Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4498 E. 2022/8146 K. 22.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4498
KARAR NO : 2022/8146
KARAR TARİHİ : 22.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03.04.2019 tarih ve 2018/21 E. – 2019/159 K. sayılı kararın davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.03.2021 tarih ve 2019/1079 E. – 2021/299 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davacının ayakkabı boyaları imal ettiğini, ayakkabı boyaları hakkında endüstriyel tasarım başvurusunda bulunarak tescil edildiğini, bu ürünün davalı tarafça davacıdan izin alınmaksızın birebir taklit edildiğini ve piyasaya davacıyla iltibas yaratacak şekilde sürüldüğünü, davacı şirkete ait ürünün tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz niteliğinde üretildiğini ve satışa arz edildiğinin haricen öğrenildiğini, söz konusu durumun piyasada yanlış algılamalara sebebiyet verdiği gibi davacı şirketin üretmediği ve davacıya ait olmayan ürünler ile davalının sattığı ürünlerin benzerliği nedeni ile davacı şirket ile müşterileri arasında güven sorunu yaşandığını, davalı tarafın kullanmakta olduğu BLİNK adlı ayakkabı boyalarının, davacı şirkete ait SMART adlı ayakkabı boyaları ile hem görsel hem de algı olarak iltibas yaratacak nitelikte olduğunu, davalı ürünlerinde de, davacının tescilli tasarımına ait kapak yapısı, ayakkabı süngeri, ambalaj tabanı, krem boya çevirme düğmesi ve etiket yapıştırma alanının aynen kullanıldığını, iki tasarım arasında etiketlerin dışında herhangi bir fark görülmediğini ileri sürerek, 1.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi ve 4.000,00 TL itibar tazminatının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, haksız olan davanın reddini istemiştir.
Karşı davada davacı vekili, davalının tescilinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ürünün tescil tarihinden çok daha öncesinde yurt dışı ve yurt içinde kullanıldığını, ürünün yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmadığını, tasarımın anonim hale geldiğini, kamuya mal olduğunu, davacının ürünü uzun yıllardır kullandığını, asıl dava davacısının haksız menfaatler elde etmeye çalıştığını ileri sürerek, davalının tescilinin hükümsüz sayılmasına, iptaline ve endüstriyel tasarımın sicilden terkin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Karşı davada davalı vekili, davacının iddialarının soyut nitelikte olduğunu, dosyaya somut bir delil sunmadığını, tescilin hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacıya ait 2014/07739 sayılı tasarımın, başvuru tarihinden daha önce piyasaya sunulduğu, bu nedenle söz konusu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini haiz olmadığı, hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, karşı dava yönünden yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tasarımının hükümsüzlüğü koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 2014/07739 sayılı endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı- karşı davalı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; asıl davada, davalı eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu da ileri sürüldüğünden ve ilk derece mahkemesince haksız rekabet yönünden bir değerlendirme yapılmadığından bu kapsamda da uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği, davacının yenilik vasfı taşımayan tasarıma bir ayırt edicilik kattığının, büyük emek ve para harcayarak bu tasarımı Türkiye’de tanıttığının ve davalı tarafça da bu ayırt edicilikten istifade edildiğinin dosya kapsamındaki delillerle kanıtlanamadığı kanaatine varıldığı, bu nedenle somut olayda haksız rekabet koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 03/04/2019 gün ve 2018/21 E. – 2019/159 K. sayılı kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı- karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 42,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı-karşı davalıdan alınmasına, 22/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.