Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/2167 E. 2006/3754 K. 30.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2167
KARAR NO : 2006/3754
KARAR TARİHİ : 30.03.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 30.9.2002 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men’i, ecrimisil ve geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 28.9.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayalı olarak açılmış geçit hakkı istemine ilişkindir. Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davalının diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bu nedenle geçit yeri saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmeli, davacının subjektif unsuruna göre değil, objektif esaslara uygun geçit yeri belirlenmelidir. Burada genel bir ilke olan “fedakarlığın denkleştirilmesi” prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Somut olayda davacı, 395 parselden geçit yeri istemiş, mahkemece başka bir alternatif araştırması yapılmaksızın istem hüküm altına alınarak davacının subjektif arzusuna değer verilmiştir. Oysa izlenen 15.4.2004 günlü krokiden dava dışı 398 parselden de geçit yeri tesis edilebileceği veya 395 ile 398 parselin ortak sınırından da geçit kurulabileceği görülmektedir.
Bu durumda mahkemece dava 398 parsel malikine de yöneltilmeli, bu parsel maliki harçlı dava dilekçesi ile davaya katılmalı veya aleyhine ayrı bir dava açılırsa bu dava dosyası ile birleştirilmeli 398 parselden geçit alternatifi araştırılmalı ya da 395 ile 398 parselin ortak sınırından geçit verilip, verilemeyeceği üzerinde durulmalı, bu şekilde davacının geçit ihtiyacı ” fedakarlığın denkleştirilmesi” prensibine uygun giderilmelidir. Bütün bunların gözetilmemesi bozmayı gerektirir.
Kabule göre de; Dairemizin yerleşik uygulamasında geçit davalarında davanın niteliği gereği harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılması benimsenmiş iken davalının yargılama gideri ve avukatlık ücreti ile sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın bu yönüylede bozulması gerekmiştir.
SONUÇ. Yukarıda açıklanan gerekçeler ile temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 30.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.