Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/14070 E. 2008/15846 K. 26.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14070
KARAR NO : 2008/15846
KARAR TARİHİ : 26.12.2008

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.11.2001 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesinde belirtmenin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 7.4.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, beyanlar hanesindeki belirtmenin terkini isteğine ilişkindir.
Davacı, adına kayıtlı 1728 parsel sayılı taşınmaz kaydına tapu sicil müdürlüğü tarafından 18.9.2001 tarih 2337 yevmiye numarası ile taşınmazının mükerrer kadastroya tabi tutulduğu belirtilmek suretiyle Kadastro Kanununun 22.maddesi uyarınca işlem yapılacağı hususunda belirtme konulduğunu, kendisinin taşınmazı iyiniyetli satın alan üçüncü kişi olduğunu ileri sürerek kaydın terkinini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece her ne kadar davacı taşınmazı ikinci kadastroya tabi tutulmuş ise de, bilirkişi raporları doğrultusunda davacının iyiniyetli üçüncü kişi olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 997 ila 1027.maddeleri arasındaki hükümler, tapu siciline ilişkin bulunmaktadır. Bunlardan, 1008. madde tapu siciline kaydolunacak ayni hakları, 1900. madde sicile şerh verilebilecek kişisel hakları, 1010. ve 1011. maddeler ise temlik hakkının sınırlamaları ile geçici tescili düzenlemiştir.
Türk Medeni Kanununun 1012. ve Tapu Sicil Tüzüğünün 60 ila 64. maddelerinde yedi bölüm olarak düzenlenen “beyanlar” gerek tescillerden, gerekse şerhlerden farklıdır. Kütüğün beyanlar hanesine işlenen kayıt, kural olarak ne bir ayni hak ihdas eder ne de şahsi bir hakkı güçlendirmeye yarar. Beyanların fonksiyonu, gayrimenkulle ilgili bazı fiili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktan ibarettir.
“Beyanlar” başlıklı 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 1012. maddesi; “Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır” şeklindedir.
Yasanın sözü edilen bu hükmü uyarınca genellikle tapu kütüğüne yazılarak alenileştirilmesinde fayda umulan hukuki ilişki ve fiili durum şeklinde tarif edilen her beyanın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilebilme olanağı yoktur. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünün beyanlar hanesine “beyanda” bulunulabilmesi için ya Türk Medeni Kanununda bir hüküm olması veya özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmesi yahut Tapu Sicil Tüzüğünde bir düzenleme yapılmış olması gerekir.
Ayrıca, yasal düzenlemeler dışında yasal düzenlemelerdeki belirsizlikler nedeniyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü genelgeleri ile açıklayıcı nitelikteki bina yapılamaz beyanı, yıkım kararları, uygulanamayan mahkeme ilamları, orman içi binalar da beyanlar sütununa işaretlenebilir.
Birbirinden farklı konularda beyanlar sütununa yapılan kayıtların bazıları, üçüncü kişilerin iyiniyetini bertaraf etmeye yararken, bazıları ilgilisi yararına karine yaratır, bazıları ise taşınmaza bağlı bir ayni hakkı ya da şahsi hakkı açıklarken bazı beyanlar da kamu hukukundan kaynaklanan kısıtlamaları açıklar. Bir diğer anlatımla, beyanın niteliğine göre beyana bağlanan sonuç değişmektedir (Oğuzman-Seliçi, Eşya Hukuku, İstanbul 2004, s.204).
Gerek metni yukarda yazılan Türk Medeni Kanununun 1012. ve gerekse Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddelerinden anlaşılmaktadır ki, mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtmenin kütüğün beyanlar sütununda gösterilebilme olanağı yoktur.
Bu genel açıklamalardan sonra somut gelince;
Davacıya ait taşınmazın mükerrer kadastroya tabi tutulduğu ve bu nedenle Kadastro Kanununun 22. maddesi gereğince işlem yapılması gerektiği Kadastro Müdürlüğünce saptanmış ve anılan kanun gereği düzeltme yapılacağı hususunun davacıya bildirilmesi ve bu hususun kayda belirtme yapılması istenmiştir. Tapu sicil müdürlüğü de Kadastro Müdürlüğünün talebi doğrultusunda işlem yaparak kayda terkini istenen belirtmeyi işlemiştir.
Yukarıda değinildiği gibi tapu kaydında yer alacak beyanların amacı gayrimenkulle ilgili bazı fiili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktan ibarettir. Davacıya ait taşınmazdaki “Mükerrer kadastro bulunduğundan Kadastro Kanunu 22. maddesi uygulanmaktadır” şeklindeki belirtme taşınmazın hukuki durumunu alenileştirme ve üçüncü kişileri koruma amacına yöneliktir. Diğer bir anlatımla, beyanlar sütununda gösterilmesi yasal düzenlemelere ve beyanların fonksiyonuna aykırılık oluşturmamaktadır. Mahkemece, bu yön gözardı edilerek davanın kabulü doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 26.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.