Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4233 E. 2022/8100 K. 21.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4233
KARAR NO : 2022/8100
KARAR TARİHİ : 21.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.02.2018 tarih ve 2016/927 E. – 2018/94 K. sayılı kararın davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.02.2021 tarih ve 2018/2054 E. – 2021/189 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı tarafından davacıya yönelik 03.02.2015 tanzim ve 07.04.2016 vade tarihli 1.500.000.- TL bedelli bonoya dayalı olarak kambiyo senedine özgü takibe girişildiğini, ancak davacı tarafından, senet metni üzerindeki imzanın eli ürünü olmadığı gerekçesiyle takibe itiraz edilerek teminat yatırılmak suretiyle takibin durdurulduğunu, ayrıca sahtecilik ve hırsızlık suçlarından suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak icra mahkemesinde görülmekte olan yargılama sırasında davalı tarafından davacının davadan feragat edeceğine dair protokol ibraz edildiğini, fakat bu sözleşme üzerindeki imzanın da davacıya ait olmadığını belirterek, Ankara 4 İcra Müdürlüğü’nün 2016/8158 Esas sayılı takibine konu 03.02.2015 tanzim ve 07.04.2016 vade tarihli ve 1.500.000 TL bedelli bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ve takibin iptaline ve %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının müteahhit olduğunu, ve davacıyı komşusu olması sebebiyle tanıdığını, davacının yetkilisi olduğu dava dışı şirketin, davalının oğluna olan borçları nedeniyle davacı tarafından bonolar verildiğini, bu bonolardan birinin 200.000.- TL’lik kısmının haricen ödendiğini, ödenmeyen kısma yönelik takibin başlatıldığı ve bunun dava konusu bono olduğunu, davacının zaman kazanmak amacıyla icra hukuk mahkemesinde bu takibe itiraz ettiğini, ancak kısa süre sonra 14.06.2016 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, bu sözleşmede tüm detayların ayrıntılı şekilde kararlaştırıldığını, imzanın davacıya ait olduğunu, keza icra hukuk mahkemesince yapılan inceleme sonucunda da imzaların davacının eli ürünü olduğu sonucuna varıldığını belirterek davanın reddine ve %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, kriminal raporu ile anlaşıldığı üzere, Ankara 4. İcra Müdürlüğü’nün 2016/8158 E. sayılı dosyası dayanağı olan 03/02/2015 tanzim, 07/04/2016 vade tarihli, 1.500.000,00 TL tutarlı bonodaki imzaların “…” eli ürünü olduğu saptandığından, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından ve davalı vekili tarafından katılma yoluyla istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle dava konusu bono altındaki imzanın davacılara ait oduğunun belirlenmesi ve bu definin herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defilerden olmasına, tedbir kararının menfi tespit istemine konu bu davada verilmemiş olması gerekçeleriyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından ve davalı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 21/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.