YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2611
KARAR NO : 2022/7928
KARAR TARİHİ : 08.11.2022
MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.11.2017 tarih ve 2015/1226 E- 2017/943 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.01.2021 tarih ve 2018/633 E- 2021/18 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.11.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar ve distribütör arasında imzalanan 01.08.2012 tarihli Açık Satış Noktası Sözleşmesi uyarınca davalının müvekkilinin pazarlama, dağıtım ve satışını gerçekleştirdiği bira ürünlerini satmayı ve bulundurmayı, bira satışına ilişkin faaliyetlerini kısmamayı, bira satışını azaltacak davranış ve eylem içine girmemeyi, bira satışlarını artırmak için azami gayret göstermeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının müvekkiline ait ürünlerin bulunurluğunu sağlamadığını, ürün alım- satımını azalttığını, tespit dosyasına sunulan bilirkişi raporu ve eklerine göre menüsünde müvekkili ürünlerinin tamamını bulundurmadığını, davacı görsellerinin/ demirbaşlarının kullanılmadığını, 2013 yılı Haziran ayından itibaren müvekkilinden ürün alımını %70- %75 oranında azalttığını, sözleşmenin 11. maddesi uyarınca müvekkilinin davalının işyerinin işletilmesine katkıda bulunmak için toplam 77.400.-TL katkı yaptığını, sözleşmenin 16. maddesinde davalının işletmeyi kısmen veya tamamen çalıştırmaması veya sözleşme hükümlerinden birini ihlal etmesi halinde katkı payını belirtilen faiziyle birlikte iadeyi ve 35.000 USD cezai şart ödemeyi kabul ettiğini ileri sürerek 77.400.-TL katkı bedelinin 08.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek kredi faizi ile birlikte tahsilini, 35.000 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin 16. maddesinde öngörüldüğü şekilde bir feshin bulunmadığını, davacı ürünlerinde alım azaltmanın söz konusu olmadığını, müvekkilinin en çok sattığı ürünlerin davacıya ait fıçı bira ürünleri olduğunu, kutu ve şişe biraların ise daha az
satıldığını, bunun ticari hayatın olağan sonucu olduğunu, ürün alımının azaltıldığı anlamına gelmediğini, müvekkilinin menülerinde davacının tüm ürünlerine yer verildiğini, katkı bedelinin dekorasyon ve satış geliştirme faaliyetine katkı için ödendiğini, geri ödemenin şekline dair sözleşmenin 11. maddesinin üstünün çizildiğini, müvekkilinin davacı markasını işyerinde gözönünde tuttuğunu, sözleşme aykırı bir davranışın sergilenmediğini, cezai şart istenemeyeceğini, mevzuatta işyeri tabelalarında alkollü içki markalarının ve logolarının bulunmasının yasaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamına göre, sözleşmede davalının alacağı ürüne belli bir kota konulmadığı, sözleşmenin ürün satışı konusunda adet bölümünün boş bırakıldığı, aynı maddede davalının iş yerinde bira satışlarını arttırmak için azami gayret göstereceğinin belirtildiği, işleticinin planlanan bir hedefe ulaşamadığı durumda şirketin (davacı) sözleşmeyi feshedemeyeceği gibi, cezai şart da dahil olmak üzere hiçbir tazminatı işleticiden (davalı) talep edemeyeceğinin hüküm altına alındığı, sözleşmenin 22. maddesinde de, davacının nihai satış noktaları ile akdetmiş olduğu, münhasırlık içeren tek elden satın alma sözleşmelerinden 2002/2 sayılı tebliğ ile tanınan muafiyetin geri alınmasına dair Rekabet Kurulunun 22.04.2005 tarihli kararı ile ilgili olarak Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma veya iptal kararları verilirse, tarafların münhasırlık hükümlerini içeren yeni tek elden satın alma sözleşmesini imzalayacakları, aksi takdirde sözleşmenin haklı fesih sayılacağının kararlaştırılacağı, taraflar arasında tek elden satın alma sözleşmesi bulunmadığı, sözleşmenin 9/C maddesinin bir bütün olarak değerlendirilmesinde hem davalı işleticinin hedef olarak her yıl davacı şirket ürünlerinin sözleşmesi süresince kaç adet satılacağı konusunda bir kota konulmadığı, 9/C maddesinin devamında da işleticinin planlanan