Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/5522 E. 2007/6171 K. 24.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5522
KARAR NO : 2007/6171
KARAR TARİHİ : 24.05.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.11.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.01.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı 03.02.1987 tarihinden dava tarihi olan 12.11.2003 tarihleri arasında 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden istem reddedilmiş,
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
03.02.1987 tarihli biçimine uygun düzenlenen sözleşmenin konusu 33 ve 38 parsel sayılı taşınmazlardaki miras yoluyla davalıların miras bırakanına intikal edecek paylara ilişkindir. Davacı ve davalıların miras bırakanı kardeştir. Sözleşme metnine bakılırsa satış vaadinin yapıldığı ve sözleşmenin ifa olanağı kazandığı tarihte tarafların satış vaadine konu parsellerde elbirliği malikleri olduğu açıkça görülür. Zira tarafların ortak miras bırakanı … … 23.10.1983 tarihinde vefat etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 702. maddesi hükmünce elbirliği mülkiyetinde hiçbir ortak için tasarruf edebileceği bir pay söz konusu değildir. Mülkiyet hakkı elbirliği ile ortaklara ait olduğundan elbirliği
ortaklığındaki zilyetlik tüm ortaklar adına sürdürülür. Dolayısıyla mirasçı olan davanın tarafları tasarruf şekli ne olursa olsun taşınmaza birlikte zilyet sayılır. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazların vaad alacaklısı davacıya ayrıca teslimi gerekmez. Satışı vaad edilen taşınmazlarda davalı da hukuken zilyet sayıldığından, dava sözleşme tarihine nazaran 10 yıllık süre geçtikten sonra da açılmış olsa vaad borçlularının zamanaşımı savunmasında bulunması Türk Medeni Kanunun 2. maddesinde yer alan «dürüst davranma» kuralı ile bağdaşmayacağından dinlenemez.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında mahkemece çekişmenin esası hakkında bir hüküm kurulması yerine davanın zamanaşımı varlığından sözedilerek reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 24.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.