YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4385
KARAR NO : 2022/8137
KARAR TARİHİ : 21.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03.04.2019 tarih ve 2018/182 E- 2019/158 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.02.2021 tarih ve 2019/1003 E- 2021/122 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 2017/14405 numaralı KETOMİS ibareli başvurunun ilanına karşı müvekilinin 2013/102134 sayıyla tescilli LEDOMIS ibareli markalarına dayanarak itiraz ettiklerini, YİDK’nın 09/03/2018 tarih ve 2018/M-1865 sayılı kararı ile itirazlarının reddine karar verildiğini ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirket tarafından süt sığırlarında ve sağmal koyunlarda “KETOZİS” hastalığıyla mücadele için geliştirilmiş bir besin takviyesi olan “KETOMİS PLUS” adlı ürünü piyasaya sunulduğunu, sığır ve koyunlardaki “ketozis” hastalığı için geliştirdiği “KETOMİS PLUS” isimli ürün için aynı zamanda “KETOMİS” markasını tescil ettirdiğini, dava dilekçesinde, davacı şirketin tescil ettirdiği “LEDOMİS” markasının ne şekilde kullanıldığı, piyasaya ve tüketicilere ne şekilde arz edildiği, bu markanın fiili kullanımının nasıl olduğuna dair hiçbir açıklama ve belge gösterilmediğini markaların yazılışlarının şekil itibariyle tamamen birbirinden farklı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka ile itiraz konusu markanın bir kısım mallar yönünden ortalama alıcı kitlesinin doktor ve eczacılar olduğu, davalı markasının toplu olarak bıraktığı intiba dikkate alındığında, farklı şekil ve renk unsurları içeren ve “ket” ve “led” şeklinde ön ekler alan her iki markanın çok farklı olduğu, ilaç markalarının orijinal niteliği az olan, ayrım gücü zayıf markalar olması karşısında ve karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıracak küçük ilave veya değişikliklerle iltibas ihtimalinin bertaraf edilebileceği hususları gözetildiğinde, Türk Patent YİDK tarafından verilen kararının iptali koşullarının oluşmadığı, ilaç emtiaları dışındaki mal ve hizmetler yönünden de yukarıda açıklanan nedenlerle iltibas tehlikesinin olmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında daha ileri bir tahkikata girişilmesine gerek görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece ön inceleme aşamasından sonra, başkaca bir tahkikat yapılmasına gerek olmadığı görülürse, yani mevcut dosya içeriği ile usul ya da esas bakımından bir karar vermek mümkünse, nihai bir kararla davanın sona erdirilebileceği (HMK. m.138, 142), Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince bilirkişi raporu alınmamasının sonuca etkili bulunmadığı anlaşılmakla, davalının başvurusuna konu KETOMİS ibaresi ile davacının itirazına mesnet LEDOMİS ibaresi arasında SMK’nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.