Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/2324 E. 2022/6616 K. 04.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2324
KARAR NO : 2022/6616
KARAR TARİHİ : 04.10.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 28.11.2017 tarih ve 2016/490 E- 2017/834 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 02.12.2020 tarih ve 2018/1127 E- 2020/1330 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, eşine, kendisi adına senet düzenleme yetkisi tanıyan bir vekaletname verdiğini, vekaletnamenin verilmesinden bir süre sonra boşanma davası açtığını, dava neticesinde tarafların boşanmasına ve müvekkiline maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verildiğini, müvekkilinin söz konusu ilamı icraya koymasından sonra davalının davaya konu senedi icra takibine konu ettiğini ancak senedin eski eşi tarafından boşanma sürecinin yarattığı husumetle ve vekaletin yetkisinin kötüye kullanılması suretiyle geriye dönük olara düzenlendiğini, davalının eski eşin yakın arkadaşı olup bu hususu bildiğini ve kötü niyetli olduğunu, davalıyı tanımadığını ve aralarında bir borç ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, senedin davacı tarafından verilen vekaletnameye dayalı olarak düzenlenen geçerli bir senet olduğunu, müvekkilince davacı ve eşine borç para verilmesi sebebiyle ihdas edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından eşine verilen vekaletnamenin, diğer yetkiler yanında davacı adına senet düzenleme ve kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisini de içerdiği, davaya konu bononun vekaletnamenin geçerli olduğu tarihte vekil tarafından usulüne uygun olarak düzenlendiği, davalı hakkındaki ceza soruşturmasının takipsizlikle sonuçlandığı, davacının senedin geçersiz olduğunu ispata yarar delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, keşidecisi davacı, lehtarı davalı olan 15.07.2011 tanzim, 08.05.2013 vade tarihli, 100.000.-TL bedelli, nakden kaydı bulunan bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
Davaya konu bono, davacıya vekaleten eski eşi … tarafından düzenlenmiştir. Davacı, işbu davada da ileri sürdüğü iddiaları dile getirerek … ve davalı hakkında resmi belgede sahtecilik suçunu işlediklerinden bahisle suç duyurusunda bulunmuş, Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/5573 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan soruşturma kapsamında, … ve davalının ifadelerine başvurulmuş ve nihayetinde atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı, zikredilen soruşturma dosyası münderecatına delil olarak dayanmış olup, …, bu soruşturma kapsamında savcılığa verdiği 06.06.2017 tarihli ifadesinde, kuaför dükkanı açmak için davalıdan borç aldığını, senedi vekaletnamedeki yetkisine dayalı olarak bu borca istinaden davacı adına düzenleyip davalıya verdiğini, senedin üzerinde tanzim tarihi olarak her ne kadar 15.07.2011 tarihi yazıyor ise de senedin bu tarihte değil 2013 yılı içerisinde düzenlediğini, senedin düzenlendiği tarihte davacıyla olan boşanma davalarının devam etmekte olduğunu ve davacının bu senetten haberdar olmadığını beyan etmiştir. Davalı ise savcılığa verdiği 23.08.2016 tarihli ifadesinde, arkadaşı olan …’in kuaför dükkanı açmak için kendisinden borç para aldığını, senedin bu borca istinaden düzenlediğini beyan etmiş, keza davalı vekili de cevap dilekçesinde, davacı ve …’ın evlendikten sonra İşviçre’ye yerleştiklerini ancak bir süre sonra baş gösteren geçimsizlik nedeniyle …’ın Kuşadası’na geri döndüğünü, senedin Kuşadasına dönmesinden sonra düzenlendiğini belirtmiştir. Davacı ile … arasındaki boşanma davası Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/595 Esas sayılı dosyası ile görülmüş olup, bu dosya içerisinde yer alan evrakların incelenmesinden, gerçekten de tarafların evlendikten sonra İşviçre’ye yerleştiği ancak bir süre sonra meydana gelen anlaşmazlıklar sebebiyle …’ın İşviçre’den ülkemize 2013 yılı içerisinde geri döndüğü anlaşılmaktadır. Bunun yanında, bono her ne kadar 15.07.2011 tanzim tarihini taşımakta ise de bonoda Türk Lirası simgesi olarak “₺” logosu kullanılmış olup, bu logo 01.03.2012 tarihinde kabul edilmiş, bu tarihten sonra günlük hayatta ve matbu evraklarda kullanılmaya başlanmıştır.
Saptanan tüm bu hususlardan, davaya konu senedin 2013 yılı içerisinde geçmişe yönelik olarak düzenlendiği, gerçek düzenleme tarihini içermediği ve bu nedenle bono vasfını taşımadığı anlaşıldığı gibi senedin bedelsiz olduğu ve bu durumun …’ın yakın arkadaşı olan davalı tarafından da bilindiği anlaşılmaktadır. Zira, yukarıda da ifade edildiği üzere, gerek … gerekse de davalı savcılıkta vermiş oldukları ifadelerinde, senedin davacının borcu nedeniyle değil …’ın borcu sebebiyle düzenlediğini ikrar etmişlerdir. Bu itibarla, belirtilen hususlar gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.