YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11866
KARAR NO : 2006/13449
KARAR TARİHİ : 20.11.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.8.2003 gününde verilen dilekçe ile Medeni Kanunun 724.maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 2.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı babası …’e ait 33 parsel sayılı taşınmaz üzerine, davalının rızası ile ev yaptığını, yapının değerinin arsa değerinden fazla olduğunu, arsanın tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, davacının ev yapmasına izin vermediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece evin, davacı tarafından davalının rızası ile yapıldığı gerekçesi ile dava kabul edilmiş, hükmü davalı tarafca temyiz edilmiştir.
Medeni Kanunun 718/2.maddesine göre, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar bitkiler ve kaynaklar girer. Medeni Kanunun 724.maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, zemin ile üzerindeki yapı arasındaki bağlantı kesilmiş ve koşulların oluşması halinde, yapı sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyiniyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu ya da 5.7.1944 tarih 12-26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gerekir. (Subjektif koşul)
Somut olayda dava konusu binanın davacı tarafından yapıldığını bir kısım tanıklar ifadelerinde belirtmişlerdir. Ancak binanın yapımında davacının masraf ve emek harcanmış olması arsanın mülkiyetinin de devredildiği veya devredileceği sonucunu doğurmaz. Davacı, binanın arsasının mülkiyetinin davalı babası tarafından kendisine verildiğini veya ilerde mülkiyetin kendisine geçirileceği inancıyla hareket ettiğine dair yeterli delil ibraz edememiştir. Caplı taşınmazda mülkiyetin ne şekilde devredileceği kanunda belirtilmiştir. O halde, davacı çaplı taşınmazda haklı bir neden olmaksızın bina inşa etmiş olup, temliken tescil isteminin zorunlu koşullarından olan subjektif unsur olayda gerçekleşmemiştir. Mahkemece davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, 20.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.