Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2006/2407 E. 2006/4263 K. 06.07.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2407
KARAR NO : 2006/4263
KARAR TARİHİ : 06.07.2006

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Taraflar arasında imzalanan 02.12.1993 tarihli sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlık nedeniyle ICC kurallarına göre seçilerek oluşturulan hakem heyetince verilen karara karşı Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nca iptâl davası açılmış, mahkemece iptâl davasının kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava konusu olayda hakemlerce oluşturulan karara karşı HUMK.nun 516 ve devamı maddelerindeki hükümler uyarınca temyiz yoluna mı gidileceği, yoksa 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu uyarınca iptâl davası mı açılacağı hususunun öncelikle çözümlenmesi gerekir. Yanlar arasındaki sözleşme 05.07.2001 günlü resmi gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’ndan önce imzalanmıştır. Sözleşmenin “İhtilafların Halli” başlıklı 67. maddesinde, ihtilaf konusu hususların Uluslararası Ticaret Odası’nın anlaşma ve tahkim kurallarına göre ve seçilmiş üç hakem tarafından çözümleneceği kabul edilmiş, aynı maddenin devamında “hakemler Türk Yasalarına tâbi olacaklardır” hükmüne yer verilmiştir. Görülüyor ki taraflar arasındaki sözleşmede Türk Yasalarına göre hakemlerin karar verecekleri kararlaştırılmıştır. Bu kuraldan anlaşılması gerekenin sözleşme tarihinde mevcut olan Türk Yasaları olduğu ortadadır. Taraflarca daha sonra yeniden tahkim anlaşması yapıldığı kabul edilebilir ise de yeni bir anlaşmanın varlığı ileri sürülmüş değildir. Asıl olan taraf iradelerinin kabul ettiği ve düzenlemesi HUMK.nun 516-526 maddeleri arasında bulunan hükümlerin uygulanmasıdır. Sonradan yürürlüğe giren Milletlerarası Tahkim Kanunu’nda, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih hakkında ayrı ve özel bir hüküm bulunmadığından, Kanunun 05.07.2001 tarihinden sonraki uyuşmazlıklar hakkında uygulanacağının, daha önce var olan ve devam eden uyuşmazlıklarda ise tarafların serbest iradeleri ile bu tarihteki mevzuat uygulamasını seçtiklerinin kabulü zorunludur. Bu nedenlerle hakemlerce verilen kararın 4686 sayılı Yasa uyarınca incelenip hükme varılması bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 06.07.2006 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

(Muhalif) (Muhalif)

KARŞI OY YAZISI
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 02.12.1993 tarihinde imzalanan sözleşmeden kaynaklanmıştır. Hakemlerce verilen karara karşı açılan iptâl davası sonucunda davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dairemizin çoğunluğunu oluşturan üyelerle aradaki ihtilaf hakem kararının iptâl davasına mı konu edileceği yoksa, temyizen mi inceleneceği hususundan kaynaklanmaktadır.
Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 1/2 maddesinde bu Kanunun yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Dava konu uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiğinde uyuşmazlık bulunmamaktadır. O halde uyuşmazlığın Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun uygulama alanında kaldığının kabulü gerekir. Esasen bu konuda Dairenin çoğunluğunu oluşturan sayın üyeleriyle aramızda görüş farkı da bulunmamaktadır. Görüş farkı bu Kanunun zaman bakımından uygulanmasından kaynaklanmaktadır.
Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 1/1 maddesinde Kanunun milletlerarası tahkime ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu hükme bağlanmıştır. Milletlerarası Tahkim Kanunu, uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözümlenmesi gereken durumlarda uyulması gereken usul kurallarını düzenlemektedir. Bu nedenle niteliği itibariyle usul hukuku kurallarını içeren bir kanundur. O halde Kanunun zamanı bakımından uygulanmasına ilişkin sorunların da usul hukuku kurallarının zaman bakımından uygulanması ile ilgili kurallarına göre çözümlenmesi gerekir.
Yeni yürürlüğe giren kanun ile usul kurallarının uygulanması ile ilgili bir hüküm konulmuş ise bu hükme göre uygulama zamanı tespit edilir. Ancak Milletlerarası Tahkim Kanunu’nda da olduğu gibi bu konuda bir düzenleme yapılmamış ise, doktrinde de genel olarak kabul edilen görüşe göre, kazanılmış haklara halel gelmemek üzere yeni kurallarının makable şamil (geçmişe etkili) olarak uygulanması gerekir. HUMK.nun 578/1. maddesinde bu husus hüküm altına alınmıştır. Burada ifade edilen “kazanılmış hak” kavramından, tamamlanmış usul işlemlerine yeni getirilen kuralın bir etkisinin olmayacağının anlaşılması gerektiği bilimsel öğretide kabul edilmektedir. Bunun yanında tamamlanmamış usul işlemlerinin yeni Kanunun getirdiği hükümlere göre yapılması gerekir.
O halde uyuşmazlıkla ilgili olarak hakemlerde davanın Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olduğu dikkate alındığında uyuşmazlığa anılan Kanunun zaman bakımından da uygulanmasının gerektiği, bu Kanuna göre açılmış olan iptâl davası sonucunda verilen kararın temyizen incelenmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan Dairenin çoğunluk görüşünü oluşturan sayın üyelerin uyuşmazlıkta 4684 sayılı Kanunun uygulanmayacağına dair kararına bu nedenle katılmıyoruz.