YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6768
KARAR NO : 2022/11246
KARAR TARİHİ : 26.09.2022
Mahkemesi : … 4. İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, davacının davalı … nezdinde 20.04.2004 – 28.09.2011 tarihleri arasında çalıştığının tespitini istemiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı belediyenin yasal sorumluluklar ve sosyal devlet ilkesi gereğince ihyitaç sahipleri için “İhtiyacın Varsa Al Götür, İhtiyacın Yoksa Al Getir” adı alında giyim mağazası açtığını, mağazanın tamamen gönüllülük esasına göre teşekkül ettirilmiş toplumsal yardımlaşma çalışması olduğunu, dükkanda çalışan kimselerin de gönüllü olduklarını, taraflar arasındaki ilişkinin iş akdi ilişkisi içerisinde değerlendirilmesi için tarafları arasında bağımlılık ilişkisinin olması gerektiğini, somut vakıada, davacının tamamen gönüllülük esasına göre oluşturulan mağazayı, vatandaşlardan gelen talimatlar doğrultusunda açıp kapatttığını, belediye tarafından mağazanın hangi saatlerde açılacağı, kapanacağının belirlenmediği, emir ve talimat verilmediğini, tespit talebinin hak düşürücü sürenin tesirinde kaldığından zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil Kurum vekili, cevap dilekçesinde özetle, davacının ilk işe giriş bildirgesinin 09.12.2015 de verildiğini, kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde açılması gerektiğini, hizmet tespiti talebinin yüsal süre içerisinde talep edilmediğinden hak düşümüne uğradığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, “davalı belediyenin puantaj kayıtlarında davacının isminin olmadığı, … Şubesince davalı belediyenin ‘diğer bakım ve onarım giderleri’ açıklaması ile 2009 yılında yapılan 6 adet ödemenin belediyenin dışarıdan dışarıdan alım yöntemiyle davacıya yaptırdığı temizlik işlerine ait hak edişler olduğu, davacının çalıştığını beyan eden tanıkların davacının hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı yönünde bir iddialarının olmadığı, yine bu tanıkların davacının ücreti, çalışma düzeni hakkında bilgi sahibi olmadıkları, tanık anlatımlarının ağırlıklı ortalamalarının davacının gönüllük esasına göre çalıştığı yönünde olduğu, davacının hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının ispat edilemediği” gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, “Dosya kapsamına göre, davalı belediyenin puantaj kayıtlarında davacının isminin olmadığı, … Şubesince davalı belediyenin “diğer bakım ve onarım giderleri” açıklaması ile 2009 yılında yapılan 6 adet ödemenin belediyenin dışarıdan alım yöntemiyle davacıya yaptırdığı temizlik işlerine ait hak edişler olduğu, davacının çalıştığını beyan eden tanıkların davacının hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı yönünde bir iddialarının olmadığı, yine bu tanıkların davacının ücreti, çalışma düzeni hakkında bilgi sahibi olmadıkları, tanık anlatımlarının davacının çalışmalarının gönüllük esasına dayalı olduğunu ortaya koyduğu ve hizmet akdinin oluşumu için ücret, bağımlılık, devamlılık ve denetim unsurlarıyla kurulmuş bir işçi ve işveren ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı yanın aksi yöndeki istinaf taleplerinin yerinde olmadığı dairemizce değerlendirilmiştir.” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, davalı belediyenin dava konusu hayır mağazasını kurduğu ve yönettiği tartışmasız olduğunu, davacının davalı kurumda devamlı bulunduğu ve karşılığında ücret aldığının dosya içerisinde mevcut tüm delillerle tespit edilmiş olduğunu, gönüllü çalıştığı iddia edilerek sigorta bildirimi yapılmaksızın kurum bünyesinde ikame edildiği hususunda hiçbir tereddüt bulunmadığını, dava ispatlanmış olmasına rağmen tanık beyanları dikkate alınmaksızın eksik inceleme sonucunda karar verildiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
İnceleme konusu davada, davacı, davalı Belediyeye ait olduğunu iddia ettiği “İhtiyacın Yoksa Getir, İhtiyacın Varsa Al Götür” adlı hayır mağazasında ve Belediye binasında Belediyenin temizlik işlerini yapmak suretiyle davalı … nezdinde 20.04.2004 – 28.09.2011 tarihleri arasında tam süreli ve ara vermeksizin hizmet akdi ile çalıştığını ileri sürmüştür. Mahkemece davacının hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, toplanan deliller ile verilen karar eksik incelemeye dayandığından karar vermeye yeterli görünmemektedir. Bu bakımdan; öncelikle davacının çalıştığını iddia ettiği “İhtiyacın Yoksa Getir, İhtiyacın Varsa Al Götür” adlı hayır mağazasının kime ait olduğu araştırılmalı, hangi tarihte açıldığı, hangi adreslerde ne zamana kadar faaliyette bulunduğu, mağazanın sürekli olarak haftanın her gün açık olup olmadığı, açılış ve kapanış saatleri ile davacının mağazada hangi işleri yaptığı ve bu işleri yapmak için günde kaç saat çalıştığı tespit edilmeli, dava konusu mağazaya yakın bakkal, büfe, kasap, berber, market, mağaza, ofis ve benzeri komşu işyerleri çalışanları ve sahipleri şahit olarak dinlenmelidir.
Bir kısım tanıklarca davacının aynı zamanda belediyede temizlik, çay işinde çalıştığı, bir kısım tanıklar tarafından Kadın meclisi başkanı olduğunun belirtilmesi karşısında davacının hangi sürelerle ne iş yaptığı net bir şekilde ortaya koyulmalı, Mahkemece hüküm gerekçesinde tanıkların anlatımlarının ağırlıklı ortalamalarının davacının gönüllülük esasına göre çalıştığı yönünde olduğu kabul edilmiş olmakla, 20.04.2004 – 28.09.2011 tarihleri arasında 7 yıldan fazla uzun bir süre ücret almadan gönüllük esasına göre çalışmanın ne şekilde gerçekleştiği belirlenmeli, işyerinin kamu kurumu olan belediyeye ait olduğunun tespit edilmesi halinde, kamu kuruluşlarındaki çalışanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesinin ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılmasının esas olduğu göz önünde tutulmak suretiyle davacıya ne şekilde ödeme yapıldığı, yetkili şef, amir, müdür, muhasebe çalışanı gibi yetkili kişileri tanık olarak dinlenmek suretiyle açıklağa kavuşturulmalı, davacının her ay ödeme aldığını belirtilmesi karşısında bu husus sorulup araştırılmalı, kayıtlar getirtilip varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. Maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 26.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.