YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5170
KARAR NO : 2022/8990
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17.03.2021 tarih ve 2017/327 E. – 2018/55 K. sayılı ek kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.05.2021 tarih ve 2021/942 E. – 2021/1049 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin müvekkili adına marka olarak tescilli D Smart ibaresini kendisine ait internette sitesinde kullanarak müvekkilinin bayisi olmadığı halde tüketiciye D Smart aboneliği sattığını ileri sürerek, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine ve maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı yanca cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, ilk derece mahkemesince 17.03.2021 tarihinde verilen ek kararla, süresinde yapılmadığından bahisle istinaf başvurusunun HMK’nın 346/1 maddesi gereğince süre yönünden reddine karar verilmiş, davalı vekili ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 13.12.2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalıya T.K. 35 maddesi gereğince 06.11.2020 tarihinde “Muradiye Mh. … Cd. … Apt. No. … Osmangazi-Bursa” adresine “…evrakın bir parçasının muhatabın kapısına yapıştırılarak tebliğ edildiği”şerhi ile tebliğ olunmuştur.
Davalı vekili 16.03.2021 tarihli dilekçesi ile tebligat yapılan adresin 2016 yılında yıkıldığını, boş arsa olduğunu, taraflar arasında bayilik ilişkisinin devam etmesine, müvekkilinin faaliyet adresinin davacı tarafından bilinmesine rağmen davacının yıkılan adrese tebligat yaptırmakla kötü niyetli olduğunu bildirerek istinaf kanun yolu isteminde bulunmuş,
İlk Derece Mahkemesince, istinaf başvurusunun süre yönünden reddedilmesine ilişkin ek kararın da istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf kanun yolu başvurusu esastan red edilmiş, davalı vekilinin temyiz kanun yolu istemi de Daire çoğunluğunca red edilerek karar onanmıştır.
Sayın çoğunluğun, temyiz isteminin reddine ilişkin görüşüne katılmıyoruz.
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinin davalıya, dileçede bildirilen adreste tebliğ edilememesi üzerine yargılama süresince tüm tebligatlar davalıya, ticaret sicil adresine T.K. 35 md. göre tebliğ edilmiştir.
7201 sayılı T.K 35/4 maddesinde “daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adreslerin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağı”
Maddenin 2. fıkrasında da “…tebliğ olunacak evrakın bir nüshasının eski adrese ait binanın kapısına asılacağı ve asılma tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı” düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere T.K 35. maddesine göre yapılacak tebliğin zorunlu unsurlarından biri de tebliğ evrakının bir nüshasının eski adrese ait binanın kapısına asılmasıdır.
Davalı vekili, istinaf ve temyiz dilekçelerinde, tebligat yapılan adresin 2016 yılında yıkıldığını, boş arsa olduğunu ısrarla savunmakta ve adresin fotoğrafını dosyaya ibraz etmektedir.
06.11.2020 tebliğ tarihinden önce, davalının adresini Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 14.02.2020 tarihinde yapılan ilan ile … Mh. … Sk. …Sit. ….Blok No. … /Bursa” adresine naklettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda 06.11.2020 tebliğ tarihi itibariyle tebliğ yapılan adreste bina olup olmadığı, varsa ne zaman yıkıldığı hususunun Osmangazi Belediye Bşk. ve ilgili kurumlardan sorularak, bu tarih itibariyle T.K 35 maddesine göre tebligata salih bir bina olup olmadığının belirlenmesi için dosyanın geri çevrilmesine, gelecek cevaba göre, davacının kötü niyetli olduğuna ilişkin savunmada değerlendirilerek istinaf isteminin süresinde olup olmadığının tayin ve takdirine karar verilmesi gerekirken, yasal gerekçeden yoksun, yazılı şekilde Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyız.