YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13994
KARAR NO : 2022/21464
KARAR TARİHİ : 26.12.2022
Karşılıksız yararlanma suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3, 168/5 ve 62. maddeleri gereğince 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/04/2017 tarihli ve 2016/302 esas, 2017/332 sayılı kararının 26/05/2017 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 09/04/2018 tarihinde işlediği basit yaralama suçundan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3, 168/5 ve 62. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/06/2021 tarihli ve 2021/333 esas, 2021/332 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 03/08/2022 gün ve 14114-2022-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/10/2022 gün ve 2022/113350 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamında bulunan adli sicil kaydına göre, suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan ve suç tarihinde 65 yaşını tamamlamış olan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” şeklindeki hüküm uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı TCK’nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan 5237 sayılı TCK’nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak; somut olayda, katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zarar miktarının bilirkişiye hesaplattırılmadığı, katılan kurumun 09.05.2016 tarihli yazısında sanık …’un kuruma olan borcunu ödemediğinin bildirildiği, ancak sanığın 22/12/2016 tarihli duruşmada borcunu taksitlendirerek yapılandırdığını ve taksitlerin bir kısmını ödediğini bildirip bu taksitlendirmeye ilişkin taahhüt senedi başlıklı belgenin fotokopisini dosyaya sunduğu anlaşılmakla; sanığın suça konu tutanaktan dolayı oluşan zararı gidermek için kuruma ödeme yapıp yapmadığının ve ödeme yapmış ise bu ödeme miktarının ne kadar olduğunun katılan kurumdan sorularak tespitinden sonra, varsa ödenen miktarın bilirkişi tarafından hesaplanacak katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zarar miktarını karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi ve karşılıyor ise sanık hakkında kovuşturma koşulu gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi, karşılamıyor ise kalan miktar yönünden sanığa bildirim yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hususu da belirlenmiş olup, bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 26/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.