YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5760
KARAR NO : 2007/6428
KARAR TARİHİ : 28.05.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.10.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3 parsel sayılı taşınmazı davalı …’ten satın aldığını fakat 2003 yılında yapılan imar uygulaması sonucu davalıların taşınmazda pay sahibi olduklarını, iyiniyetli olduğunu ve binasının zemin değerinden yüksek olduğunu beyan ederek, taşınmazda davalılara ait 185/2400 payın iptal edilerek, tescilini istemiştir. Mahkemece temliken tescilin şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Medeni Kanun’un 718/2 maddesine göre, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Medeni Kanunun 724. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, zemin ile üzerindeki yapı arasındaki bağlantı kesilmiş ve yapı sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için; tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla bir yapı yapılmış olmalı ve bu yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin, inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da
belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi (subjektif koşul) ve yapının, dava tarihine göre hesaplanacak değeri, zemin değerinden, açıkça daha fazla olması (objektif koşul) gereklidir.
Eldeki davada, davacı 08.06.1998 tarihinde davalılardan … …’ten 37 ada 7 parsel sayılı taşınmazı üzerindeki bina ile birlikte satın almış, bilahare taşınmazın bulunduğu bölgede imar uygulaması yapılarak 1303 ada 3 parsel sayılı taşınmaz oluşmuş ve davacı ile birlikte davalılar toplam 185/2400 pay sahibi olmuşlardır. Yani davacı bir başkasına ait taşınmaz üzerine bina yapmamış, başlangıçta bina ile birlikte taşınmazı satın almış ve davalılarda bundan sonra taşınmazda pay sahibi olmuşlardır. Bu nedenle yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davanın reddinde yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Nevarki mahkemece davanın reddine karar verildiği halde harçlar kanununun 1 sayılı tarifesinin 2/a maddesi uyarınca maktu karar ve ilam harcına hükmedilmesi ve yatırılan fazla harcın iadesine karar verilmesi gerekirken, hükümde davanın kabulü halinde verilmesi gereken ve nispi olarak hesaplanan harca hükmedilmesi yanlış ise de; bu yön kararın bozularak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün H.U.M.K. nun 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. Bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte yazılı nedenlerle hüküm fıkrasının 2. bendinin hükümden çıkartılarak “Peşin alınana harçtan 10,10. YTL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiyesinin istem halinde davacıya iadesine” tümcesinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve değiştirilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 28.05.2007 tarihinde oy birliği ile karar verildi .