Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2007/1472 E. 2008/744 K. 11.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1472
KARAR NO : 2008/744
KARAR TARİHİ : 11.02.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı kooperatif ile davalı … vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, 20.04.2000 tarihli asansör yapım sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Asansörde eksik imalat bulunduğu ileri sürülerek giderilme bedelinin tahsili talep edilmiş, mahkemece davalı şirket hakkındaki davanın reddine, davalı … hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu işe ait sözleşmeyi davacı kooperatif temsilcileri ile … Limited Şirketi adına … imzalamışlardır. Dosya kapsamından …’un davalı şirketi temsil ve ilzama yetkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davalı … hakkındaki davanın kabulüne, davalı şirket hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 32. ve devamı maddelerinde selâhiyeti olmadığı halde şirket namına işlem yapılması halinde kural olarak işlemin şirketçe benimsenmesi durumunda işlemin şirket adına yapıldığı kabul edilerek bu sözleşmeden doğan hak ve sorumlulukların, şirkete ait olduğu kabul edilir. Selâhiyeti olmayan kişi tarafından yapılan işleme açıkça icazet verilebileceği gibi işlem şirketçe benimsenmek suretiyle zımnen de kabul edilmiş olabilir. Dava konusu olayda davalı …’in imzaladığı sözleşme şirketçe açıkça kabul edilmemişse de, bu sözleşme gereğince yapılan asansör için faturanın şirket tarafından düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece davalı şirkete ait defter ve kayıtlar bilirkişi eliyle incelettirilmeli, bu iş nedeniyle yapılan ödemelerin ve sair işlemlerin şirket kayıtlarında yer alıp almadığı belirlenip yapılan sözleşme ve ödemeler kayıtlarda yer alıyor ise, davanın şirket hakkında kabul edilmesi, Özel hakkında reddedilmesi, aksi takdirde şirket hakkındaki davanın reddedilerek davalı …’in sözleşmenin tarafı olduğu kabul edilmelidir. Nevar ki, davalı …, kendisine tebligat yapılmadığını temyiz sebebi olarak ileri sürmüştür. Gerçekten de, davalı …’e usulüne uygun şekilde tebligat yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece davalı …’e dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi, delillerinin toplanmasından sonra sonucuna göre hüküm tesisi gerekir.
Diğer yandan kabule göre, davalı şirket hakkında açılan dava, husumet sebebi ile reddedildiği ve bu durumda Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7.maddesi uyarınca maktu vekalet ücreti takdir olunması gerektiği halde nisbi vekalet ücretine hükmolunması da doğru olmamıştır.
Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş davalı …’e usulen dava dilekçesinin tebliğ edilip delilleri toplandıktan sonra şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılması, buna göre sözleşmenin tarafının belirlenmesi, davanın sözleşmenin tarafı olduğu saptanan kişi yönünden kabul edilip diğer davalı hakkındaki davanın husumet sebebi ile reddi ve yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesinden ibarettir. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından kararın bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı Kooperatif ile davalı … yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 11.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.