Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/14622 E. 2008/15703 K. 23.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14622
KARAR NO : 2008/15703
KARAR TARİHİ : 23.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.12.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 04.08.1999 tarihli adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesine dayalı tapu iptali, tescil, ikinci kademedeki istek ise yapılan ödemeler karşılığı 4275.00YTL.nin istirdatı istemleri ile açılmıştır.
Davalı, adi yazılı sözleşme ile mülkiyet aktarımı istenemeyeceğini, ikinci kademedeki istek olan 4275.00 YTL.yi davacıya iade etmeye hazır olduğunu belirtmiştir.
Mahkemece, 3531 parselde yapılan binanın satışa konu 2 numaralı bağımsız bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Davada dayanılan 04.08.1999 tarihli adi yazılı sözleşme taşınmaz satışına ilişkindir. Satıştan önce 06.11.1997 tarihinde kat irtifakı kurulduğu ve sözleşme konusu bağımsız bölümün 2 numara olarak davalı adına kayıtlı olduğu görülmektedir.
Kural olarak, Borçlar Kanununda sözleşmelerin yapılışı bir şekle tabi tutulmamıştır. Borçlar Kanununun 11/1 maddesi hükmüne göre “akdin sıhhati kanunda serahat olmadıkça hiçbir şekle tabi değildir”. Şayet kanun taraflardan birinin veya her ikisinin bazen de üçüncü kişilere veya kamunun menfaatini korumayı, hukuki güvenliği sağlamayı amaçlamışsa sözleşmeye şekil
zorunluluğu getirebilir. Borçlar Kanununun 11/2 maddesindeki “kanunun emrettiği şeklin şümul ve tesiri derecesi hakkında başkaca bir hüküm tayin olunmamış ise akit bu şekle riayet olunmadıkça sahih olmaz” hükmüne göre de aksine açıklık bulunmadıkça uyulması emredilen şekil bir sıhhat-geçerlik şartıdır. Kanunun belli bir şekle uyulmasına ilişkin kuralları emredici nitelikte olduğundan sözleşmenin şekil noksanlığı sebebiyle geçerli olup olmadığını hakim görevi gereği kendiliğinden dikkate almak zorundadır. Borçlar Kanununun 213. maddesi gereği taşınmaz mal satımına ilişkin sözleşmelerin mutlak resmi şekil şartına uyularak yapılması gerekir. Aynı kurala Türk Medeni Kanununun 706, Tapu Kanununun 26 ve Noterlik Kanununun 60. maddelerinde de yer verilmiştir. Kısaca belirtmek gerekirse, davada dayanılan tapulu taşınmazın satışına ilişkin 04.08.1999 tarihli sözleşme geçerli değildir. Bu sözleşmeye dayanılarak mülkiyet aktarımı istenemeyeceğinden davacının talebi reddedilmelidir.
Mahkemece bu hukuki saptamalar bir yana bırakılarak taşınmazın teslim edildiğinden söz edilmek suretiyle istemin yazılı olduğu şekilde hüküm altına alınması yasaya aykırıdır. Davacının ikinci kademedeki talebi değerlendirilmek üzere karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 23.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.