilirkişinin görüşü alınmak suretiyle açıkça saptanarak, infaza elverişli bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı şirket ve feri müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.