Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2006/2458 E. 2006/5007 K. 13.09.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2458
KARAR NO : 2006/5007
KARAR TARİHİ : 13.09.2006

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava yanlar arasındaki eser sözleşmesine dayalı olarak borçlu iş sahibi hakkında davacı yüklenici tarafından yapılan ilamsız icra takibine davalının itirazının iptali istemine ilişkindir. İcra takip alacaklısı davacı, … İcra Müdürlüğü’nün 2002/2146 takip sayılı dosyası üzerinden yapmış olduğu icra takibinde, (2.164.500.000) TL asıl ve (2.029.218.000) TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam (4.193.718.000) TL. alacağın ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece, (2.142.300.000) TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptaline, bu miktarın %40 oranındaki icra-inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Az yukarıda sayısı belirtilen icra dosyası kapsamına göre, ödeme emri, takip borçlusu davalıya 22.03.2002 tarihinde tebliğ olunmuş ve yasal itiraz süresinden sonra ve 01.04.2002 tarihinde de borçlu icra dosyasına (2.142.300.000) TL ödemiş bulunmaktadır. İtirazın iptali davası ise, İİK.nun 67.maddesinde öngörülen ve hak düşürücü niteliğindeki bir yıllık yasal süresi içinde ve 20.11.2002 tarihinde, takip konusu toplam alacak tutarı üzerinden itirazın iptali istemiyle açılmıştır.
Bilindiği gibi, İcra ve İflas Kanunu’nun 67/1.maddesi hükmüne göre, takip talebi itiraza uğrayan alacaklı, itirazın kendisine tebliğini izleyen bir yıllık süre içerisinde görevli mahkemeye başvurarak, İcra ve İflas Kanunu’nun 66.maddesi uyarınca takibin durmasına neden olan borçlu itirazının iptalini isteyebilir. Alacaklının, borçlu itirazının iptali amacıyla mahkemeye dava açması halinde yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için; a)İlamsız bir takip yapılması, b)Takibe itiraz eden borçlunun itirazında haksız olduğunun mahkemece saptanmış olması, c)Alacağın likid, yani borçlu tarafından belirlenebilir veya hesap edilebilir olması d)İtirazın iptali davasının icra mahkemesine gidilmeden mahkemede açılması ve icra inkâr tazminatının da istenmiş olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
İcra inkâr tazminatı takdirini gerektiren yasal koşullar gözetildiğinde; bu tazminatın kendiliğinden doğmadığı ve bir mahkeme hükmüne ihtiyaç gösterdiği sonucu ortaya çıkmaktadır. İtirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını ve dolayısıyla takip konusu alacağın tahsilini sağlamaktadır. Borçlunun takibe itirazından sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce takip konusunun tamamen veya kısmen borçlu tarafından ödenmesi durumunda ödenen miktar yönünden itirazın iptali davasıyla elde edilecek olan sonuç gerçekleşmiş olacağına göre; gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuksal yarar bulunmayacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.06.1992 gün, E:1992/1-347 ve K.1992/394 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; davacı ya da davacıların dava haklarına sahip olmaları yeterli değildir. Bundan başka, davanın açılmasında hukuki bir yararın bulunması da gerekir. Buna hukuki koruma ihtiyacı da denir. Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır. Davada hukuksal yarar, dava koşulu olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece doğrudan gözetilmesi gerekir.
İcra takip konusu borç davadan önce, takibe itirazdan sonra alacaklıya ödenmesi halinde; alacaklının hukuki koruma ihtiyacı ortadan kalkacağından itirazın iptali davası açmasında da hukuksal yararı olmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenen alacak kısmı için itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı açıktır. Takibe itirazdan sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borcun kısmen ödendiği hallerde, alacaklının ödenen kısım yönünden dava açmakta hukuki yararı olamayacağından, ödenen miktar gözönüne alınmaksızın, borca itirazın tümüyle iptali istemiyle açılan dava ödenen miktar yönünden reddedileceği için, bu kısım için de yine icra inkâr tazminatına hükmedilemeyecektir. Nitekim açıklanan bu görüş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun oybirliğiyle verdiği 30.03.2005 gün, E:2005/19-200 ve K:2005/210 sayılı kararı ile benimsenmiştir. Yargısal uygulama ve hukuksal durum bu olunca da, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece yapılacak iş, icra dosyasına borçlu tarafından ödemesi yapılan ve mahkemece de istenebilir asıl alacak olduğu kabul edilen miktarın icra takip tarihi ilâ ödeme tarihi arasındaki süre için değişen oranlarda gözetilerek yasal faiz oranına göre getirebileceği temerrüt faizi tutarı hesaplanıp belirlenerek bu miktar üzerinden borçlu davalının itirazının iptaline karar vermekten ibaret olmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1.)bentte belirtilen nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2.)bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, 13.09.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.