Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2006/7307 E. 2008/1696 K. 17.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7307
KARAR NO : 2008/1696
KARAR TARİHİ : 17.03.2008

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı avukatı gelmedi. Davalı vekili avukat … Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tesbit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık 12.10.2001 tarihli teklif mektubu üzerine kurulan asansör satış ve montaj sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Sözleşmeye göre toplam iş bedeli 58.500.000 TL. olup bedelin 30-60-90-120-150-180 günlük çeklerle ödenmesi kararlaştırılmıştır. İcra takibi 28.05.2002 ve 28.06.2002 vadeli bonolara istinaden yapılmıştır. Davalı takip dayanağı bonoların ödenmeyen çekler nedeniyle vade farkı eklenerek düzenlendiğini savunmuştur. Davacı vekilinin dava dilekçesinde takip dayanağı bonoların asansör işi nedeniyle verildiğine dair beyanı ile bonoların tanzim tarihleri karşısında davalının savunması doğrulandığından bonoların ödenmeyen çeklerin yenilenmesi amacıyla vade farkı eklenerek düzenlendiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu durumda davacı iş sahibinin asansör satım ve montajı nedeniyle borcunun ödenmeyen çekler nedeniyle verilen takip dayanağı bonolar da dikkate alınarak saptanması ve bulunacak miktardan takip tarihine kadar yapıldığı kanıtlanan ödemeler düşülmek suretiyle davanın sonuçlandırılması gerekirken sözleşme içeriği, davalının savunması ve davacı vekilinin dava dilekçesindeki bonoların iş bedeline karşılık verildiğine dair beyanları gözardı edilerek yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan İİK’nın 72/IV. maddesi hükmünce menfi tesbit davalarında alacaklının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için icra takibinde haksız ve kötüniyetli olması gerekir. Somut olayda bonoya dayalı yapılan takibe davacı borçlu tarafından itiraz edilmediği, bonolar altındaki imzalar inkâr edilmediği gibi, davalı alacaklının takipte kötüniyetli olduğu da kanıtlanmadığından koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddi yerine kabulü de usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Belirtilen sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 550,00 YTL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 17.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.