YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4045
KARAR NO : 2022/7240
KARAR TARİHİ : 28.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.05.2015 gününde verilen dilekçe ile ecrimisil talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.02.2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, paydaşlar arası ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacılar, murisleri olan anneleri …’in 05.11.1987 tarihinde vefat ettiğini, dava konusu 752 parsel sayılı taşınmazda murislerinin 1/3 hissesinin bulunduğunu, ancak taşınmazın diğer hisse malikleri olan davalılar tarafından kullanıldığını, davalılara taşınmazdaki hisselerini kullanacaklarını söylediklerini ancak davalıların buna izin vermediğini, kira bedeli de ödemediklerini, murislerinin vefatından bu yana taşınmazı kullandıklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.500,00 TL ecrimisil bedelinin davalılardan tahsili ile taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı … vekili, dava konusu taşınmazın davacıların murisi tarafından müvekkiline satıldığını, ancak tapuda işlem yapılmadığını, dava konusu yeri 1987 yılından beri kullandığını ve davacıların bu zamana kadar ses çıkarmadığını, intifadan men koşulunun gerçekleşmediğini, davacıların gönderdiğini iddia ettikleri ihtarnamenin müvekkiline tebliğ edilmediğini, kaldı ki taşınmazın tamamının kullanılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, duruşmada alınan beyanında, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile dosya arasına alınan 30.12.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda taşınmaz için belirtilen; 2010 yılı için 1.200,00 TL, 2011 yılı için 1.320,00 TL, 2012 yılı için 1.440,00 TL, 2013 yılı için 1.560,00 TL, 2014 yılı için 1.680,00 TL, 2015 yılı için 1.800,00 TL, toplamda 9.000,00 TL ecrimisil bedelinin her dönem sonu işletilecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan ayrı ayrı alınarak davacıların miras hisseleri oranında davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Hükmün davalı … vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2020 tarihli, 2018/5060 Esas, 2020/5833 Karar sayılı bozma ilamı ile “… davalı …, dava konusu yeri harici satıma dayalı olarak kullandığını iddia etmiş, davacılar da murisleri olan … …’in ölüm tarihi olan 1987 tarihinden beri dava konusu taşınmazı davalıların kullandığını belirtmişlerdir. Her ne kadar harici satım ve dava konusu taşınmazın kullanımı konusunda davalı tanıkları dinlenmiş ise de, davacılar da dava dilekçelerinde tanık listesi vermelerine ve vazgeçmede olmamasına rağmen davacı tanıkları dinlenmemiştir. O halde, davalıların kullanımının haklı bir nedene dayanıp-dayanmadığı husususunun (harici satım/uzun süreli kullanım) tespiti için, davacı tanıklarının dinlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Davacı tanıkları da dinlendikten sonra, davalıların kullanımının haklı bir nedene dayandığının kabulü halinde ise, davacıların dava dilekçesi ekinde, davalıların taşınmazı kullanmaması hususunu ihtiva eden, adi yazılı ve 01.12.2014 tarihli davalıların muhatabı olduğu ihtarname ve posta alındısı sunduğu anlaşıldığına göre, bahse konu ihtarnamenin tebliğ edilip edilmediğinin araştırılarak, tebliğ edilmiş olması halinde, tebliğ tarihi itibariyle, davalıların dava konusu taşınmazın kullanımlarının iyiniyete dayandığının kabul edilemeyeceği hususu gözönüne alınarak, tebliğ tarihinden itibaren davalılar aleyhine ecrimisile hükmedilmesi gerekecektir. Tüm bu hususlar düşünülmeden, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi yanlış olmuştur. O halde mahkemece, yapılacak iş, dava konusu taşınmazın kullanımının harici satıma dayalı olup olmadığının davacı tanıkları da dinlenilerek açıklığa kavuşturulması, kullanımın haklı bir nedene dayandığının kabulü halinde, dosya içerisinde yer alan ihtarnamenin tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır.
Bundan ayrı, hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu Tarım İl veya İlçe Müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda, mahkemece keşif sonrası alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunu söylebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, eldeki bilirkişi raporu az yukarıda bahsi geçen hususları ihtiva etmediğinden ve davalıların tapudaki hisseleri dahi gözönüne alınmadan hesaplama yapıldığından hüküm kurmaya elverişli değildir.
Tüm bu hususlar gözönüne alınmadan, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması yanlış olup, hükmün açıklanan tüm bu nedenlerle bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. ,
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar temyiz etmiştir.
Paylı mülkiyete konu bir taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı yada kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açılmak suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Somut olaya gelince, dava konusu 752 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfında, üzerinde yonca ekili doğal ürün veren yerlerden olduğu ve intifadan men koşulunun istisnaları arasında yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda paydaşlar arasında intifadan men şartı aranmayacağından davacılar yönünden ecrimisil koşullarının oluştuğu kuşkusuz olup, mahkemece davacıların talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
28.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.