YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17255
KARAR NO : 2022/9169
KARAR TARİHİ : 21.11.2022
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosu
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında Kaş Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında … İli …., İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı … adına kayıtlı bulunan eski 35 parsel sayılı 6.625,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 131 ada 28 parsel numarasıyla ve 6.986,50 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda …., ve … ile … adlarına kayıtlı bulunan 45 parsel sayılı 13.750,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 131 ada 31 parsel numarasıyla ve 13.465,06 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı …, çekişmeli 131 ada 28 parsel sayılı taşınmazın maliki olup, uzun yıllardır taşınmazın zilyetliğinde bulunduğunu, taşınmazın tapu kaydındaki alanı ile fiilen kullandığı alanın farklı olup, fiilen kullandığı alanın daha fazla olduğunu, gerek kendisinin gerekse bayilerinin tesis kadastrosundan evvelde taşınmazı sabit sınırlar dahilinde kullandığını, yörede yapılan uygulama kadastrosu sırasında ise kendi fiili kullanımında olan bir kısım yerin davalılara ait taşınmazda kaldığını farkettiğini, bu haliyele uygulama kadastrosunun hatalı olup, fiili kullanım sınırlarının esas alınmadığını ileri sürerek kendi fiili kullanımlarında olup davalılara ait 131 ada 31 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan bölümün iptali ile kendisine ait 131 ada 28 parsel sayılı taşınmaza eklenmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, çekişmeli 131 ada 31 parsel sayılı taşınmazın 20.03.2019 havale tarihli bilirkişi raporundaki 31/A harfiyle gösterilen 50,12 m²’lik kısmı ile 31/B harfiyle gösterilen 48,82 m²’lik kısmının tapusunun iptali ile 131 ada 28 parsel sayılı taşınmazın eklenmesi suretiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince davalı … vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 05.03.2020 tarihli ve 2017/388 Esas, 2020/117 Karar sayılı kararının HMK’nin 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, HMK’nin 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca davanın esasına ilişkin olarak; davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İddianın ileri sürülüşüne göre, dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli; keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı; teknik bilirkişiden, denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastro sınırları ile tesis kadastro sınırlarının uyumsuz olduğu, mahalli bilirkişilerce gösterilen tel çit ve kısmen kot farkı ile kain sınırın ise tesis kadastrosunun öncesine ilişkin 1971 tarihli hava fotoğrafı ile uyumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise tesis kadastro sınırı ile uygulama kadastro sınırının bir birbiri ile uyumlu olduğu, dolayısı ile davacı yanın iddiasının mülkiyete yönelik olup, bu durumda ise hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yeterli bulunmadığı gibi, Bölge Adliye Mahkemesinin mevcut araştırmaya göre yaptığı değerlendirme de isabetli değildir.
Şöyle ki, davacı tarafından dava dilekçesindeki anlatım çerçevesinde uygulama kadastrosuna itiraz edildiğine göre, öncelikle uygulama kadastrosunun yöntemine uygun olarak yapılıp yapılmadığı az yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde açıklığa kavuşturulmalı, bu araştırma ve inceleme çerçevesinde uygulama kadastrosunun usulüne uygun olarak yapıldığının anlaşılması halinde, davacının iddiasına konu olup, davalı taşınmazda kalan bölüm yönü ile iddianın mülkiyet ihtilafı niteliğinde olacağından bu hale göre değerlendirme yapılmalıdır. Ne var ki, eldeki dosyada uygulama kadastrosuna yönelik yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir. Zira, çekişmeli taşınmazların uygulama kadastro tutanakları, uygulama kadastrosuna ilişkin ada raporu, tesis ve uygulama kadastrolarına ilişkin pafta, ölçü krokisi, ölçü cetveli ve bu çalışmalara ilişkin diğer belgeler getirtilip, dosya ikmal edilmemiş, bu yolla uygulama kadastrosu sırasında taşınmazların ara sınırının hangi sınır tipinde belirlendiği üzerinde durulmamış, mevcut bilirkişi raporuna göre tesis ve uygulama sınırlarının çakışmadığı, hatta tesis kadastrosuna ilişkin belgelere göre tespit edilen tesis kadastro sınırı ile uygulama kadastro sınırı çakışmadığı halde bu husus üzerinde durulmamış, bu kapsamda davacı tarafın iddiasına konu olup, siyah çizgi ile gösterilen sınır yeri mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının beyanlarına göre bildiklerinden beri taşınmazların ara sınırını oluşturduğu, evveliyatında bu sınırda duvar bulunmakta olup, daha sonra ise bu sınıra tel örgü çekildiği ve yine jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda da bu sınırın tesis kadastrosundan evvelki tarih olan 1971 tarihli hava fotoğrafı ile uyumlu olduğu belirtildiği halde bu sınırda bir sınırlandırma hatası mevcut olup olmadığı ve dolayısı ile bu sınırın sabit sınır olarak alınıp alınmayacağı değerlendirilmemiş, bu kapsamda mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında belirtilen duvar yerinin hava fotoğraflarında mevcut olup olmadığı yönünden ayrıntılı rapor alınmamış, uygulama kadastrosunun doğru olarak yapılıp yapılmadığı somut olarak ortaya konulmaksızın karar verilmiştir.
Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazların uygulama kadastro tutanakları, uygulama kadastrosuna ilişkin ada raporu, tesis ve uygulama kadastrolarına ilişkin pafta, ölçü krokisi, ölçü cetveli ile tesis kadastrosu ve yenileme kadastrosunun yapıldığı tarihlere en yakın tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto haritaları ilgili yerlerden getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra önceki bilirkişiler dışında harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda ayrıntıları ile belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, hava fotoğrafına ilişkin raporda özellikle mahalli bilirkişiler tarafından taşınmazların ara sınırında evveliyatında bulunduğu belirtilen duvar yerinin görülüp görülmediği hususu incelenmeli, taşınmazlardaki sınır farklılıklarının nedeni denetime elverişli şekilde ortaya konulmalı, taşınmazların ara sınırının hangi sınır tipinde belirlenmesi gerektiği, tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatası yapılıp yapılmadığı ve sınırlandırma hatasının hangi teknik veriler ile açıklandığı gibi hususlar tartışılarak denetime elverişli şekilde bu hususlar ortaya konulmalı, bundan sonra uygulama kadastro sınırının doğru olduğu kanaatine varılması halinde, davacı yanın isteğinin mülkiyet ihtilafı niteliğinde olacağı da gözetilerek toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 24.06.2021 tarihli ve 2021/276 Esas, 2021/674 Karar sayılı kararının HMK’nin 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 22.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.