Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/5172 E. 2009/254 K. 22.01.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5172
KARAR NO : 2009/254
KARAR TARİHİ : 22.01.2009

Davacı … İnş. Dek. Res. Ltd. Şti ile davalı 1-TC Kültür Bakanlığı, 2-DÖSİMM (Döner Sermaye İşletme Merkez Müdürlüğü) arasındaki davadan dolayı … 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.10.2006 gün ve 2004/260-2006/454 sayılı hükmü onayan Dairemizin 05.05.2008 gün ve 2007/1346-2008/2976 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava imalât bedelinin ödetilmesi istemiyle açılmış, mahkemece davalının savunması doğrultusunda, davacının imalât bedelinden dava edilen kısmı davalıya bağışladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilerek karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine dosya yeniden incelendi.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı adına bağışlama yapan …’ın bağışlama yetkisinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hakiki veya hükmî şahıslara ait bir işlem vekil sıfatıyla yapılmış ise bu işlemin sıhhatinin tespiti için vekâletin şümulünün yani vekilin bu vekâlet sözleşmesi çerçevesinde neler yapabileceğinin belirlenmesi gerekir. Bilindiği gibi vekilin salahiyeti tespit edilmemiş ise tââlluk eylediği işin mahiyetine göre tayin edilecektir. BK’nın 388’nci maddesinde özel yetki verilmedikçe vekilin dava açamayacağı, sulh olamayacağı, tahkim mukavelesi imzalayamayacağı, kambiyo taahhüdünde bulunamayacağı, bağışlayamayacağı bir gayrimenkulü temlik veya bir hak ile takyit edemeyeceği belirlenmiştir. Bunun dışında HUMK’nın 33, 63, Avukatlık Kanunu’nun 171/2, 44 Sayılı Anayasa Mahkemesinin kuruluşuna dair Kanun’un 31’nci maddelerinde de özel yetki verilmesi gereken haller düzenlenmiştir. Özetlemek gerekirse dava açmak, sulh olmak, tahkim, ibra, davadan feragat ve hasmın davasını kabul teklif olunan yemini kabul veya karşı tarafa ret, hükmolunan şeyi kabz, haczi fekkettirmek, hakimin reddi, başkasını tevkil, Anayasa Mahkemesinde dava açmak, hakimler aleyhine dava açmak, kambiyo taahhüdünde bulunmak, bağışlamak, taşınmazı temlik veya bir hak ile takyit etmek için vekilin özel yetkili kılınması gerekmektedir. Bunun dışında doktrinde; şahsa bağlı haklara ilişkin davalardan nesep, isim tashihi, evlat edinmeye izin gibi dava ve işlerde, konkordato teklifi veya kabulünün de özel yetkiyi gerektirdiği belirtilmektedir. Burada şu hususa da değinmekte yarar vardır. BK’nın 38’nci maddesi gereğince “bir kimse selahiyeti olmadığı halde diğer bir şahıs namına bir akit yaptığı takdirde bu şahıs bu akde icazet vermedikçe alacaklı veya borçlu olmaz. Diğer tarafın, temsil edilenin münasip bir mühlet içinde o akde icazet verip vermeyeceğini beyan etmesini talebe hakkı vardır. Bu müddet zarfında icazet verilmediği halde o kimse mülzem olmaz”. O halde yetkisi olmadığı halde bir akit yapan vekile icazet verilmesi halinde müvekkili o akitle mülzem olacaktır.

Vekilin selahiyetinin kapsamı ve yetkileri ve icazet ile ilgili düzenlemeler açıklandıktan sonra dava konusu olaya dönüldüğünde, davacı şirketin vekili olan … isimli şahıs tarafından davacıya ait alacağın bir bölümünün bağışlanmasına ait işlemin davacıyı bağlayıp bağlamadığı değerlendirildiğinde; vekilin bağışlama yaptığı ve bu konuda kendisine özel yetki verilmediği hususu tartışmasızdır. Bu işlemden sonra bağışlama için davalı yanca işleme icazet verilip verilmediği konusunda davacıya bir uyarı yapılmamıştır. Ayrıca davacı şirketin BK’nın 38’nci maddesi doğrultusunda işleme icazet verdiğine dair dosyaya bir belge de ibraz olunmamıştır. O halde bağışlama için özel yetki gerektiği, bağışlamayı yapan vekile bu konuda özel yetki verilmediği ve sonradan davacı bağışlamaya onay da vermediğinden davalı bağışlamaya dayanarak ödemeden kaçınamaz.
Bu nedenle asıl alacak miktarında bir ihtilâf bulunmadığından ve hakediş tarihi de temerrüde esas alınamayacağından mahkemece davalının temerrüde düşürüldüğü tarih araştırılarak sonucuna göre bağışlandığı savunulan miktarın davalıdan tahsiline karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı gerekçeyle davanın reddi ve kararın Dairemizce onanması yerinde bulunmadığından karar düzeltme isteminin kabulüyle kararın bozulması uygun görülmüştür.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 05.05.2008 tarih 2007/1346 E.-2008/2976 K. sayılı Onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz ve karar düzeltme peşin harcının istek halinde davacıya geri verilmesine, 22.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.