Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/10680 E. 2007/12830 K. 30.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10680
KARAR NO : 2007/12830
KARAR TARİHİ : 30.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 21.03.2006 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.01.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan herbirinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırkende aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı 21.03.2006 tarihli dilekçesiyle dava konusu 310 ada 3 parsel sayılı 24449 m2 tarla cinsli taşınmazın revizyon tapu kaydına göre 26.05.1973 tarihinde kesinleşen tapusunda 1/8 pay maliki …’un baba adının tapuda … olarak yazıldığını ancak gerçekte … oğlu … yazılması gerektiğini …’un kendisinin evladı manevisi olan murisi …’nin eşi olduğunu bu nedenle tapudaki … şeklindeki baba isminin nüfus kaydına uygun olarak … şeklinde düzeltilmesini istemiştir.
Davalı idare vekili davanın nitelikli belgelerle ispatını, aksi halde davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacı ve murislerine ait nüfus kayıt tablosu ve 2005/542-2006/88 sayılı veraset ilamı dosyası getirtildikten sonra 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı ve bu tutanağa revizyon gören Osmanlıcadan tapu kaydı Türkçeye çevrittirilmiş olup, gelen Osmanlıca tapu kaydında malikin … İbn-i … yazdığı yani … oğlu …’a ait olduğu tapu kaydında baba isminin … olarak geçtiği geldilerinden itibaren tapuda …’un baba adının … olması gözönüne alınıp davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı kararı temyiz etmiştir.
Dava Türk Medeni Kanunun 1027 maddesi gereğince tapuda isim tashihi istemine ilişkindir.
Davacı taşınmazın tespitinde uygulanan 326 tarih 10 cilt, Sahife:45, 27 sıra numaralı kayıttaki maliklerden … Binti … ile Gerede Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/542 Esas, 2006/88 Karar sayılı veraset ilamında ve dayanağı nüfus kaydında murisi olan … kızı … ile aynı kişi olduğuna ayrıca revizyon tapu kaydındaki … oğlu …’un da aynı kişi olup murisi …’nin “nüfus kaydında ve veraset ilamında belirtilen” eşi olduğunu tapudaki …’un baba adı dışında diğer hususların eski tapu kaydı ile veraset ilamında ve kadastro tutanağı içeriğindeki bilgiler ile uyuşmakta olduğunun ileri sürdüğüne göre yukarıda yazılı ilkelere uygun inceleme ve araştırma yapılarak idareden revizyon tapu dışında …’un kimlik bilgileri ile ilgili varsa dayanak belgeler getirtilip gerekirse şahitler keşfen taşınmaz başında dinlenerek kayıt maliki … ile ismi düzeltilmek istenen şahsın aynı kişi olup olmadığı kesin bir şekilde tespit edildikten sonra neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece, revizyon tapu kaydının hatalı olamayacağı düşüncesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 30.10.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.