Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/4637 E. 2007/5820 K. 17.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4637
KARAR NO : 2007/5820
KARAR TARİHİ : 17.05.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.12.2001 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil ve birleşen dosya ile müdahalenin men’i, kal ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 19.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayalı taşkın yapı nedeniyle tapu iptali tescil, ikinci kademedeki istek ise irtifak hakkı kurulmasına ilişkindir.
Karşı dava da ise çapa dayanarak elatmanın önlenmesi, kal ve tazminat istenmiştir.
Mahkemece karşı davanın reddine, asıl davanın kabulü ile 9287 parsel yararına 9288 parselin 128.99 metrekare yüzölçümlü bölümü üzerinden irtifak hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hükmü mülkiyet hakkı sahibi 9288 parsel malikleri temyiz etmiştir.
Yasal ayrıcalıklar dışında, Medeni Kanunun 684/1 ve 718/2 (Önceki Medeni Kanunun 618, 644/2) maddelerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bunun ayrıcalıklarından birisi de Medeni Kanunun 725. (Önceki Medeni Kanunun 651.) maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, madde hükmü;
“Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmaz bütünleyici parça olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kimse uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasının veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının kendisine devrini isteyebilir.” şeklindedir.
Böylece, muhdesat arasındaki bağlantı kesilmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise, bina sahibine ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Bunun için:
Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçasının yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.
Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arsa malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arsanın her malikine karşı kullanabilir. Yeni maliklerde Türk Medeni Kanunun 725.maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur.
Bu inşaatı kendi malzemesi ile yapan kişinin, iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir.
14.2.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, iyiniyetin ispatı taşkın yapı malikine ait ise de iyiniyet sav ve savunması def’i olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulmalıdır.
Somut olayda, dosya kapsamından; 9287 ve 9288 parsellerin önceden bir bütün iken 1980 yılında ifraz edildiği, 9287 parsel üzerindeki yapı ile bunun 9288 parsele taşan kısmı üzerindeki binanın 1995 yılında inşa edildiği, başka bir anlatımla, yapının taraflara ait taşınmazlar ifraz edilerek ayrı ayrı çaplara bağlandıktan sonra inşa edildiği görülmektedir. Taşınmazlar çapa bağlandıktan sonra taşkın yapı sahibi iyiniyet iddiasında bulunamayacağından yapı sahibi davacıların isteminin reddi gerekirken hüküm altına alınması yasaya aykırı olmuştur.
Kabul şekline göre de; yapı sahibi davacıya ait binanın imar mevzuatına aykırı olması nedeniyle yetkili merci olan belediyece yıkımına karar verildiği, bu gibi imar mevzuatına aykırı yapılar nedeniyle maliklerine irtifak hakkı tesisinin yasalara aykırılığın mahkeme kararı ile devamı anlamına geleceği gözden kaçırılarak istemin hüküm altına alınması da doğru değildir.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 17.5.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.