Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/3397 E. 2022/7291 K. 29.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3397
KARAR NO : 2022/7291
KARAR TARİHİ : 29.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 19/06/2013 gününde verilen dilekçe ile el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve tazminat talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/01/2022 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 29/11/2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Av. … …. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklaması dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R
Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, davacılardan onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/11/2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 23/09/2019 tarih 2018/15959 Esas 2019/7898 Karar sayılı kararında “(…) Yine davalı … İnşaat Ltd. Şti.’nin 1294 ve 2804 nolu taşınmazlara moloz dökmek sureti ile verimsizleştirdiği, 1293 nolu taşınmazda gölet oluşmasına sebebiyet vermekle davacıya verdiği zararın yeniden yapılacak keşif ile ziraat ve mülk bilirkişisi aracılığı ile saptanması ve hesaplanacak tazminat miktarının hüküm altına alınması gerekmektedir….” şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına uyan mahkemece mahallinde keşif yapılmış, keşif sonunda bilirkişiler tarafından 22/01/2021 tarihli rapor ile 26/03/2021 ve 15/11/2021 tarihli ek raporlar mahkemeye sunulmuştur. 15/11/2021 tarihli ek raporda iki alternatifli bir rapor tanzim edilmiş olup, birinci alternatifte davacıların zararının ortadan kaldırılması ve dava konusu taşınmazların eski hale getirilmesi için yapılması gereken toplam harcama tutarı 143.692,51 TL, ikinci alternatifte ise 592.496,86 TL olarak tesbit edilmiştir. 2. Alternatif hesaplamada, birincisinden farklı olarak, “dava konusu 1293, 1294 ve 2084 parsel no’lu taşınmazların tamamına toprak serilme bedeli” başlığı altında, toprak serilecek alanın hacmi 90.964,64 m2 olarak belirlenmiş, tarım yapılabilmesi için en az 30 cm. toprak serilmesi gerektiği kabul edilerek, 27.289,39 m3 toprağa ihtiyaç olduğu, bunun maliyetinin de 449.240,85 TL olduğu tesbitine yer verilmiştir. Mahkemece birinci alternatif hesaplama üzerinden hüküm kurulmuştur.
Keşif sırasında mahallinde çekilen ve dosyaya kazandırılan fotoğraflar ile bilirkişi raporlarından, dava konusu taşınmazların tarım toprağı olduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda davanın tarafları arasında bir çekişme de yoktur. Tüm dosya kapsamına, bozma kararına ve bozma sonrası mahkemenin kabulüne göre; davalı şirketin, mülkiyeti davacılara ait olan taşınmazlara haksız olarak el attığı, izinsiz olarak taşınmazlardan kum almak suretiyle tarım arazisi vasfını bozduğu, oluşan çukurların bir kısmına tarım arazisinde kullanılması mümkün olmayan moloz döktüğü, bir kısmını ise çukur olarak bırakmak suretiyle davacılara zarar verdiği sabittir. Bu durumda, Türk Medeni Kanunu’nun 683/2. maddesi ve TMK’nun ayrılmaz bir parçası olan Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi gereğince davalı şirket, davacıların tüm zararlarını gidermek zorundadır. Taşınmazın tarım arazisi olduğu dikkate alındığında zararın giderilmesi, taşınmazlara toprak serilmek suretiyle eski hale getirme yükümlülüğünü de kapsar. Dolayısı ile mahkemece, -davacıların talep miktarı da dikkate alınmak sureti ile- bilirkişiler tarafından “2. Alternatif” başlığı altında hesaplanan bedelin hükme esas alınması gerekirken, gerekçesi açıkça ve denetime elverişli olacak şekilde açıklanmadan, “1. Alternatif hesaplama” dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, uyulmasına karar verilen Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 23/09/2019 tarih 2018/15959 Esas 2019/7898 Karar sayılı bozma kararına da aykırıdır.
Bu gerekçe ile davacılar vekilinin -miktara ilişkin- temyiz itirazı kabul edilerek, hükmün davacı yararına bozulması gerektiği kanaati ile, sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.