Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2005/7794 E. 2006/2639 K. 03.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/7794
KARAR NO : 2006/2639
KARAR TARİHİ : 03.05.2006

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davalı arsa sahibinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı yükleniciler 29.09.2000 tarihli düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmesi ile davalı arsa sahibine ait 12 adet parsel üzerine dubleks bağımsız bölümler inşaa ederek dört adedini davalıya teslim etmeyi üstlenmişler, daha sonra düzenlenen 21.02.2001 tarihli düzenleme ek sözleşme ile arsa sahibine bir dubleks dairenin yarısının ayrıca teslim edileceği taahhüt edilmiştir. Sözleşmeye göre parseller üzerine yapılacak binalar betonarme şeklinde, kaloriferli, dubleks veya tripleks şeklinde olacaktır. Yine sözleşmeye göre müteahhit derhal inşaat hazırlıklarına başlayarak plan ve projeleri hazırlayıp belediyeye tasdik ettirdikten sonra gerekli izin ve ruhsatları alacak, en geç Mayıs
2001 tarihinden itibaren 3,5 yıl içinde inşaatları tamamlayıp davalıya teslim edecektir. Dairemizin 27.12.2004 tarihli bozma ilamında belirtildiği üzere davacı yükleniciler sözleşmede kararlaştırılmasına rağmen sözleşmeye uygun şekilde ruhsat almadan inşaata başladıklarından sözleşmenin feshinde kusurludurlar. Feshi müteakip davacılar talebi ile mahallinde yaptırılan tesbite göre 12 adet parsel üzerine 26 adet meskeni kapsayacak şekilde inşaat yapımı planlanarak toplam 6 adet konutun inşaatına başlanmış, işin fesih tarihine kadar %5, 78 oranında ikmal edildiği belirlenmiştir. Dairemizin bozma ilamında inşaatın imara ve sözleşmeye uygun olup olmadığı, uygun hale getirilmesinin mümkün bulunup bulunmadığı, davalı arsa sahibinin işine yarayacak inşaat varsa bunun fesih tarihi itibariyle değerine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece bozmaya uyularak bilirkişi kurulundan 28.7.2005 tarihli rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda yapımına başlanan ancak yarım bırakılan binaların betonarme tabliyeli ve yığma olarak yapılmakta olduğu saptanmış ve bunun sözleşmeye uygun olduğu vurgulanmıştır. Yukarıda da değinildiği üzere sözleşmede öngörülen betonarme bina yapımıdır. Sözleşmede sadece betonarme ibaresinin yazılı olması karkas ifadesine yer verilmemiş bulunması nedeniyle bilirkişi kurulu betonarme tabliyeli ve yığma olarak yapılan bu binaların sözleşmeye uygun olduğunu belirtmişler ise de, davalı raporun bu kısmına teknik yönleri de içerir şekilde itiraz etmiş, yapılan binaların yığma olduğunu, betonarme yapılmaması nedeniyle sözleşmeye uygun olmadığını ileri sürmüş bulunmasına rağmen bu konuda bilirkişilerden ek rapor alınmadığı gibi ayrı bir bilirkişi incelemesi yaptırılması yoluna gidilmemiştir. Öncelikle davalı itirazları da nazara alınarak yapılan inşaatların niteliği itibariyle sözleşmeye uygun olup olmadığının kesin olarak saptanması gerekir. Yükleniciler tarafından sözleşmede betonarme inşaat yapılması kararlaştırıldığı halde sözleşme tarihinden önce alınan ve arsa sahibi adına olan ruhsata dayalı olarak yığma bina yapılmış olması halinde davalı sözleşmeye aykırı olarak yapılan bu işi nefaset kesilmesi yoluyla da olsa kabule zorlanamaz. Ne var ki, yüklenicilerin yaptıkları işin bunun dışında hafriyat ve … olarak herhangi bir ekonomik değeri varsa ve davalı arsa sahibi tarafından sözleşme feshedildikten sonra benimsenerek kullanılacak nitelikte ise bunların bedelini talep edebileceklerdir. Davacı yükleniciler kendi kusurları ile sözleşmenin feshine neden olduklarından fesih tarihinden sonra aradan geçen süre zarfında tabiat şartları ve ayrıca çöken grobetonlar nedeniyle ekonomik değerini kaybeden işlerin bedelini talep edemeyecekleri de gözden uzak tutulmamalıdır.
Davacı yükleniciler işi kat karşılığı olarak üstlenmiş, sözleşmenin feshine kendi kusurları ile sebebiyet vermişlerdir. Yukarıda açıklanan kıstaslara göre bedelini talep edebilecekleri bir iş varsa bunun tutarının da Bayındırlık ve İskan Bakanlığı birim fiyatları üzerinden değil mahalli piyasa rayiçleri üzerinden olacağı da Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğidir.
O halde mahkemece yapılacak iş, aralarında hukuki yorum açısından katkıda bulunmak üzere bir hukukçunun da yer alacağı, konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyeti oluşturularak yukarıda açıklanan esaslara göre malzeme ve işçilik olarak davacı yüklenicilerin talepte bulunabileceği bir alacağının bulunup bulunmadığının saptanması, bozmadan sonra alınan rapora yapılan davalı itirazları da gözetilerek alınacak … rapor doğrultusunda sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir. Tüm bu hususlar gözetilmeyerek hükmüne uyulan bozma gereği de yerine getirilmeden Yargıtay denetimine elverişsiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davacı yükleniciler açtıkları davada 70 milyar TL.nin tahsilini istemişler, 13.02.2004 tarihli ıslah dilekçeleri ile taleplerini 119.404.896.800 TL.ye artırmışlardır. Bu miktarın içinde proje bedeli de yer almışken yükleniciler 07.04.2004 tarihli dilekçeleri ile proje bedeline ilişkin istemlerini atiye terkettiklerinden ve atiye terk beyanlarını 08.04.2004 tarihli celsede de tekrar ettiklerinden mahkemece, yapılan iş bedelinin yanı sıra 8.438.160.000 TL. proje bedeline hükmedilmiş olması doğru olmadığı gibi bozma ilamında ruhsat giderleri ile ilgili olarak davacı yüklenicilerin belgelendirecekleri giderlerin hüküm altına alınması gereğine değinildiği ve yükleniciler tarafından sözleşme tarihinden sonra ruhsat giderleri ile ilgili olarak kendi adlarına olan hiç bir masraf belgesi ibraz edilemediği halde arsa sahibinin adına olan 08.12.1999 tarihli makbuz bedelinin eskale edilmesi suretiyle bulunan 2.918.760.000 TL ruhsat masrafına hükmedilmiş olması da doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1).bentte yazılı nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün (2) ve (3).bentlerde yazılı nedenlerle temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 03.05.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.