YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8308
KARAR NO : 2022/14097
KARAR TARİHİ : 14.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı şirket ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait fabrikada 01.07.2004 ile 01.03.2012 tarihleri arasında kesintisiz çalışmasının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı şirket ve fer’i müdahil Kurum vekilleri, davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece “davanın kabulü ile davacının 1101259.035 sicil numaralı davalı işyerinde 01.07.2004-01.03.2012 tarihleri arasında belirsiz süreli iş akdi ile toplam 2790 gün çalıştığını ve bu çalışmasının 2790 gününün kuruma bildirilmediğinin tespitine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince dinlenen tanıklar dışında, dönem bordrolarından re’sen belirlenen tanıklar dinlenerek araştırma genişletilmiş ve bu tanıkların fiili çalışmayı destekleyen beyanları ile iş yerinde kesintisiz ve sürekli çalışma olgusunun varlığının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulü yönündeki ilk derece mahkemesi kararının yerinde bulunduğu belirtilip, kararda çalışılan gün sayısına dair yanlışlık düzeltilerek “Davanın kabulü ile, davacının 1101259.035 sicil numarasıyla davalı adına tescilli işyerinde 01.07.2004 – 01.03.2012 tarihleri arasında belirsiz süreli iş akdi ile toplam 2760 gün çalıştığı ve bu çalışmasının 2760 gününün Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmediğinin tespitine” dair hüküm kurulmuştur.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili, somut tanık beyanı bulunmadığını,denetim raporu olup olmadığının araştırılmadığını,işverenle husumeti olan tanık beyanlarına göre karar verildiğini beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili, verilen hükmün eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Bu tür davalarda, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, Mahkemece dinlenen bordro tanıklarının kendilerinin de açtıkları davalar olduğunu belirttikleri anlaşılmış olup tanıkların açmış oldukları hizmet tespiti davalarının, dava dilekçeleri de incelenmek suretiyle eldeki davadaki beyanlarıyla uyumlu olup olmadığı, buna göre beyanlarına itibar edilip edilmeyeceği hususu, varsa tanık beyanları arasındaki çelişkiler de giderilerek tespit edilmeli, bordro tanıklarının davacının işe başlama tarihi ve kesintisiz olarak çalışıp çalışmadığı,çalışmanın mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, konusundaki beyanları somutlaştırılmalı, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı ve feri müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin kararı kaldırılmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2. maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 14.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.