Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/5433 E. 2022/7798 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5433
KARAR NO : 2022/7798
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine asıl davada 15.07.2009, birleştirilen davada 01.06.2018 tarihlerinde verilen dilekçeler ile ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın da reddine dair verilen 19.11.2020 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … … dışındaki davalılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili: asıl davada, 7289 ada, 4 parsel sayılı taşınmazda davalı belediyeler tarafından yapılan imar uygulamaları neticesinde davacının mülkiyet … sahibi durumuna geldiğini, davalı belediyelerin imar çalışması ile diğer davalılarca Milli Kütüphane Hizmet Binası ve eklentileri ile ayrıca otopark sahası ve buna dair eklentiler yapılması neticesi taşınmaza kamulaştırmasız el atmanın oluştuğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 5 yıl için 300.000,00 TL ecrimisilin, ait olduğu dönemlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş; birleştirilen Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/377 Esas sayılı dosyasında ise, asıl davada düzenlenen 18.04.2017 ve 02.04.2018 tarihli bilirkişi raporları ile müvekkili kurumun ecrimisil alacağının davalılardan Kültür Bakanlığı’ndan 920.533,85 TL, …’ndan 32.128,21 TL, …’ndan 1.755,27 TL olarak belirlendiğini, asıl davada şimdilik 300.000,00 TL talep edilmiş olup bilirkişilerce belirlenen 954.857,48 TL’den ilk dava ile talep edilen 300.000,00 TL’nin mahsubu ile 654.417,33 TL ecrimisilin davalılardan yasal faizi ile birlikte müştereken tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece ilk kararda; “davanın taraflarının tamamının kamu kuruluşu olduğu, kamu kuruluşları arasındaki ecrimisile ilişkin davaların Hakem Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle davanın Hakem Mahkemesince sonuçlandırılması gerektiği kanaatiyle davanın görev yönünden reddine, hükmün kesinleşmesi durumunda süresinde taraf vekillerince istenilmesi halinde dosyanın görevli Ankara Hakem Mahkemesine gönderilmesine…” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesince; “…davacı … Genel Müdürlüğü’nün 2954 sayılı Yasa’nın 33 ve devam eden maddeleri uyarınca sermayesinin tamamı devlete ait bulunmadığından, davaya konu olayda 3533 sayılı Kanunun uygulanma olanağının bulunmadığı, bu nedenle genel hükümlere göre işin esası incelenip bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle karar bozulmuş, davalı … Belediyesi Başkanlığının karar düzeltme talebi reddedilmiştir.
Mahkemce bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava konusu 7289 ada, 4 parselde, 1.352,25 metrekare davacı hissesinin bulunduğu, taşınmazın imar uygulaması gördüğü ve 4 no’lu parselin 1.455,00 metrekare yola terk işleminin yapılarak kamulaştırıldığı, kalan 5 ve 6 parsellerin oluştuğu, 1.455,00 metrekare yüzölçümlü yola terk kısmında davacının hissesinin karşılığı 42,46 metrekare olduğu, 6 parsel sayılı taşınmazla ile ilgili mahkemenin 2009/254 Esas, 2015/231 Karar sayılı ilamı ile Kültür Bakanlığı yönünden kamulaştırmasız el atma davası sonucu davacı hissesi olan 1.309,75 metrekare alanın Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, 5 no’lu parselin tamamının Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, davacı … Genel Müdürlüğü’nün toplam el atılan hissesinin 25,92 + 35,02 = 60,94 metrekare olarak fen bilirkişisi tarafından belirlendiğinden, el atılan kısımlar için Maliye Bakanlığından 32.128,21 TL ecrimisil, Büyükşehir Belediyesinden 1.755,27 TL ecrimisil, Kültür Bakanlığından ise 920.533,85 TL ecrimisil bedellerini talep edilebileceği, asıl dava değerinin 300.000,00 TL olduğundan talebin kısmen kabulü gerektiği, davalı … Başkanlığınca dava konusu taşınmaza el atmasının bulunmadığı ve kendisine husumet yöneltilemeyeceği; birleştirilen dava yönünden zamanaşımı def’inin bulunduğu, ecrimisil konulu davaların beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık sürenin dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlayacağından birleştirilen dava tarihi dikkate alındığında asıl davadaki ecrimisil talebi yönünden zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle asıl davanın ise kısmen kabul-kısmen reddine, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili ve davalılardan … dışındaki davalılar vekillerince temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
1-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
a)Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddine karar vermek gerekmiştir.
