Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/5438 E. 2007/5981 K. 21.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5438
KARAR NO : 2007/5981
KARAR TARİHİ : 21.05.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 23.1.2007 gün ve 2006/15393-2007/433 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı … tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, teminat amaçlı temlik edildiği, borcun önemli kısmı da ödendiği halde vekalet görevinin kötüye kullanılması sonucu mülkiyeti davalıya geçirilen 665 ada 10 parsel sayılı taşınmazın borç ödemesinin yapıldığı 3/4 oranında kayıt iptali ve tescil istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava reddedilmiş, hüküm Dairemizce onanmıştır.
Davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 665 ada 10 parsel sayılı taşınmazın davacı … adına tapuda kayıtlı iken 25.3.1998 tarihinde dava dışı … Otomotiv Ltd.şirketine temlik edildiği, bu şirket tarafından 2.10.1998 tarihinde … …’e aynı tarihte de yine dava dışı … …’a temlik olunduğu, bu kişinin vekili olan … … eliyle mülkiyetinin 4.8.2004 tarihinde davalı …’e aktarıldığı görülmektedir.
Davacı dava dilekçesinde; … … tarafından 2.10.1998 tarihinde … …’a yapılan temlik işleminin aslında ondan alınan borç paranın teminatı olmak üzere yapıldığını, borcun önemli oranda ödendiğini, buna rağmen … …’ın muvazaalı işlemle taşınmazın davalı …’e geçirdiğini iddia etmiştir.
Davalı ise borcun kendisi tarafından ödendiğini o yüzden mülkiyet hakkını kazandığını savunmuştur.
Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 873.maddesi hükmünce borçlunun borcunu ödemediği takdirde alacaklıya taşınmazı temellük etme hakkı veren her türlü sözleşme geçersizdir. Bu kuralın alacaklının borçlunun ödememe halinden yararlanarak taşınmazı elde etmesini önlemek amacıyla getirildiği kuşkusuzdur. Ne var ki, başlangıçtaki temlik “inançlı temlik” olarak yapılmışsa yapılan bu temlik geçerlidir. Çünkü, inançlı temlikte alacaklının borçlunun borcunu ödeyememesi durumunda temlik edilen taşınmazı hileli bir şekilde ele geçirmek gibi bir amacı yoktur. Bu gibi işlemlerde mülkiyet daha başlangıçta alacaklı yana geçirilmekle borç ödendiği takdirde borçluya mülkiyeti iade talebinde bulunma hakkı tanınmakta ve fakat bu şart gerçekleşmezse mülkiyet alacaklı tarafta kalmaktadır. Böyle bir sözleşme ifa yerini tutan edim ile borcun ödenmesi anlamını taşır. Sözleşmedeki şart yerine getirilmeden inançlı temlikle başlangıçta devredilen taşınmaz mülkiyetinin nakli istenemeyeceğinden ve davada ikinci kademedeki istek olarak borca karşılık yapıldığı iddia edildiği halde nedensiz kalan ödemenin istirdatı de dava edilmediğinden mahkemece mülkiyet nakline ilişkin istemin reddolunmasında yasaya aykırılık yoktur.
Esasın karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususlar daha öncede temyiz nedeni yapılmıştır. Dairemizin onama ilamını da düzeltilmesi gereken bir yön bulunmadığından HUMK.nun 440.maddesindeki nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, H.U.M.K.’nun 440. maddesinde öngörülen hususlardan hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, aynı Yasanın 442/son ve 4421 sayılı Kanunun 2 ve 4/b-1 maddeleri delaleti ile takdiren, 160 YTL para cezası ile 27.00 TL karar düzeltme red harcının düzeltme isteyenden tahsiline, 21.5.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.