YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10846
KARAR NO : 2006/13308
KARAR TARİHİ : 17.11.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 02.08.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi-kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 20 parsel sayılı taşınmaz maliki olduğunu komşusu olan 24 parsel sayılı taşınmaz maliki davalının çaplı taşınmazına duvar yaparak elattığını bu duvar nedeniyle evinin penceresinin kapandığı gibi, yağmur sularının doğal akışının bozulduğunu ve kendisine ait meskenin içersine girdiğini ortaya çıkan muarazanın meni ile duvarın kal’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı , davacının çaplı taşınmazına elatmasının olmadığını yapılan duvarın kendisine ait çap içinde kaldığını duvar olmadığı takdirde yağmur sularının kendi taşınmazına akacağını açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre davacının taşınmazına elatma olmadığından dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Davacı mülkiyet hakkına dayanarak çapa bağlı taşınmazına davalının duvar yapmak suretiyle penceresini kapattığını yine bu duvar nedeniyle yağmur sularının doğal akışının engellendiğini bu şekilde ortaya çıkan muarazanın da giderilmesini istemiştir. Davacının bu son istek kalemleri mülkiyet hakkından değil, komşuluk hukukundan kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle davacı komşuluk hukuku ilkelerine dayanarak aykırı davranışların giderilmesini istemektedir.
Gerçekten; Türk Medeni Kanununun 683. maddesi «bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içersinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.» hükmü ile malikin mülkiyet hakkının yasal sınırları içersinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanununun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen «komşu hakkı» bölümünde «kullanım biçimi» başlığı altında yer alan 737 ve devamı maddelerinde ise, malikin mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yüklenerek yasal kısıtlamalar getirilmiştir.
Taşkınlıklardan amaç komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesiyle taşınmazı zararına aşırı derece etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının niteliğinin konuya ilişkin düzenlemelerin eğer yasal boşluk varsa yerel örf ve adetlerin gözetilmesi gerekir. Gerek zararın saptanması gerekse zararı giderici önlemlerin bulunması yönünden her somut olayın özelliğine bakmak tarafların yarar-zarar dengelerini değerlendirmek gerekecektir. Davada komşu olan davalının suların akışını diğerinin zararını değiştirdiği iddia edildiğinden uyuşmazlığın çözümünde, Türk Medeni Kanununun doğal olarak akan sularla ilgili 742. fazla suyun akıtılmasıyla ilgili 743. maddelerinin gözönünde tutulması zorunlu olduğu gibi pencerenin kapatılmasıyla ilgili iddianın çözümünde de Türk Medeni Kanunun 737.maddesinin dikkate alınması gerekir.
Mahkemece, tüm bu yönler keşfen bilirkişilere incelettirilip, değerlendirilmeksizin salt Türk Medeni Kanununun Mülkiyet Hukukuna ilişkin düzenlemesine göre, davanın tümüyle reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,17.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.