b)Davacı taraf, dava konusu, 08.11.2004 tarihinde yapılan imar uygulamasıyla oluşan 7289 ada, 4 parsel sayılı taşınmazda paydaş olup, 4 parsel sayılı taşınmaz evveliyatında 7289 ada, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlardan gelmekte olup, davacı 3 parsel sayılı taşınmazda paydaş olması nedeniyle 08.11.2004 tarihinde yapılan imar uygulaması ile 4 parselde paydaştır. Netice itibarıyla davaya konu 7289 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın 08.11.2004 tarihinde imar uygulamasına tabi tutularak 46.333,00 metrekare ve arsa vasfıyla kaydedildiği, taşınmazda davacının 1.352,250 metrekareye tekabül edecek şekilde 1352250/46333000 oranında hisseye sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece; “… dava konusu 7289 ada, 4 parselde, 1.352,25 metrekare davacı hissesinin bulunduğu, taşınmazın imar uygulaması gördüğü ve 4 no’lu parselin 1.455,00 metrekare yola terk işleminin yapılarak kamulaştırıldığı, kalan 5 ve 6 parsellerin oluştuğu, 1.455,00 metrekare yüzölçümlü yola terk kısmında davacının hissesinin karşılığı 42,46 metrekare olduğu, 6 parsel sayılı yer ile ilgili Mahkemenin 2009/254 Esas, 2015/231 Karar sayılı ilamı ile Kültür Bakanlığı yönünden kamulaştırmasız el atma davası sonucu davacı hissesi olan 1309,75 metrekare alan Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, 5 no’lu parselin tamamının Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, davacı … Genel Müdürlüğünün toplam el atılan hissesi 25,92 + 35,02 = 60,94 metrekare…” olduğu gerekçesiyle hüküm tesis edilmiş olsa da, dava konusu taşınmazın tamamının, davalı … tarafından, Maliye Bakanlığının tahsisine dayalı olarak kullanıldığı, 1.455,00 metrekarelik yola terk işleminin dayanağı olan imar uygulamasının 10.04.2014 tarihinde yapılmış olup davacı tarafın talepte bulunduğu asıl davanın dava tarihi olan 15.07.2009 tarihinden geriye dönük 5 yıllık süre için, davacı tarafın payı nispetinde hesaplama yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle talep tarihinden sonraki dönemdeki imar uygulamasıyla oluşan davacı payı üzerineden hesap yapılmış olması doğru değildir.
2-Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesinde; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur” hükmü yer almaktadır.
Dosya içeriğine göre, davalı aleyhine hükmedilen ecrimisil miktarı 1.755,27 TL olup, hükme esas alınan miktar karar tarihi itibariyle geçerli olan temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından davalı tarafın temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmış, temyiz isteminin “kesinlik sınırından” reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Davalı … ve Kültür Bakanlığı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda davacı … davalı … paydaş olup, davalı … da taşınmazı, davalı … tahsisiyle kullanmaktadır. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir .
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler . İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (iş yeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı)
a)Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
b)Bilindiği üzere HMK’nın 26. maddesinin 1. fıkrasında: “hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Ondan fazlasına ya da başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talepten daha azına karar verebilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Bu doğrultuda somut olaya gelince; davacı vekili 26.03.2013 tarihli açıklama dilekçesinde, davalı … Bakanlığından 286.480,31 TL, davalı …’ndan 7.769,27 TL ecrimisil talebinde bulunduklarını belirtmiş olmasına karşın, mahkemece talep aşılarak davalı … aleyhine 32.128,21 TL ecrimisile karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bendin (a) fıkrasında açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (b) bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine, (3) no’lu bendin (a) fıkrasında açıklanan nedenlerle davalılar … ve Kültür Bakanlığı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (b) bendinde açıklanan nedenlerle temyiz itrazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.