bir hedefe ulaşamadığı durumda şirketin (davacı) sözleşmeyi feshedemeyeceği gibi, cezai şartta dahil olmak üzere hiçbir tazminatı işleticiden (davalı) talep edemeyeceğinin hüküm altına alındığı, yine sözleşmenin 22. maddesinde taraflar arasındaki tek elden satın alma sözleşmesinin bulunmadığının da gözetildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tespit raporunda davalının işyerinin faal olduğu, Efes ve Bomonti marka biralar ile farklı bir firmaya ait biraların satıldığı, Efes ve Tuborg fıçı kulesinin aktif iken Bomonti Kulesinin aktif olmadığı, menüde Efes ürünlerinin yer aldığı, marka/logo taşıyan demirbaş bulunmadığı, sadece bardak altlıklarının olduğu, davalının ürün tedariki ile ilgili olarak fatura ibraz edebildiği hususlarının belirlendiği, sadece aktif halde olmayan Bomonti fıçı kulesi dışında sözleşmeye aykırı bir husus tespit edilmediği, kaldı ki bir tek fıçı kulesi ile alım miktarlarında düşüş olması arasında illiyet bağı bulunduğuna dair bir tespit ve bilirkişi görüşü bulunmadığı, mahkemece alınan raporlarda da, davacının 2014 yılından itibaren önceki yıllara göre daha az alım yaptığının saptandığı, mahkemenin sadece satış kotası bulunmamasını davanın reddine gerekçe yapmasının doğru görülmediği, Bomonti markasına ait fıçı kulesinin aktif olmamasının kimden kaynaklandığının tespitinin mümkün olmadığı, bu haliyle davalı tarafın sözleşmeye aykırı davrandığı sonucuna ulaşılamayacağı, yine davalı tarafından sözleşme ile belirli sürede belirli satış adetine ulaşılmasına yönelik taahhütte bulunulmadığından, arz talep durumuna göre işletmecinin belli bir markayı daha fazla veya daha az satmak durumunda kalacağı, 24.05.2013 tarihinde kabul edilen 6487 sayılı Yasa ile 8.6.1942 tarihli ve 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanununun mülga 6 ncı maddesinin yeniden düzenlendiği, alkollü içkilerin her ne surette olursa olsun reklamı ve tüketicilere yönelik tanıtımının yapılamayacağı, açık alkollü içki satışı yapmaya ilişkin izin belgesi olan işletmelerde servis amaçlı materyallerde marka, amblem ve logo kullanılabileceği, T.C. Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Sektörel Rekabet ve Tüketici Hakları Daire Başkanlığı, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik’te yapılan değişiklikler gereği reklam ve tanıtımda uygulanacak geçiş süreleri ile ilgili açıklamasında, Yönetmeliğin Geçici 8. maddesi çerçevesinde, İşyerlerinde alkollü içkilerin her türlü reklam ve tanıtımını içeren taşınabilir veya sabit totem, branda, şemsiye, gölgelik ve tentelerin, İşyerlerinin içinde bulunan reklam ve tanıtım amaçlı her türlü materyalin, 18.03.2014 tarihinden itibaren kullanılmasının yasaklandığı, alkollü içkilerin reklam ve tanıtımını içeren her türlü tabelanın, 11.06.2014 tarihinden itibaren işyerlerinin içinde veya dışında bulundurulamayacağı, alkollü içki reklamı içeren raf ve stantların 18.09.2014 tarihinden itibaren kullanımının men edildiği, perakende alkollü içki satışı yapılan işyerlerinde alkollü içkilerin konulduğu ve üzerinde alkollü içkilerin marka, amblem ve logosu bulunan mevcut soğutucuların, işyerlerinin kapalı bölümlerinde bulunması kaydıyla 10.06.2016 tarihine kadar kullanılabileceği, 4250 sayılı Kanunun ve Yönetmeliğin anılan hükümleri çerçevesinde, perakende ya da açık alkollü içki satışı yapılan işletmelerde reklam ve tanıtım uygulamalarına ilişkin sürelere riayet edilmesi ve söz konusu uygulamaların ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilmesinin gerektiği, yasal düzenlemeler çerçevesinde davalının satışlarındaki düşüşün beklenen/ beklenmesi gereken bir hadise olduğu, davalının sözleşmeye aykırı davranarak ve sözleşmeden beklenen objektif çalışma gayretini göstermediği yönünde bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b – 2 maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının gerekçe itibari ile kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.