Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2007/2042 E. 2008/1617 K. 14.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2042
KARAR NO : 2008/1617
KARAR TARİHİ : 14.03.2008

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, İİK’nın 67.maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine borçlu davalının vakî itirazının iptâli istemine ilişkindir.
Bursa 5.İcra Müdürlüğünün 2005/1213 takip sayılı dosyası kapsamından; davacının, adi takip yoluyla 09.12.2004 tarih ve 29115 numaralı faturayı dayanak yaparak başlatmış olduğu icra takibinde (11.530,87) YTL asıl alacak (671,00) YTL işlemiş temerrüt faizi ve (5,00) YTL evrak masrafı, olmaz üzere, toplam (12.206,87) YTL alacağın tahsilini istediği ve takip borçlusu davalının süresi içindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; takip konusu asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptâli istemiyle açılan davanın da, bir yıllık süresi içinde olduğu saptanmış bulunmaktadır.
Davada, davacının yüklenici sıfatıyla davalıya ait kumaşların yıkama – boyama işini yaptığı ve yapılan işin teslim edilmiş olmasına karşın takip ve dava konusu iş bedelinin ödenmediği ileri sürülmektedir. Davalı taraf ise, kurulduğu ileri sürülen yanlar arasındaki akdi ilişkiyi inkâr etmiştir. Yanlar arasında yazılı sözleşme yapılmamıştır. Ancak, davacı fotokopilerini sunduğu belgelerdeki rakam ve yazıların bizzat davalı … tarafından yazılmış olduğunu ve ayrıca sunulan 09.12.2004 günlü sipariş fişlerindeki imzaların da davalıya ait olduğunu iddia etmektedir. Kural olarak, uyuşmazlık konusunun tutarına göre, yanlar arasında eser sözleşmesinin yapılmış olduğunu, HUMK’nın 288.maddesi hükmü gereğince davacı, yasal ve yazılı delillerle kanıtlamakla ödevlidir. Nevar ki, HUMK’nın 292.maddesi gereğince “yazılı delil başlangıcı” niteliğinde belge ya da
belgelerin sunulması halinde iddianın kanıtlanması için “tanık” deliline dayanılabilir. Davaya dayanak alınan az yukarıda sözü edilen yazıların ve imzanın davalıya ait olduğunun saptanması durumunda; bu belgeler, HUMK’nın 292.maddesi hükmü uyarınca, yazılı delil başlangıcı niteliğinde belgeler olarak kabul edilir. O halde, öncelikle bu belge asıllarının davacı tarafından mahkemeye sunulması sağlanarak; sözü edilen yazıların ve imzanın davalıya ait olup olmadığının saptanmasına yönelik olarak HUMK’nın 230 ve izleyen maddeleri gereğince davalıya “isticvap” davetiyesi çıkarılması ve davete uyulması, yazı ve imzaları kabul etmemesi halinde, belgelerdeki yazıların kendisine oturarak ve ayakta yazdırılması, aynı şekilde imzalarının alınması ve ayrıca resmi kurum ve kuruluşlarda imza ve el yazısının bulunduğu belgeler saptanarak birlikte tüm bu belgeler uzman bilirkişi kuruluna incelettirilerek davaya dayanak alınan belgelerdeki yazı ve imzaların davalıya ait olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Davacıya ait olduğunun saptanması durumunda da, “tanık” delili dahil iddiasını ispat için davacıya; karşı delillerini sunması için de davalıya olanak verilmesi ve varılacak sonuca göre bedeli uyuşmazlık konusu olan işin yapımına yönelik olarak yanlar arasında “sözlü”eser sözleşmesinin yapılmış olduğunun kabulü durumunda da, Borçlar Kanunu’nun 364.maddesi gereğince; işin yüklenici tarafından davalı iş sahibine teslimi halinde iş bedelini isteyebileceği gözetilerek işin davalıya teslimini kanıtlayabilmesi için davacıya imkan tanınmalıdır.
Yanlar arasında akdî ilişkinin kurulmuş olduğu ve bedeli uyuşmazlık konusu işin teslim edildiğinin kanıtlanması durumunda ise; iş bedeli yanlar arasında uyuşmazlık konusu olduğundan Borçlar Kanunu’nun 366.maddesi gereğince uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre hakedilen ve istenebilir iş bedeli tutarının mahkemece belirlenmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bentte belirtilen nedenle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2.) bentte açıklanan diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 14.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.