YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9508
KARAR NO : 2022/14440
KARAR TARİHİ : 17.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
No :
Dava, iş kazasının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle; davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar … ve Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacının davalılardan işyeri nezdine çalışmaktayken 14/11/2012 tarihinde tomruk düşmesinden dolayı yaralanması ile sonuçlanan olayın iş kazası olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı … vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının kazanın olduğu bölmede kooperatif adına çalışmamasından dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava öncesi Kuruma başvuruda bulunulmadığı ve bu nedenle davanın açılmasında hukuki yarar olmadığını, iddia edilen olayın iş kazası tanımına uygun bulunmadığını belirtmek sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARLARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, davacının 14/11/2012 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı … vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile Yerel Mahkemece aldırılan ve iş kazası tespiti yapılan 15.01.2021 tarihli bilirkişi raporunun eksik ve denetime elverişli olmadığı, kazanın 211 no.lu bölmede meydana geldiği, bu tür üretim işlerinin kooperatife verildiğinde ilgili kooperatifçe liste halinde bu bölmede çalışacak personelin … İdaresine bildirildiği, bilirkişi tarafından kazanın nerde olduğu, üretim işine ilişkin ilanlar, teklifler, sözleşme ve şartnameler, saha teslim tutanağı, çalışanların listesi, davacının bu bölmede çalışıp çalışmadığı ve aradaki uygun illiyet bağı gibi kazanın niteliğini belirleyen hususların hiç birinin inceleme konusu yapılmadığı, tanık beyanları ile sonuca gidildiği özet olarak belirtilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava ile 14/11/2012 tarihinde … İdaresi tarafından davalı Kooperatife verilen … emvalinin kesim, sürütme ve taşıma işlerine ilişkin sözleşme kapsamında, işin yürütümü esnasında meydana gelen tomruk düşmesi sonucu davacının yaralanması şeklinde meydan gelen olayın iş kazası olduğunun tespiti talep edilmiştir.
İş kazası nedeniyle sosyal sigorta yardımlarının yapılabilmesi öncelikle Kurumun zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası olduğunu kabul etmesine bağlıdır. İş kazası olgusu Kurumca kabul edilmezse somut olayda olduğu gibi sigortalının ya da hak sahiplerinin olayın iş kazası olduğunu dava yolu ile tespit ettirmesi gerekmektedir.
Davaya konu olan ve tespiti istenen “iş kazası” mevzuatımızda 506 sayılı Kanunun 11-a ve 5510 sayılı Kanunun 13. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, her iki kanunda da iş kazası tanımlanmamış, kazanın hangi hal ve durumlarda iş kazası sayılacağı yer ve zaman koşulları ile sınırlandırılarak belirlenmiştir.
Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olup, Kanunun 13. maddesinde İş Kazası;
“a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.” şeklinde belirlenmiştir.
Olayın, işkazası olarak kabul edilebilmesi için olaya maruz kalan kişinin 5510 sayılı Kanunun 4. maddesi anlamında sigortalı olması, olayın, 5510 sayılı Kanunun 13. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, olayın, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Bu yönde, 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi anlamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır. Bunlar:
a) Çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet akdine dayanması,
b) İşin işverene ait yerde yapılması,
c)Kanunda açıkça belirtilen sigortalı sayılmayacak kişilerden olunmaması şeklinde sıralanabilir.
Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur. Bu nedenle dava konusu olayda öncelikle “hizmet aktinin varlığı” araştırılmalıdır;
Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur. Bu nedenle dava konusu olayda öncelikle “hizmet aktinin varlığı” araştırılmalıdır;
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 313/1.(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 393/1) maddesinde, hizmet sözleşmesi; “Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeği taahhüt eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımda sadece hizmet ve ücret unsurlarına yer verilmişken, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 8. maddesinde, “bağımlılık” unsuruna da yer verilmiştir. Hizmet akdi, her şeyden önce bir iş görme edimini zorunlu kılar. Bu sözleşmeyle sigortalıya yüklenen borç, işveren yararına bir iş görmek, hizmet sunmaktır.
Bağımlılık ve bu kapsamda ele alınması gereken zaman unsuru, hizmet akdinin ayırt edici özelliğidir.
