Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/9099 E. 2022/12125 K. 10.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9099
KARAR NO : 2022/12125
KARAR TARİHİ : 10.10.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
No :

Dava, iş kazasının ve maluliyet oranının tespiti istemine ilişkindir
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararının davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, davacının davalı iş yerinde 25.07.2006 tarihinde kullanılan derme çatma asansör motorunun kancasının yerinden çıkması nedeniyle asansörün yere çakılması sonucu iş kazası geçirdiğini, o tarihte davacının iş yerinde sigortalı olarak çalıştırılmadığından dolayı iş kazası olarak bildirilmediğini, iş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat istemli dava dosyasında alınan raporda meydana gelen iş kazasında iş verenin %100 kusurlu olduğunun rapor edildiğini, davacının geçirdiği iş kazası ve maluliyetinin tespiti için kuruma yapılan başvurunun sigortalı olarak çalışmadığından tespit yapılamayacağı nedeniyle reddedildiğini belirterek davacının davalı iş yerinde çalışmakta iken 25.07.2006 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun ve davacının maluliyet oranının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP:
Davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı Kurum vekili, davanın reddini istemiştir.

III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, “davacının açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davası olan Adana 5. İş Mahkemesinin 2011/1091 Esas sayılı dosyasında dinlenen tanıklar … söz konusu beyanlarında davacı ile 3 arkadaşının asansördeyken aşağı düştüğünü ifade etmeleri, yine davacının açmış olduğu Adana 3. İş Mahkemesinin 2012/5 Esas sayılı dosyasında işe iade davasında dinlenen tanık …’in beyanında davacı ile aynı tarihlerde işe girdiğini 4 gün sonrasında asansörden beraber düştüğünü ifade etmesi ayrıca bu tanık beyanlarını doğrular mahiyette Mahkememizce belirlenen aynı zamanda 01.03.2004-21.05.2018 tarihleri arasında davalı iş yerinde sigortalı olan tanık …’ın da davacının kendisinden 2 sene sonra işe girdiğini, 2006 yılının yaz aylarında davacının asansörden düştüğünü duyduğunu ifade etmesi, yine 15.01.2004 tarihinde işe giren ve halen sigortalı olarak çalışan …’nın beyanında malzeme getirmesi sırasında asansörün düşmesi nedeniyle yaralandığını ifade etmesi diğer bordro tanığı aynı zamanda davalı iş yerinde 01.05.2003-22.07.2009 tarihleri arasında sigortalı olan …’ın beyanında davacının asansörü kullandığı … ile birlikte aşağı düştüğünü ifade etmeleri nedeniyle hiç yoksa kaza tarihi olan 25.07.2006 tarihinde davalı iş yerinde çalıştığı ve iş yerinde bulunduğu sırada ve iş veren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelen olayın iş kazası olduğu”gerekçesiyle “davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının davalı iş yerinde 25/07/2006 tarihinde geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespitine, davacının maluliyet tespiti yönünden ise feragat olması nediniyle reddine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, “tazminat dosyasında dinlenen ve iş yeri bordrolarda adı geçen … ile dosyada dinlenen bordro tanığı …’ın mahkemece alınan beyanlarında davacının davalı iş yerinde çalıştığı esnada asansörden düşme nedeni ile iş kazası geçirdiğini beyan etmiş olmaları birlikte değerlendirildiğinde mahkemenin kabulünün yerinde olduğu, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle davalı ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı şirket vekili, davacının talep ve iddiasının, zamanaşımına uğradığını, iddia konusu kaza tarihi itibariyle, taraflar arasında herhangi bir hukukî ve fiilî iş ilişkisinin bulunmadığını, davacının şirketin personeli olmadığını, davacının davalı işveren nezdinde işe başladığı tarihin, dava konusu edilen kaza tarihinden yaklaşık 4 ay sonra olmasına rağmen davalı şirkete kendisinden önceki bir döneme ait iş ilişkisi nedeniyle husumet yöneltilmiş olmasının, usûle açıkça aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından gerekçeli karar kapsamında husumet itirazı konusunda olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmediği gibi, istinaf makamınca da bu önemli hususun, herhangi bir şekilde değerlendirmeye tâbi tutulmadığını belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı Kurum vekili, anılan işyerinde çalışırken iş kazası geçirdiğini iddia eden davacının hizmet akdine istinaden işyerinde çalıştığına dair kendi ifadesi dışında olayı teyit edecek herhangi bir kanıt ifadesinin de olmaması, ayrıca, bu işyerinde ücretle ve işverene tabi olarak çalıştığının kayden de tespitinin yapılamamış olması sebebiyle davacının sigortalı sayılamayacağı, dolayısıyla geçirdiği kazanın da, iş kazası olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığını, tanıkların duyuma dayalı soyut anlatımlarının hükme esas alınmaması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 13 ve devamı maddeleridir.
5510 sayılı Yasanın 13. maddesinin birinci fıkrasında iş kazası,
“a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b)-(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c)-Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d)-(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e)-Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Somut olayda, davacı, davalı işyerinde çalışmasının devamı sırasında 25.07.2006 tarihinde asansör motorunun kancasının yerinden çıkması nedeniyle asansörün zemine çakılması sonucu iş kazası geçirdiği iddiası ile açtığı dava ile ilgili olarak, davacının talep konusu tarih itibariyle davalı işyerinden sigortalı bildirimi bulunmadığı, kuruma yapılan başvuru sonucunda; davacının sigortalılık statüsü hakkında, “davacının çalıştığına kanıt olabilecek herhangi bir belge ibraz edilmediği, şikayetçinin sigortalılığı hakkında yapılacak işlem bulunmadığı” iş kazası iddiası ile ilgili olarak “iş kazası idddiası sigortalılığa bağlı olduğundan konu hakkında yetkisizlik” gerekçesiyle yapılacak işlem bulunmadığının bildirildiği, davacı ile birlikte 2 kişinin de aynı asansörde kaza geçirdiği yaralandığı, davacının yoğun bakımda kaldığı beyanlarının olduğu, mahkemece, davacı hakkındaki tıbbi belgeler getirtilmeden, bu kaza ile ilgili kurum tarafından iş kazası soruşturması yapılıp yapılmadığı, diğer yandan gelir bağlanıp bağlanmadığı araştırılmadan, tazminat davasında dinlenen, ancak denetlenemeyen tanık beyanları ile yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre Mahkemece, davacı tarafından iş kazasının oluş şekli olarak iddia edilen düşmenin ne şekilde meydana geldiği, işyerinde veya işin yürütümü sırasında meydana gelip gelmediğinin, yine olaya ilişkin dosyada mevcut olan ve eksiklik olması halinde de ilgili sağlık kuruluşlarından celbi ile elde edilecek tıbbi kayıtların tetkiki ile bu kayıtlarda belirlenen arazların düşme ile bağlantılı olup olmadığı araştırılmalı, ayrıca olay günü davalı işveren nezdinde çalışan bordrolu çalışanlar Mahkemece resen tespit edilerek, kazanın oluş biçimi ile ilgili ayrıntılı ifadeleri alınmalı, davacı ile birlikte 2 kişinin de aynı asansörde kaza geçirdiği yaralandığı beyanları karşısında, bu kaza ile ilgili kurum tarafından iş kazası soruşturması yapılıp yapılmadığı, diğer yandan gelir bağlanıp bağlanmadığı araştırılmalı, böylelikle dosya içinde mevcut tüm deliller değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. Maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.