Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/11669 E. 2022/14729 K. 23.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11669
KARAR NO : 2022/14729
KARAR TARİHİ : 23.11.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
No :

Dava, yersiz ödenen aylıkların istirdadı istemine ilişkindir. 
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili; … Ltd. Şti. hakkında sahte sigortalılık hususunda yapılan inceleme sonucunda, 7 kişi dışındaki sigortalıların sahte sigortalı olduğunun tespit edildiğini, şirket eski ortağı … hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından soruşturma başlatıldığını, davalı olarak gösterilen …’ın 5.2.2014-14.2.2014 tarihleri arasında adı geçen şirkette sigortalılığının bulunduğunu, buna dayanarak yurtdışı borçlanması yaptığı ve kendisine aylık bağlandığını, sahte sigortalılığının iptal edilmesiyle haksız şekilde aldığı aylıkların davalıdan tahsili gerektiğini belirterek, davalı gösterilen …’ın 18.5.2017 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılarını gösterir belge alınması için süre verilmesini, 39478.19-TL nin davalı mirasçılarından alınarak müvekkiline verilmesini istemiştir.
II-CEVAP:
Cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davanın husumet yokluğu nedeniyle HMK 114/1-d maddesi uyarınca usulden reddine” şeklinde karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Yerel mahkeme kararı yerinde bulunarak istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, eksik araştırma ve incelemeye dayalı karar verildiğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının, kurum alacağının davalı olarak gözüken müteveffanın yasal mirasçılarını davaya dahil ettikten sonra mirasçılardan tahsili için işbu davayı açtığı, mahkemece, “…davalı olarak gösterilen müteveffa …’ın ölü olduğunu bildiği, ölüye karşı dava açılmasının kabul edilebilir bir yanılgıya dayanmadığı anlaşıldığından, HMK 114/1- d maddesinde “Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması” dava şartlarından biri olarak gösterilmiştir. HMK 115/2 maddesi gereğince de dava şartlarına aykırılık hallerinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden…” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bir davada taraf ehliyeti medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olmakla mümkündür (HMK m.50). Medeni haklardan yararlanma, yani hak ehliyeti tam ve sağ doğum koşuluyla ana rahmine düşme anında başlayıp, kişinin ölümüne kadar devam eder (TMK m.28). Bu nedenle HMK’da taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar davanın erteleneceği; bununla beraber hâkimin, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebileceği öngörülmüştür (HMK m.55; HUMK m.41). Ne var ki, Kanun’da ölü kişiye karşı dava açılması hâlinde nasıl davranılacağı gösterilmemiştir.
Kural olarak ölü kişi adına ve ölü kişiye karşı dava açılması olanağı bulunmamaktadır. Aynı şekilde kural olarak ölü kişi aleyhine dava açılması durumunda davanın mirasçılara yöneltilmesine de olanak yoktur. Zira yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Diğer taraftan, HMK’nın 124’üncü maddesinde; “ Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu maddenin gerekçesinde de vurgulandığı üzere, taraf değişikliğini mutlak olarak davalının rızasına bağlamak, yargılama ilişkisini katı bir forma bağlayacaktır ki, bu da yargılamaya hakim olan ilkelerden “usul ekonomisi ilkesi” (HMK m.30) ile bağdaşmaz.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, her ne kadar mahkemece, “…ölüye karşı dava açılmasının kabul edilebilir bir yanılgıya dayanmadığı anlaşıldığından,…” gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, HMK nın124. Maddesi çerçevesinde mirasçıların tespiti ile davaya dahil edilmesi sağlanıp işin esasına girilerek, elde edilecek delillere göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.