YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5064
KARAR NO : 2007/5830
KARAR TARİHİ : 17.05.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 26.7.2006 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men’i ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, davalı kooperatifin sulama tesislerinden yararlandırmama suretiyle ortaya çıkan muarazanın giderilmesi ve zararın tahsili istemleri ile açılmıştır.
Davalı kooperatif uygulamanın Çeltik Komisyonu kararına dayalı olarak yapıldığını, fazla suların çevrede sağlık sorunları yarattığını, aslında davacının muarazanın giderilmesini istediği kanallarda davacıya su vermek zorunda olmadıklarını, açılan davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davalı kooperatifin muarazasının giderilmesine, 1042.00 YTL. zararın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 1. maddesinde yapılan tanıma göre, kooperatifler tüzel kişiliğe haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik yararlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla kurulan ortaklıklardır. Özellikle sulama kooperatiflerinin amacı Devletçe yapılmış veya yapılacak sulama tesisleri veya her ne suretle olursa olsun tarım sahalarından çıkarılacak suyun zıraatte kullanılması ile ilgili çalışmaları yapmak kurulmuş olan sulama tesislerini işletmek, işlettirmek ve bakımını yapmak veya yaptırmaktır. Görülüyor ki gerçek kişilerle kooperatifler arasındaki ilişki ortaklık ilişkisine dayalıdır.
Kooperatif ile ortağı arasındaki ilişkiyi ise kooperatife ait ana sözleşme düzenler. O yüzden mahkemece öncelikle davalı kooperatife ait ana sözleşme sağlanmalı kooperatifteki diğer kayıt ve bilgilerden de yararlanılarak uygulamaya ve ana sözleşmeye göre davalı kooperatifin ortağı olan davacıya dava konusu yapılan kanallardan sulama için su vermek zorunda olup olmadığı, bilirkişi incelemesi ile saptanmalı, sonuç olarak sulama tesisinden yararlanması men edilen yerlerden davalı kooperatifin işlemlerinin bir dayanağı olup olmadığı araştırılarak ortaya çıkan muaraza hakkında sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Diğer taraftan, Borçlar Kanununun 42.maddesi hükmünce zararı ispat etmek bunu iddia eden tarafa düşer. Somut bir kavram olan zarar dava tarihinde gerçekleşmiş olmalıdır. İleride olası zararlar için peşinen dava açılarak istemde bulunulamaz. Hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda somut zararın ürün kaybı nedeniyle 200,00 YTL sulama maliyetindeki artışlar nedeniyle de 42,00 YTL olduğu saptanmıştır. Davacının bilirkişi incelemesi ile kanıtladığı zarar toplamı 242,00 YTL.den ibaret iken olası zararların tüm toplamı 1042,00 YTL.nin hüküm altına alınması doğru olmamıştır. Kaldı ki, dava dilekçesinin açıklamalar bölümünde davacı zarar tutarını 242.00 YTL olarak belirlemiş, ıslah suretiyle müddeabihi artırmamış iken HUMK.nun 74. maddesinde hükme bağlanan taleple bağlılık kuralı bir yana bırakılarak tazminat isteminin 1042,00 YTL. tutarında hükme bağlanması yanlıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.5.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.