Bağımlılık, iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasında temel bir ilke olup, bu unsur, hizmetini işverenin gözetimi ve yönetimi altında yapmayı ifade eder. Ne var ki, iş hukukunun dinamik yapısı, ortaya çıkan atipik iş ilişkileri, yeni istihdam modelleri, bu unsurun ele alınmasında her somut olayın niteliğinin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bazı durumlarda, taraflar arasında sıkı bir bağımlılık ilişkisi bulunmasa da, işverenin iş organizasyonu içinde yer alınmaktaysa bu unsurun varlığının kabulü gerekecektir. Önemli yön, işverenin her an denetim ve buyurma yetkisini kullanabilecek olması, çalışanın, edimi ile ilgili buyruklara uyma dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte teknik ve hukuki bir bağımlılığın bulunmasıdır. Genel anlamda bağımlı çalışma, işverenin belirleyeceği yerde ve zamanda, işverence sağlanacak teknik destek ve işverenin denetim ve gözetiminde yapılan çalışmadır. İşverenin yönetim (talimat verme) hakkı karşısında işçinin talimatlara uyma (itaat) borcu yer alır. Bir işin görülmesi süreci içinde işçinin faaliyeti, çalışma şekli, yeri, zamanı ve işyerindeki davranışları düzenleyen talimatlar veren işveren onu kişisel bağımlılığı altında tutar. Bu sözleşmede var olan otorite/bağımlılık ilişkisi taraflar arasında kaçınılmaz olarak bir hukuki hiyerarşi yaratır. Bu nedenle hizmet akdinde bağımlılık hem işçinin kişiliğini ilgilendirmekte hem de bir hukuki bağımlılık niteliği taşımaktadır.
Hizmet akdi, çoğu kez Borçlar Kanununun 355. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. maddesinde) tanımlanan istisna akdi (eser sözleşmesi) ile karıştırılabilmekte, ikisinin ayırt edilebilmesi bazı durumlarda güçleşmektedir; Çalışan, iş gücünü belirli veya belirsiz bir zaman için çalıştıranın buyruğunda bulundurmakla yükümlü olmayarak, işveren buyruğuna bağlı olmadan sözleşmedeki amaçları gerçekleştirecek biçimde edimini görüyorsa, sözleşmenin amacı bir eser meydana getirmekse, çalışma ilişkisi istisna akdine dayanıyor demektir. Hizmet akdinde ise çalışan, emeğini iş sahibinin emrine hazır bulundurmaktadır ve ücret, faaliyetin meydana gelmesinin sonucu için değil, bizzat yapılan faaliyetin karşılığı olarak ödenmektedir. Öte yandan; 313. madde hükmünün açıklığı gereği, çalışanın kendi aletleri ile çalışması veya götürü hizmet sözleşmelerinde ücretin, yapılacak işe göre toptan kararlaştırılması imkan dahilinde bulunduğundan, tarafların belli bir fiyat üzerinden anlaşmaları istisna akdinin varlığını göstermediği gibi, götürü sözleşmelerde, bir süre için hizmet etme borcunun mu, yoksa önceden belirlenmiş bir sonucun meydana getirilmesi borcunun mu yüklenildiğinin şüpheli bulunduğu durumlarda, araştırma yapılarak tarafların amacı, durumu ve yaşam deneyimleri gözetilip hukuki ilişki saptanmalıdır.
Dosya içindeki belgelerden, davalı kooperatifin … emvalinin kesim, sürütme ve taşıma işlerini ilgili … idaresinden vahidi fiyat usulü ile aldığı, işin yürütümünü de üyeleriyle yaptığı, davacının kaza geçirdiği 14.11.2012 tarihinde herhangi bir sigortalılığının olmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece davalı ile davacı arasında iş ilişkisinin bulunduğu kabul edilerek iş kazası tespitine karar verilmiş ise de dosya kapsamından ve tanık beyanlarından işin yürütümünün kooperatif üyeleriyle yapılmış olması, ücrete yönelik herhangi bir bilgi ve bulgunun olmaması karşısında davacının kaza sırasında yaptığı iş dolayısıyla davalı … idaresi yada kooperatif ile arasındaki ilişkinin hizmet akdinin unsurlarından olan bağımlılık, ücret unsurlarını taşıyıp taşımadığı değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılması gereken iş, davacının kooperatif üyesi olduğu belirtilmekle kendi adına bağımsız çalışmaya dair kayıtlar getirtilmeli, kooperatif yöneticileri tespit edilerek tanık sıfatı ile beyanlarına başvurulmalı ve tüm deliller toplandıktan sonra 5510 sayılı Yasanın 13.maddesi yeniden değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.