YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2203
KARAR NO : 2006/3703
KARAR TARİHİ : 30.03.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.11.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ile kıyıya terkinine ve elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen 13.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı idare temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalıya ait 305 ada 2parsel sayılı taşınmazın 10 m2 lik kısmının idarece tesbit edilen kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını ileri sürerek bu kısma ilişkin tapu kaydının iptalini ve müdahalenin menini istemiştir.
Davalı dava konusu yeri 1976 da bina ile birlikte aldığını, tecavüzü bulunmadığını savunmuş, mahkemece uzman bilirkişiler tarafından saptanan kıyı kenar çizgisine göre davalı taşınmazın kıyıya 9,54 m2 tecavüzü bulunduğundan bu kısmın iptali ile kıyı vasfı ile terkinine karar vermiştir.
Hükmü davacı idare temsilcisi temyize getirmiştir.
Uyuşmazlık Türk Medeni Kanunun 715 ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa dayanılarak açılan tapu iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın bu niteliğine göre önemli olan kıyı-kenar çizgisinin yöntemince saptanmasıdır.
Az yukarıda söylendiği üzere kıyıların niteliği Türk Medeni Kanunun 715.maddesinde gösterilmiş, 13.03.1972 tarih 7/4 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararında kıyıların menfaati umuma ait yerlerden olduğu, 28.11.1997 tarih ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararında da ilke olarak mülkiyet hukuku Yönünden kıyı-kenar çizgisinin belirlenme görevinin Adli yargı yerine ait bulunduğu, ancak 3621 sayılı Yasanın 5 ve 9.maddeleri hükmünce idarenin belirlediği ve idari yargı yerine başvurulmaması yüzünden yargı yolunun kapanmış olması nedeniyle kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunursa adli yargı yerinde saptamanın buna uygun yapılacağı kabul edilmiştir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun başka emsalleri varsa da 26.06.2003 tarih ve 2003/14-97 Esas ve 2003/110 karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Bütün bunlardan mülkiyet hukukundan kaynaklanan tüm uyuşmazlıkları çözmekle Adli Yargı yerinin görevli olduğu, 3621 sayılı Yasanın kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesinde ve uygulanmasında ortaya çıkacak çekişmelerde Adli Yargı görevini kısıtlayacak bir hüküm içermediği sonucu çıkmaktadır. O halde mahkemece kıyı-kenar çizgisinin az yukarıda sözü edilen 13.3.1972 tarih 7/4 sayılı ve 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları doğrultusunda saptanmasını benimseyen uygulaması yasalara aykırı değildir. Ne varki; bilirkişilerce kıyı kenar çizgisinin saptanması bakımından yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyleki;
Yukarıdan beri söylendiği üzere somut olayda idari merci olan Valilik taşınmazın bulunduğu mahalde 3621 sayılı kanunun 5 ve 9.maddelerine dayanarak kıyı kenar çizgisini belirlemiş ve bu 28.11.1983 tarihinde kesinleşmiştir. Bu belirleme 28.11.1997 günlü İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilkeye göre ilgililerine tebliğ edilerek kesinleştirilmediğinden Adli Yargı yerini bağlamaz. Ancak orta yerde idarenin bir saptaması ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmaları ve ortaya çıkardıkları bilimsel değerleri vardır.
Bu değerleri yok saymak ta olmaz.Bu nedenle mahkemece, aralarında bu konuda uzman ziraat,harita mühendisi ve jeolog veya jeomorfologların bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti oluşturmak suretiyle, bölgeye ait memleket ve askeri harita, … fotoğrafları,Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünce kıyı kenar çizgisi saptaması ile ilgili tüm evrak,belge ve haritalar mahalline uygulatılmalı, gerekir ise çeşitli katmanlardan alınacak toprak numunelerinde nitelik araştırması yaptırılmalı ve tüm bu çalışmalar sonucu tespit edilen kıyı kenar çizgisi idarenin belirlediği kıyı kenar çizgisi ile farklılık oluşur ise bunun nedenleri bilimsel değerlere dayalı gerekçeleri ile bilirkişilere açıklattırılmalı, mevcut ve belirlenen kıyı kenar-kenar çizgisi fen krokisinde gösterilmek suretiyle keşfi izlemeye uygun rapor alınarak toplanan tüm bu delillerin değerlendirilmesi sonucu bir karar vermek gerekir iken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması ve davacının elatmanın önlenmesi istemi hakkında da olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı idare temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.3.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.