Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/10831 E. 2022/13307 K. 27.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10831
KARAR NO : 2022/13307
KARAR TARİHİ : 27.10.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No :

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum sigortalılarından … T.C.kimlik numaralı … …’ın 30/10/2013 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle sigortalıya 211.928,61 TL Peşin Sermaye Değerli Gelir, 8.660,82 TL İş Göremezlik Ödemesi, 63.044,65 TL Hastane Masrafı, 193,68 TL İlaç ve … masrafı olmak üzere toplam 283.827,76 TL masraf yapıldığını, kaza nedeniyle düzenlenen T.C … … Soruşturma raporuna göre davalının iş kazasının meydana gelmesinde kusurlu olduğunun belirlendiğini, bu nedenle fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, yapılan ödemelerin 506 ve 5510 sayılı yasalara göre davalıdan tahsili için iş bu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek kusur ve miktar bakımından fazlaya ait dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla kurum zararı olan 95.472,44 TL’nin şimdilik; 42.385,72 TL ilk peşin sermaye değerli gelir, 1.732,16 TL İş Göremezlik Ödemesi, 12.608,93 TL hastane masrafı, 38,73 TL İlaç ve … masrafının PSD yönünden gelir bağlama onay tarihi 27/10/2015 tarihinden, iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihi olan 11/02/2013 tarihinden itibaren hastane masrafı ve ilaç masrafının ise ödeme tarihi olan 21.10.2015 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalıya usulüne uygun olarak davetiyenin tebliğ edildiği görülmüştür. Davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.

III-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince; Dava konusu olaya ilişkin dosyada bulunan kusur raporları değerlendirilerek davacı tarafça davasını ispata ilişkin başkaca delil bulunmadığıbilirkişi raporları arasındaki çelişkileri giderir şekilde bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 23/10/2020 tarihli kusur raporu ve dosya kapsamındaki delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde olayın meydana gelmesinde davalıya atfedilecek kusur bulunmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, Alanya 1. İş Mahkemesi 2017/768 Esas 2021/13 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, dair karar verilmiştir.
V-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı kurum vekili dilekçesinde özetle: kazaya sebebiyet verilen iş yerine ait kamyoneti … olarak kullanma görevi davalı …’nın olduğu, iş sözleşmesinde yapacağı işin şoförlük olduğu açıkça belirtmiş olup kamyoneti kullanmak kendi görev yetkisinde olmasına rağmen sürücü belgesine sahip olmayan … …’ın işyerine ait kamyoneti kullanmasına izin vermiş olması ve anılan iş kazasının meydana gelmesinde de %40 oranında kusurlu olduğu tespit edildiği, Davalının gerekli dikkat ve özeni göstermediği hem denetmen raporunda hem de bilirkişi raporunda da açıkça ifade edildiği, hükmün yerinde olmadığını ileri sürerek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
VI-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davacı Kurumun 30.10.2013 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan ödemeler nedeniyle oluşan Kurum zararının tazmini amaçlı açtığı eldeki davada Davanın yasal dayanakları; davalı işveren yönünden 5510 sayılı Kanunun 21/1. ve üçüncü kişi/kişiler yönünden ise, 5510 sayılı Kanunun 21/4. maddeleri olup, Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
5510 sayılı Kanun’un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı ile Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.
İş kazası veya meslek hastalığına birlikte sebebiyet veren sorumluların işveren ve üçüncü kişi olması durumunda, işverenin müteselsilen sorumlu olacağı tutar, 1. fıkra gereğince kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın (gelirin ilk peşin sermaye değeri X işverenin kusur oranı), üçüncü kişinin 4. fıkraya göre sorumlu olacağı tutar (gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı X üçüncü kişinin kusur oranı) ile toplamı kadar olmalı, kanun koyucunun getirdiği “gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı” sınırlaması karşısında üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu tutulacağı miktarın ise, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı sonucu elde edilecek tutar kadar olması gerekmektedir. Bu yaklaşım ve uygulama, işvereni, iç ilişkide üçüncü kişiye rücu edemeyeceği miktarı Kuruma ödemek zorunda bırakmadığından da hakkaniyete uygundur.
Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir.
Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi, iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan kanunlarda; İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır;
Eldeki davada Dava konusu iş kazası ile ilgili olarak hazırlanan Kurum teftiş raporunda dava konusu kazada … plakalı kamyonetin … Köyü istikametinden … kasabası istikametine giderken yoldan çıkıp dere yatağına takla atarak düşmesi sonucunda tek taraflı, yaralanmalı, maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, aracı … … isimli şahsın kullandığı, … …’ın iş sözleşmesinin incelenmesi sonucunda işyerinde yapacağı işin “… Sevkiyat” olarak belirtildiği, …’nın iş sözleşmesinin incelenmesinde işyerinde yapacağı işin “şoförlük, sevkiyat, montaj” olarak belirtildiği, 03/03/2019 tarihli bilirkişi raporunda kazalı … …’ın viraja girerken aracın hızını, aracın yük ve teknik özellikleriyle görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uyulmaması, aracı güvenli şekilde sevk ve idare etmemesi, dikkatli ve tedbirli davranmaması, ehliyeti bulunmadığı halde kamyonet tipi aracı kullanması nedeniyle %80 oranında kusurlu olduğunu, davalı …’nın kendisine kullanması için teslim edilen aracın kullanılmasında görevli olmayan ve ehliyeti bulunmayan kazalı işçinin aracı kullanmasına müsaade etmiş olması sebebiyle %20 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, … tahkikat raporu ile kusur raporu arasındaki çelişki giderilmek üzere aldırılan 09/09/2019 tarihli raporda dava dışı işveren …’in %50 oranında kusurlu olduğu, … … …’ın %50 oranında kusurlu olduğu, davalının kaza yapan araçta bulunan sürücü belgesi olan işçi konumunda olması, motorlu aracın bu kişiye teslim edilmiş olduğuna dair dosyada yeterli belgenin bulunmaması, kazanın olduğu ana tanık olan başkaca görgü tanığının bulunmaması göz önüne alındığında olayda kusurunun olmadığının bildirildiği, davacı vekilinin itirazları ile raporlar arasındaki çelişki giderilmek üzere dosya yeniden aldırılan 23/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda dava dışı işveren …’in araçta işyerinde gerekli denetim ve gözetim görevini tam olarak yapmamasına bağlı olarak işyerindeki araçların uygun sürücü belgesine ve mesleki yeterlilik belgesine sahip çalışanlar tarafından kullandırılmasına izin verilmesi ve kazalı işçiye iş güvenliği eğitimi verilmemesi sebebiyle olayın meydana gelmesinde etkili olduğu, kazalı … …’ın viraja girerken aracın hızını, aracın yük ve teknik özellikleriyle görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartları uydurmaması, aracı güvenli şekilde sevk ve idare etmemesi, dikkatli ve tedbirli davranmaması, ehliyeti bulunmadığı halde aracı kullanması nedeniyle olayın meydana gelmesinde etkili olduğu, davalı …’nın dosyada net ve yeterli bilgi olmaması ve sürücü belgesi olmayan kazalı … …’ın işyeri aracını işyeri yetkililerinin bilgisi dahilinde ara sıra kullandığı düşünüldüğünde olayın meydana gelmesinde etkisinin olmadığının belirtildiği, mahkemce işbu raporun kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette ve olaya uygun, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilerek hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda hükme esas alınan kusur raporu oluşa uygun değildir. Zira ehliyet sahibi ve … olarak çalışan davalının ehliyeti bulunmayan kazalıya aracı teslim ettiği gözetilerek bir miktar kusur verilmesi gerektiği;
İşverenin kusur durumu yönünden ise ancak ehliyetsiz sigortalıya araç kullandırılmasına göz yumması nedeniyle kusur atfedilebileceği, işveren tarafından yapılan görevlendirmelerle, bu işin yapılması için zaman ve mesafelere göre … değişiminin zorunlu olması durumları araştırılarak, kusur durumları bu ilkelere göre değerlendirilmeli ve elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Ayrıca davacının talebi teselsüle dayandığından, işverenin kusurlu olması halinde 5510 sayılı Yasa’nın 21/1 ve 21/4 hükümleri dikkate alınarak hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, hükmü temyiz eden davacı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak; İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak; temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.