YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1953
KARAR NO : 2007/6457
KARAR TARİHİ : 29.05.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mhk.Sıfatıyla)
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.9.1989 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil, birleşen davada da … tarafından elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan muhakeme sonunda; tapu iptali tescil isteminin kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 12.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı (davacı) … tarafından istenilmekle, tayin olunan 29.5.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı (birleşen dosyanın davacısı) … geldi. Karşı taraftan davacı ve davalılar ile vekilleri gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yüklenicinin temliki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalılardan … temyiz etmiştir.
Davacı, yapının yüklenicilerinden olan Şefik ile biçimine uygun düzenlenen 17.9.1979 günlü satış vaadi sözleşmesine dayanmıştır. Dosyada mevcut çekişme konusu 14 numaralı bağımsız bölüm tapu kaydından ise davacının mülkiyeti tapuda 8.12.1995 tarihinde satış suretiyle kazandığı görülmektedir.
Türk Medeni Kanunun 1023. maddesi hükmünce kural olarak tapu
kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet hakkı kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunmalıdır. Eldeki davada şahsi hak sahibi davacı mülkiyet hakkı sahibini hasım alarak kaydın iptal ve tescilini istediğinden davalı kayıt maliki …’nin iktisabının kötü niyete dayalı olduğunu iddia etmiş sayılır. Gerçekten, yasanın 1024. maddesi uyarınca bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayalı veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuz tescildir. Böyle bir tescil yüzünden hakkı zedelenen kimse tescilin yolsuz olduğunu, iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan ileri sürebilir ve mülkiyet hakkı sahibinin kötüniyetini ispat yükü bunu iddia eden davacıya düşer. Bu bakımdan somut uyuşmazlıkta mülkiyet hakkı sahibi …’nin iyi niyetli olup olmadığı yönü üzerinde önemle durulmalı, 29.6.1998 tarihli “Sulh Protokolü” başlıklı belge yeterince değerlendirilmelidir. Davalı anılan protokolün iptali için dava açtığını ileri sürdüğünden öncelikle mahkemece, bu konuda açılan davanın akıbeti araştırılmalı, anılan protokol davalı …’yi bağlamıyan nedenlerle iptal edilmemişse mevcut çekişme sebebiyle mahkemece olayların akışına uygun nitelendirilmeli, diğer yandan davalı …’nin kötü niyetine ilişkin dinlenen tanıklardan … hakkında yalan tanıklıktan ceza mahkemesinde dava açıldığı belirtildiğinden, ceza mahkemesi kararı eldeki davada davalı …’nin hukuki durumunu etkileyeceğinden açılan dava sonucu da beklenmeli bütün deliller birlikte değerlendirilerek …’nin kötüniyeti, dolayısı ile dava hakkında sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, yukarıda değinilen konularda yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın davalı …’nin kötü niyetli kabulü ile hüküm kurulduğundan karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 29.5.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.