YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12029
KARAR NO : 2022/15074
KARAR TARİHİ : 23.11.2022
BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : … 12. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … … Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı katılma yolu ile davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre ve temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı asılın davalı … (…) Genel Müdürlüğüne bağlı kömür ocağında ve Kurumun asıl işi kapsamında çalıştığını, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu, işe başladığı tarihten itibaren davalı Kurum işçisi olarak çalışan davacının ilave tediyeye hak kazandığını; ayrıca davacının aylık ücretinin muvafakati olmadan düşürüldüğünü ileri sürerek ilave tediye ve ücret farkı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’i ve husumet itirazlarında bulunduklarını, davacının yaptığı işin asıl … değil yardımcı … olduğunu, Kurum ile davacı arasında davalının hukuki sorumluluğunu doğuracak bir ilişki bulunmadığını, aynı ihale kapsamında çalışan bir işçinin açtığı işe iade davasında muvazaa olmadığının kabul edildiğini ve bu kararın onandığını, Kurum personeli olmayan davacının ilave tediye talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile emsal yargı kararları ve dosyadaki bilgi belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davalı Kurum tarafından alt işverenlere verilen işin yardımcı … niteliğinde olduğu, asıl işveren alt işveren ilişkisinin 4857 sayılı … Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 2 nci maddesine uygun olarak kurulduğu, davalı Kurum ile ihbar olunanlar arasında muvazaalı bir ilişki bulunmadığı, davacının asgari ücret + %90 ücretle çalışırken ücretinin muvafakati olmadan 2016 yılında asgari ücret + %55 ücrete düşürüldüğünü iddia ettiği, davacı ile alt işverenler arasında imzalanmış herhangi bir … sözleşmesi bulunmamakta ise de muvafakat alınmadan ücretin düşürülmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafça davacının muvafakatinin alındığına dair yazılı herhangi bir belge sunulmadığı gibi davacıyla yapılan yeni bir … sözleşmesi de ibraz edilmediği, aynı mahiyette dava dosyalarına ilişkin yerleşik yargı kararları ve özellikle … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 tarihli 2020/1983 Esas, 2020/1640 Karar sayılı ilâmı dikkate alınarak ücret farkı alacağının hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı Tarafın İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; davacının asıl işveren olan … Kurumunun işçisi olduğuna karar verilmesi ve ilave tediye alacağı talebinin kabul edilmesi gerektiğini, ücret farkı alacağı bakımından İlk Derece Mahkemesinin kararına esas aldığı 26.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplama yönteminin yanlış olduğunu, 16.07.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, asıl işveren ile alt işveren arasında imzalanan sözleşme ile işçiye ödenecek ücret belirlenmişse işçiye bu ücretten daha düşük bir ücret ödenemeyeceğini, işçi ile işveren arasında asgari ücretin (x) katı şeklinde sözleşme olup olmamasına göre yapılan değerlendirmelerin ve hesaplamaların hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
2. Davalı Tarafın İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; zamanaşımı ve husumet itirazlarını yinelediklerini, Kurum ile davacı arasında davalının hukuki sorumluluğunu doğuracak bir ilişki bulunmadığını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacının muvafakati alınmadan ücretinin düşürüldüğü iddiasını ve bundan kaynaklı taleplerini kabul etmediklerini, işçilere ödenecek ücretin yüklenici firmalar tarafından belirlendiğini, söz konusu ihale dokümanlarında sözleşme giderlerine dâhil olan, çalışan işçilere verilecek en az ücretin belirtildiğini, ihale şartnamelerindeki bu hükme göre ihaleli işte çalışan işçilere belirtilen rakamın üzerinde bir ücret verilmesine herhangi bir engel bulunmadığını, hesaplamaya esas alınan ücretlerin hatalı olduğunu, dosyadaki hesap raporuna itiraz ettiklerini, net ücret üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, faiz başlangıç tarihleri ve faiz türünün hukuka aykırı olduğunu, harç, masraf, vekâlet ücreti hesaplamalarının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile periyodik bakım ve onarım ihalesi kapsamında tamirci olan davacının hizmet alım sözleşmelerine uygun şekilde çalıştırıldığı, alt işverene verilen işin doğrudan üretim organizasyonu içinde yer alan bir … olmayıp yardımcı … kapsamında olduğu, asıl işveren alt işveren ilişkisinin 4857 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine uygun olarak kurulduğu, yardımcı işin bir kısmının alt işverene verilmesinin mümkün olduğu, açıklanan sebepler doğrultusunda ilave tediye ücretinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının düşürülmeden önceki en son ücretinin sonraki dönemler için asgari olarak sabit şekilde ödenmesi gereken ücret miktarı olarak kabul edilip her ay için ödenen ücret miktarın mahsubu ile fark ücret alacağının hesaplanmasının dosya kapsamına uygun olduğu, zamanaşımına uğrayan alacak miktarı bulunmadığı, alacağın brüt olarak hesaplanmasında kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, yargılama harç ve giderleri, arabuluculuk ücreti ile vekâlet ücreti bakımından mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Tarafın Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı Tarafın Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, geçerli ve muvazaaya dayanmayan bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı ile ücret farkı alacağının hesabı, zamanaşımı, harç, yargılama gideri, faiz ve vekâlet ücreti noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4857 sayılı Kanun’un “Tanımlar” kenar başlıklı 2 nci maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
“Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde … alan ve bu … için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile … aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, … sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu … sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.”
3. Alt İşverenlik Yönetmeliği’nin “Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulma şartları” kenar başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi şöyledir:
“Alt işverene verilen …, işyerinde mal veya hizmet üretiminin yardımcı işlerinden olmalıdır. Asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi durumunda ise, verilen … işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir … olmalıdır.”
4. 4857 sayılı Kanun’un 22 ve 34 üncü maddeleri.
5. 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun
‘un 1 inci maddesi şöyledir:
“Umumi, mülhak ve hususi bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 sayılı kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan … Kanununun şümulüne giren veya girmiyen yerlerde çalışmakta olan ve … Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır.”
6. Dairemizin 01.12.2021 tarihli ve 2021/11711 Esas, 2021/16013 Karar sayılı ilâmı .
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.