Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/20366 E. 2022/21726 K. 28.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20366
KARAR NO : 2022/21726
KARAR TARİHİ : 28.12.2022

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin tarihsiz (UYAP’ta 11/03/2019 tarihli) temyiz dilekçesinin başlık kısmında, tüm suçlara yer vererek sunduğu temyiz istemi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 03/04/2019 tarihli, 2018/2958 Esas, 2019/289 Karar sayılı ek kararı ile sanık müdafiinin iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve kamu malına zarar verme suçlarından kurulan hükümler yönünden temyiz isteminin, kararın kesin nitelikte olması nedeniyle reddine karar verildiği, ek kararın sanık müdafiine tebliği üzerine sanık müdafiinin sunduğu tarihsiz (UYAP’ta 22/04/2019 tarihli) dilekçesi içeriğinden, sanık müdafiinin sadece hırsızlık suçundan kurulan hükmü temyiz ettiği, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve kamu malına zarar verme suçlarına ilişkin 03/04/2019 tarihli ek karara yönelik herhangi bir temyiz isteminin bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanık lehine delillerin toplanmadığı, sanığın diğer sanık Muhammed’e giyecek yardımı yaptığına dair savunmasına itibar edilmemesinin yerinde olmadığı, sanığın savunmasının aksi yönünde delil bulunmadığı, sanığın suçu işlediğine dair kesin ve şüpheden uzak delil bulunmadığına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5237 sayılı TCK’nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK’nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/10/2021 tarihli, 2021/35 E., 2021/473 K. sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, kısa kararın açıklandığı 11/05/2018 tarihli duruşmada zorunlu müdafii hazır bulundurulmaksızın yargılamaya devam edilerek hükmün açıklanması suretiyle aynı Kanun’un 188/1. ve 289/1-e. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 28/12/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.